Taş; “Bu rejimin adını doğru koymak lazım”

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Dayanışma Gecesi düzenledi.17 Kasım’da Alaborina Restoranda düzenlenen Dayanışma Gecesine ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, ÖDP,İl İlçe başkan ve yönetim Kurulu üyeleri,Kamu Emekçileri Sendikası Eş Genel Başkanı Aysun Gezen,CHP Merkez İlçe Başkanı Ebru Uzun ve Yönetim Kurulu Üyeleri,Halkevi Kilimli Şube Başkanı Halit Bayraktar,Alevi Kültür Dernekleri Zonguldak Şube Başkanı Mehmet Kaplan ve Yönetim Kurulu Üyeleri,KESK’e Bağlı Sendikaların Şube Başkan ve Yöneticileri,ZOKEV Yöneticileri, Enerji-Sen Genel Sekreteri Süleyman Keskin ve İşten atılan Eren İşçileri,Belediye Spor Kulüp Başkanı Nejat Uludüz ile birlikte çok sayıda konuk katıldı

KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen

Dayanışma yemeğinde Söz alan, Kamu Emekçileri Sendikası Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, ” Bütün direnenler olarak AKP’nin bize giydirmeye çalıştığı İslamcı faşist gömleğe rağmen direnenler olarak buradayız.  Dostların arasındayız güneşin sofrasındayız. Herkese kucak dolusu sevgiler.”dedi

ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş

Daha sonra kürsüye gelen ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş yerel gündemden genele ve özellikle AKP iktidarına yönelik düşüncelerini ve partinin güne uygun hedeflerini dile getirdi.Taş konuşmasında özetle şu düşünceler yer verdi, ” Zonguldak emeğin başkenti. Zonguldak’n emeğin başkentiyle anılıyor olması yalnızca kapsadığı emek yoğunluğuyla işçi sayısıyla ölçülemez. Zonguldak’ın emeğin başkenti olması Zonguldak’ta süren çok önemli direnişlerin işçi sınıfı direnişlerinin mücadelesinin bir sonucudur. Bu sıfatı bu direnişlerle Zonguldak hak etmiştir. 1991 deki o büyük Zonguldak direnişi aslında başkanlık rejimini o dönemlerde getirmek isteyen Özal’ı  “Çankaya’nın şişmanı işçi düşmanı” diyerek o projeyi o gün tarihe gömmüş bir sınıfın yeşerdiği bir kenttir Zonguldak. Fakat bu güne baktığımızda emeğin başkentinde bu gün  büyük saygısızlıklar büyük saldırılar var. Bu gün burada arkadaşlarımız var. Sendikalı olmak istedikleri için aslında evrensel insani ve anayasal hakkı var.  Sendikalı olma hakkını kullandıkları için işlerinden atılan arkadaşlarımız var.  Bu gün onları ziyaret ettik. 2010 tarihini hatırlıyorsunuz değilmi arkadaşlar. AKP cemaat bu gün kavga edilenler dün dost olanlar, bizim karşımıza çıktılar 2010 yılında bir anayasa değişiklik paketini önümüze koydular.  Ve her yerde şu sözü söylediler. Dediler ki; Eğer bu 12 yıllık anayasa paketine evet derseniz hem işçi sınıfı siz tek sendikaya değil 3 sendikaya üye olabileceksiniz dediler. Anayasa değişiklik paketi bu iş için dediler. Aradan 7 yıl yıl geçti. 7 yıl içerisinde bizde gördük ki, bırak aynı anda 2-3 sendikaya üye olmayı sendika hakkı talep eden işçiler hemen patronlar tarafından sokağa bırakıldılar. İşlerinden atıldılar. İşte bunun için mücadele eden arkadaşlarımız var. Eren Enerji ye mücadele eden arkadaşlarımız var. Emeğin başkentinde emeğin her ferdine karşı, işçi sınıfının her üyesine karşı saldırılar karşısında emeğin birleşik mücadelesi gerekiyor. O saldırı hepinize yapılmış gibi o arkadaşlarımızın yanında olmamız lazım. Onları yalnız bırakmamamız lazım. Bu vesile ile direnen Enerji Sen işçilerine de selam ediyoruz başarılar diliyoruz.

“Sendika özelleştirmenin bir kısmına evet dedi”

Arkadaşlar geçenlerde gene büyük bir direniş yaşandı burada Zonguldak’ta. Fakat bu direnişin sonunda sendika hükümetle yaptığı pazarlıklar neticesinde özelleştirmenin bir kısmına evet dedi diğer manada kendi sahalarını korumak açısından özelleştirme gerektiren diğer alanları torba yasa paketinden çıkardı. Yani bir tur işçi sınıfına ölümü gösterip sıtmaya razı ettiler.

Şimdi Zonguldak’ta emeğin başkentinde artık gelinen aşamada 80’lerden bu yana sürdürülen ve yanlı olan ve talan olan ve işsizlik olan ve hırsızlık olan ve saygısızlık olan aynı zamanda özeleştirmelerin sonuna geldik. Artık işçi sınıfının tek bir talebi olmalıdır. Özelleştirmeyi şöyle veya böyle yumuşatmak şöyle veya böyle bir takım kırıntılarla yetinmek değil, özelleştirmenin karşısında kamulaştırma talebiyle çıkmamız gerekiyor. Özelleştirme değil artık kamulaştırma işçi sınıfının ve emek güçlerinin artık öne çıkarttığı talep olmalıdır.

“Sovyet devriminin de 100. Yılını kutluyoruz”

2017 yılındayız bu yıl tarihsel mücadeleler açısında çok önemli bir yıl. Ve yine bu yıl Mark’sın yolundan giden Lenin’in 1917 Ekiminde gerçekleştirdiği Sovyet devriminin de 100. Yılını kutluyoruz. Bu da çok önemli bir tarih. Sovyet Devrimi yenildi, neden yenildi bunlar uzun uzadıya tartışılacak bir olay. Ama yenildi. Ama Ekim Devriminin ortaya koyduğu eşitlik özgürlük sınıfsız sömürüsüz bir dünya özlemi asla yenilmedi. Şimdi öyle bir dünyada öyle bir çağdayız ki; Ekim Devriminin devrimci dersleri ışığında insanlık iyiliği ya içinde yaşatacak yada bu barbarlığın içinde insanlığını kaybedecek kelimenin gerçek anlamıyla insan olmaktan çıkacak. Yeni Ekimler şiarıyla 2017 ye de özel bir anlam verdiğimizin farkında olalım arkadaşlar.

İşte Özgürlük ve Dayanışma Partisi, partimiz 96 yılında kurulduğunda işte o yaşlanmış olan sosyalizmin devrimci pratiği ekseninde kendini kendisini tanımladı ve özgürlükçü, eşitlikçi, özyönetimci, demokratik planlamacı, anti-militarist, feminist ve ekolojik bir sosyalizm temelinde  arayış partisi olarak kuruldu ve arayışımızı sürdürüyoruz. 9. Kongremizde bu arayışın ve bu yürüyüşün bir parçası olarak gelişecek.

“Biz AKP’yi 4 kez yendik”

Bu gün bizim karşımızda ki rejim siyasi İslamcı bir rejim. Bu rejimin adını doğru koymak lazım. Şimdi hepinizin sorması gereken soru şu; biz bu siyasal İslamcı rejimi, bu AKP’yi nasıl yeneceğiz? Bu karanlıktan nasıl çıkacağız? Bu soru devrimci bir sorudur, bu soruya bizim yanıt vermemiz gerekir. Önümüzdeki 2 yıl bu siyasi İslamcı rejimi yenmek için çok tarihsel yıllardır. Bu yıllarda bu siyasal İslamcı rejimi yani AKP’yi biz yeneceğiz yenmek zorundayız. Bu iddialarla siyaset yapmalıyız. Size şunu söyleyeyim. “AKP yenilmez” diye bir şehir efsanesi dolaşıyor. Şöyle bir geriye bakıp düşünelim biz AKP’yi 4 kez yendik. Gezi’de yendik, arkasından 7 Haziran seçimlerinde yendik, arkasından 16 Haziran Referandumunda yendik, arkasından o büyük adalet yürüyüşüyle yendik. Yendik ama arkasını getiremedik. Ve şimdi halkımız biraz AKP’nin yanında duruyorsa birleşik güçlü inandırıcı bir seçenek inşaa edemediğimizden dolayı duruyor. Bu nedenle kendi eksikliklerimize de bakarak meseleyi anlamamız gerekiyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: