Hayat felsefesi (7)

Bundan 20 gün kadar önce, Bülent Ecevit Hastanesi’ne yatan kayınbiraderim Namık Kılıç’ı ziyarete gittiğimde şöyle dedi: “Bu hastanenin temelini rahmetli Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel attı ama hiçbir yerde bir emare göremedim”. Bende bunu yazacağım dedim ve yazıyorum.

Bu hastanenin temelini atan Süleyman Demirel’in neden hastane alanında bir büstü yok? Konması gerekmez miydi? Şöyle ortada Mustafa Kemal Atatürk’ün, sağında Süleyman Demirel’in ve solunda üniversiteye adı verilen Bülent Ecevit’in büstü olan bir düzenleme yapılamaz mı? Yapılsa çok güzel olur! Bu üç kişiyi de çok seviyorZonguldaklılar!

Xxxxxxxxxxxxxx

Dünya sanayi ve teknolojide 4.0’ı yakalamışken biz hâlâ ilk çağ felsefesiyle yönetiliyoruz. Çok kahrıma gidiyor! Neden diye sorsanız. Her konuda derim. Önce insan sağlığını, işçi sağlığı ve güvenliğini gösteririm örnek olarak. Neden bu çağda bu kadar olanak ve bilgi varken çalışanlar, çok basit ve ucuz nedenlerle sağlıklı ve güvenlikli bir ortamda çalışamıyorlar? Nedeni basit. Çünkü işverenler cahil, yönetenler tamamen cahil! Onlar için ne doğanın değeri var ne de insanın.. Sanki körler ve sağırlar birbirlerini ağırlıyorlar(!) Nasılsa analar doğuruyor, babalar besleyip büyütüyorlar.

Buna örnek olarak, Bursa’da bundan 45 gün kadar önce meydana gelen kazan patlamasıyla 5 işçinin ölümünü ve 16 işçinin yaralandığını verebiliriz… Makine Mühendisleri Odası, facianın göz göre göre geldiğini; periyodik kontrollerinin yapılmadığını, deneyimsiz işçilerin çalıştırıldığını ve devletin de görevini yapmadığını açıkladı. Ayrıca kazan teknolojisinin de eskidiği belirlenmiş.

Demek ki bu tekstil fabrikası eski bir kuruluş ve işletme sahipleriyle çalışanların önemli bir kısmı çok deneyimli… Peki, bu deneyime rağmen bu kaza nasıl oluyor? Olur! Çünkü ihmal var. Patron daha fazla kâr için kazanı zamanında değiştirmedi veya gereken yenilemeleri yapmadı… Peki, patronun yapmadığını devlet neden görmedi? Belki de görmezlikten geldi!

Bunun için bir önerim var: Bir işletme kurulurken nasıl çalışacağı, sistemi, madde ve malzemeleri, enerjisi, emeğin niceliği ve niteliği, miktarları mutlaka belirlenir. Bu kitap, yöneten ve yönetilenler için pusula gibidir. Herkes bu pusulaya uymak zorundadır… İşte bu pusulanın öngördüğü ve iş, işçi sağlığı ve güvenliği gibi konularda işletmenin uyduğunu da devlet denetlemelidir. Bunun için mutlaka işletmeye gitmek gerekmez. Yapılan çalışmalar bir standarda bağlı olarak rapor edilir devlete periyodik olarak. Bu demek değildir ki bu şartlarda devlet denetimine gerek yoktur. Devlet de yine periyodik olarak denetimlerini sürdürmeli ama önce bu raporlar mutlaka kendisine gelmelidir. Hatta raporlar incelendikten sonra yeterli görüldüğünde raporlar da denetlenmelidir işletme bünyesinde.

Bir de meslek hastalıkları konusu var. Neden işçiler meslek hastalığına yakalanırlar? Gereken teknolojik ve fiziki önlemler alınmadığı için. İşte burada da aynı sorun var. İşverenler de devlet de aynı yaklaşımda; işçiler hasta olurlarsa tedavi olurlar, tazminat ödenir; olmazsa erken emekli olurlar deniyor!…  Tüm çalışanlar periyodik olarak sağlık kontrolünden geçmelidir.

xxxxxxxx

Cumhuriyet’te Ahmet İnsel’in yazdığına göre, OHAL ilan edildiğinden beri 28 KHK’nin sadece 5’i TBMM’ce onaylanmış. Hâlbuki Anayasa’ya göre ise,ilanından sonra 30 gün içinde onaylanmaları gerekiyormuş. Demek ki, Türkiye Cumhuriyeti artık ne hukuk, ne adalet ve ne de kanun devleti; devlet de değil!

Tüm dünyaya güzel bir yıl diliyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: