Hayat Felsefesi (8)

Geçen yıl Ahmet Ümit’in “Elveda Vatanım” adlı eserini okudum. Sanki bu günleri anlatıyordu. Sultan Abdülhamid’in tahtan indiriliş safhasından başlıyor Kurtuluş Savaşı’na kadar geliyordu. Bu aradaki dönemin toplamı sadece 10 yıl kadar; 1908 – 1918. İttihat ve Terakki Partisi 10 yıl ülkeyi ve devleti teslim almış, Sevr Antlaşması’yla düşmana teslim etmişti. Avrupalılar 1782 yılında Versay’da (Polonya’da) aldıkları kararı adım adım hayata geçirmişler ve Osmanlı İmparatorluğu’na 20 Türkiye vilayeti kadar; Batı Karadeniz ile İç Anadolu’yu kapsayan toprağı bırakmışlar, kalanını aralarında paylaşmışlardı.

O günlerde de bu günlerdeki gibi, ülkeyi Türk İslam Sentezi felsefesini ve ruhunu taşıyan içi boş, maceraperest, bilimden, üretimden uzak, İttihat ve Terakki Partisi yönetmişti. İçeride halk ikiye bölünmüş; Abdülhamit taraftarları, meşrutiyet taraftarları haline gelmişler ve toplum birbirine düşürülmüştü… İşte bu şartlarda Osmanlı, Birinci Dünya Savaşı’nı yaşamıştır. Almanya’nın yanında Alman çıkarları için savaşa giren Osmanlı, tüm Avrupa’yı karşısına almış ve hezimete uğramıştır!

Peki, Sevr ile yok olan imparatorluktan sonra Türkiye nasıl var oldu? Sosyalist Sovyetler Birliği sayesinde. 1917 yılında kurulan Sovyetler Birliği, emperyalist Avrupa devletlerinin korkulu rüyası olmuştur ve kuruluşla birlikte Avrupa’nın batısındaki ülkelerde sosyalist işçiler ayaklanmaya başlamışlar, isyanlar çıkarmışlardır. Ayrıca bu emperyalist ülkelerin Birinci Dünya Savaşı öncesi ülke servetleri milli gelirlerinin altı katıyken savaş sonrası iki katına düşmüştür(Thomas Piketty-Yirmi birinci yüzyılda kapital)…İşte, bu iki nedenle emperyalist devletler, dünyanın diğer ülkelerindeki güçlerini geri çekmişler ve Anadolu’da bizi Yunanlılarla baş başa bırakmışlardır. Ama hâlâ gözleri, kulakları ve akılları Anadolu topraklarındadır. Ve Atatürk sonrası, 1946’dan beri adım adım Türkiye halkını ele geçirmişler son darbeye çok yaklaşmışlardır. Ve bugünkü karmaşa, bunalım, cahilleştirme, yoksullaştırma buna çok uygundur! Yani Türkiye halkı yeni bir 1918 Sevr’i yaşayabilir!

Bu konudaki son örneklerden biri de Norveç’te yapılan NATO tatbikatında hedefe Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Recep Tayyip Erdoğan’ın hedefe konması, Kanada’daki toplantıda da Hulusi Akar’ın boynundaki kemer izli fotoğrafının çoğaltılıp dağıtılması skandallarıdır.

Gelelim topraklarımızın ele geçirilmesine:

Topraklarımızın ele geçirilmesi ise sadece askeri ve fiili olmaz, toraklar üzerindeki insanların o topraklardan doğal ve özgürce yararlanamamaları halinde de olur. Bugün termik santraller, hidrolik santraller ve diğer santraller bölgede yaşayan insanların sağlık ve esenlikle, özgür yaşamasına engel olduğundan, karara yabancı kaldıkları için istila edilmiş sayılır. Bunların en kötüsü termik santrallerdir ve çevrelerindeki yaşam büyük tehlike altındadır.

Topraklarımızın istila edildiğinin diğer göstergesi, topraklarımızı üstünde ve altında maden aranması, bunun için siyanür dâhil kullanılması, çevre ve hava kirliliği yaratılmasıdır.

Havamıza, toprağımıza ve oralarda yaşayan canlılara zarar veren diğer kaynak ise bitkisel üretimde kullanılan tohumların kendileriyle bu bitkiler ve çevresine verilen-dökülen ilaçlardır. Hibrit kaynaklı tohumlar toprağın kimyasını bozuyor, verimsizleştiriyor, ilaçlar da toprak üzerindeki diğer bitkileri ve böcekleri yok ediyor. GDO’lu tohumlardaki kimyevi maddeler de aynı şekilde toprağı bozuyor, çevreyi bozuyor; doğal yaşamı yok ediyor, bizi de hasta…

Şimdi soruyorum: Zenginlik mi istiyoruz yoksa sağlıklı bir yaşam mı?

Eğer zenginlik istersek bedeli köleliktir; yok, sağlık istiyorsak bedeli özgürlüktür.

Seçin bakalım!

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: