Dünden bugüne

  • okurken /yazarken

Ankara’daki yazı mekânlarımdan biri de Armada’daki Remzi Kitabevi’dir. Dün oaradaydım. Gah-i okudum ve dahi yazdım…

***

Aktaracaklarım Remzi Kitap aylık gazetesi’nin 2016 yıllığından alıntılandı.Konu başlıkları ordan, kısa ve özlü yorumlar benden. Beğeneceğinizi umuyorum…

***

Irmak Zileli’nin yazı başlığı şöyle : “Başkalarının acısı”…

Ne demek yani? Herkesin acısı elbette kendine göredir. Ya başkalarının acılarını ıskalayabilir miyiz?

Örnek vereyim: Terör şehitlerinin cenaze törenlerindek anne babaların, eşlerin çocuklarının acısı, vicdan sahibi kimlerin yüreğini dağlamaz ki ! Ya dramatize edilen görüntü ve yaşam öyküleri kimin vicdanını sızlatmaz ki !”

***

Bir söyleşisinde Ahmet Ümit: “ Önce kul kültürü kırılmalı” demiş. Şimdi düşünüyorum da, 1954-64 döneminde böyle bir kültürü tanımadım. İnanç ve İman, herkesin kendi vicdanındaydı. İbadet ve taalarımızda özgürdük. Kimse bizi yönlendirmezdi. Ta ki, bu akım Milli Nizam Partisi Parlamentoya girene kadar. Kısa sürede kapatılan bu partinin yerine Milli Selamet kuruldu.Koalisyon ortaklıklarında yer alan siyasal İslamcı partiler ( Refah, Fazilet,Saadet vb. yaşamımızdaki bir gerçekti. Ta ki, AKP iktidar oalana kadar(2002). Bu parti kadar hiçbir sızlanma yokken; hızla kul ya da biat kültürü oluştu; 15 yılda bugünkü konumuna ulaştı.” Bu kültürü yok sayamayacağımz gibi, ortadan kaldırmanın olanağı var mı? Bir oldu bittiyle son bulur mu ?Asla…

***

Ünlü ve önemli bir yazar Selim İleri, yazma uğraşı için şöyle demiş : “Yazma bende kansorejen bir şeydir”

Üretkenliğinin sonucu çok kitaba imza atmış olmasının bir  kanıtıdır bu söz.

Galiba bende de benzer bir tutku var.Buna en çok da eşim tanık: “ Yaz yaz bitmiyor, sadece yaşamak yaşamak değildir” diye eleştiriyor sık sık. Galiba kantarın topuzunu kaçırıyorum.

Hani Barış Manço’nun “Adam Olacak Çocuk” izlencesinin adı gibi, ben de Daha ortaokul yıllarımda tutulmuştum bu sevdaya: “ Yazar ve gazeteci olacak çocuk”. Edebiyat öğretmenlerim bunu keşfetmişlerdi beni. Öyle yönlendirdiler…

***

En büyük tehlike : OKUYAMAMAK…

Fakülteyi bitirdiğimde, Devrek’e döneceğim. Bir Akrabamızın kayın biraderi ve Başak Sigota Genel Müdürü olan Sedat Sağlam, beni uyardı:

“ Bundan sonraki hayatında seni bekleyen en büyük tehlike okuyamamaktır. Ne yap yap, okul bitti okumak da bitti havasına girme!”

İtiraf ediyorum: 1982 yılının son iki ayında Devrek Postası’nda yazma fırsatı bulunca, aç kurtlar gibi saldırdım yazmaya. Haklıymış. Sait Faik:  “ Yazmasam çıldıracaktım” demiştir. Oktay Akbal, “Yazmak yaşamaktır” derdi. Geçen ay yitirdiğim Dostum Hüseyin Pekin, bir kitabına  “Okuya Yaza-Yaza 0kuya / Bir Ömür Boyu Yaşamak” adını vermişti. 18 kitapla göçtü bu dünyadan…

Biz okuduk yazdık KİTAP olduk/ Siz de okuyarak “Dünyam Değişti” diyeceksiniz.

Kalın sağlıcakla ve sevgiyle…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: