Hayat felsefesi (13)

Dünya üzerinde su sıkıntısı çekecek 11 büyük kent içinde yer alan İstanbul için sadece 9 aylık su rezerv var. Güney Afrika’nın Cape Town kenti modern çağda içme suyu tükenen ilk kent.

İstanbul’a benzeyen dünyanın diğer büyük kentleri ise şunlar: Kahire, Cakarta, Londra, Sao Paulo, Pekin, Bangalore, Moskova, Tokyo, MecsicoCiyty ve Miami.

Dünyada 2030 yılında su ihtiyacı arzın(rezervin) yüzde 30 üstüne çıkacak.

Sıkıntıya girmenin çeşitli nedenleri var; başlıcaları:

  • Şehirleşme: şehir içindeki tüm alanların beton olması ve yağmur sularının doğrudan kanalizasyon yoluyla kullanım dışına gitmesi ve buharlaşma olanağının da kalmaması,
  • Sanayileşme: Sanayinin üretimde su kullanması ve yoksullara ulaşmak için üretimin, genellikle kalitesiz olmasıyla gereken miktarın 5-10 kat artması,
  • Tarım üretiminin pazara dönük yapılması nedeniyle çok su kullanılması, GDO’lu, hibrit ve örtü altı üretim miktarının çok artması ve üretimin 3’te birinin çöpe gitmesi(Bu ürünler insanın sadece karnını doyuruyor; sağlığını bozuyor),
  • İklim değişikliği nedeniyle bazı bölgelerde kasırgalar, aşırı yağışlar, seller olması, bazı bölgelerde kuraklıklar ve çölleşmeler başlaması,
  • İnsan ve meta taşımasının genellikle karayoluyla ve otomobillerle olmasından doğan kirlilik.

Bu saydığımız alanlar hakkında ekonomi biliminde bahsedilmiyor. Tüm hesaplar para üzerinde kurulu; paranın olmadığı ortamlarda ekonomi yok. Tıpkı aile ekonomisinin, pazara yansımayan ürünlerin ve hizmetlerin ekonominin konusu olmadığı gibi(!) Sonuçta yıkıma doğru giden bir dünya, yıkıma doğru giden insanlıkla karşı karşıya kalıyoruz. Peki, yıkıma giden insanlık ve dünyadan sonra bugünkü ekonomi bilimi kalacak mı?

Bir başka ve önemli çelişki ise; ekonomi, sosyoloji ve psikoloji bilimleri “Sosyal Bilimler” çatısı altındayken 3’e bölünmüşler. Yetmemiş ekonomi 30’a, sosyoloji 25’e ve psikoloji de 20’ye bölünmüş. Eğer, tekrar, özel olarak bir çatı altında toplanma olanağı yaratılabilirse insanlar tekrar insan olmaya başlayabilirler! Ve mutlaka bir bilim dalı olarak bir çatı altına alınmalıdırlar.

İnsan olmanın tamamlanması için yapılması gereken diğer iş; doğal bilimlerle(fizik, kimya, biyoloji, jeoloji, astronomi)  sosyal bilimlerin bağlarını kuracak bir bilim dalı yaratmak. Çünkü hayat bir bütün, canlılar(insanlar) doğayı, doğa da insanları etkiliyor; değiştiriyor, dönüştürüyor.

İşte o zaman herkes tüm bilim dallarını daha kolay anlayabilecektir. Hayata daha objektif bakabilecektir.

Kapitalist sisteme uyarlanmış, çarpık, doğayı sadece bir meta/sayı gibi gören anlayıştan kurtulduğumuzda; gerçek ve evrensel bilim anlayışına ulaştığımızda ilk başarılarımız:

  • İklim değişikliği en aza inecektir, belki hiç olmayacak, yaşam doğal hale gelecektir,
  • Doğal kaynaklar tükenmeyecektir,
  • İnsan ve emeği daha değerli hale gelecektir,
  • İnsan ve diğer canlıların sağlıkları korunmuş, gelişmiş olacaktır,
  • Doğa kirlenmesi en aza inecektir,
  • Bilimsel gelişmehızlanacaktır,
  • Savaşlar olmayacaktır,
  • Dünya cehennem olmaktan kurtulacak cennet olacaktır.

Daha bilimsel ve daha gerçek bir hayatın içinde olmak dileğiyle…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: