Türkiye halkı nasıl sürü toplumu yapıldı?

Türkiye, yeni saadet zincirlerine tanıklık ediyor. T Özal’ın bankerleri, batık bankaları ve Titan saadet zincirlerine şimdi de AKP,Çiftlik Bank’ı ekledi. Hem de iktidarınve devletin baskısını en üst seviyeye çıktığı ve kimsenin gık sesini çıkaramadığı bugünde.

Çiftlik Bank’ı medya tartışıyor, ama Çiftlik Bank’tan zarar görenlerle buna göz yuman suçluların bulunmadığı bir ortamda. Tartışmayı yürütenler, kendilerini bilinçli saydıktan sonra halkı akılsız, “sürü toplumu” olarak yargılayıp faturayı yine halka çıkarıyorlar. Sanki hırsızın hiç suçu yok, gibi. Sürü toplumu, nedir ne değildir, bunun bir hikâyesimutlaka vardır, diyerek işin uzmanı olan akademik araştırdığım bulguları paylaşmak istedim. Kaynak kişi: Erol Anar-http://dunyalılar.org67943.htm//.

“Sürü Toplumu”,tanımı,1848de Amerika’dakullanılır. Dan Rice adında bir palyaço,bando arabasında coşkulu müziklerle, bandoya sen de katıl sloganıyla politik turlara çıkarak halkın dikkatini çeker ve popülerliği ile de seçimlerdebüyük başarı kazanır.

“Sürü psikolojisi, bir yığın kural ve koşullarla temellenmiş belirli inançların, bir grup, bir topluluk, bir ülke insanları arasında yayılmasıdır. Sürü psikolojisibilinçli kişiliğiortadan siler, insanın düşünce ve duyguları tek tarafa yönelir, zihniyet tekleşir. Toplum bir denizdir ve denizdeki bireyartık kitleyle beraber her şeyi yaparak kendi özgün kişiliğini yok edemese de bir sürede olsa onu yok sayar. Birey toplum denizine dökülür, görünmez yasa ve kurallarla sorgulaması istenmeden, sisteme uyması istenir. Sürü psikolojisi işte burada devreye girer ve bireyin, kitlenin küçük bir parçası olarak ortak bilince uymasını sağlar.” (E. Kanar)

“Özellikle Ortadoğu gibi tarikatçı ve cemaatçi bir geleneğin ve dinin toplumsal hayatı şekillendirdiği toplumlarda,sürü psikolojisi üst boyutlardadır. Ortadabir özgür birey ve sivil toplum yoktur. Bu koşullarda birey kendini sürü psikolojisine terk eder. Türkiye toplumuna özel olarak bakarsak son yıllarda cemaatçi ve tarikatçı örgütlenmelerin devlet himayesinde olduğunu görürüz. Siyasal partilerin çoğu, en azından büyükleri, kendi kitlelerine bir sürü gibi davranmaktadır. Diğer yandan daha özgürlükçü sol hareketlerin bile tarihine bakarsak orada da sürüden ayrı tavır ve düşünce sahibi olan insanların tasfiye edildiklerine şahit oluruz. Bu tolumda kitleleri sürü psikolojisi ile yönlendirmek, başta iktidarlar, tarikatçı anlayışlar olmak üzere yaygındır ve içselleşmiş bir davranış biçimidir.” (E Kanar).

Çevre, düşüncelerimiz ve davranışlarımız üzerinde sandığımızdan çok daha etkileyici ve belirleyicidir, tepkilerden kaçınarak çevrenin istediği gibi davranırız. Bu kısıtlamalar önce ailede başlar. “Bunu yaparsan elalem ne der” diyerek baskı altına alınan birey, davranışlarını çevre süzgecinden geçirerek sürünün içinde hareket etmeye gayret eder. Sürüden ayrılanı kurt kapar sözü, otoriteye ve iktidara başkaldırmadır ve iktidar tarafından hemen başıezilir.

Gücü doğuran itaatin kendisidir. Sistem bireyi itaat ve hegemonyaya öyle alıştırmıştır ki birey güç olarak gördüğü her aygıt karşısında mantıksız biçimde itaat gösterir. Devlete itaat hep zorla olmaz. Devletin ideolojik aygıtları neden sürüye katılmamız gerektiğini sürekli olarak beynimize işler. Örnek, Hitleri izleyen Alman toplumunda insanlar uçurumdan atlayan koyunlar gibi olmuştur. Yani bir toplum da uçurumdan atlar. Demek ki sürüyü izlemek, her zaman varlığını güvenceye almak anlamına gelmiyor. Çoğu zaman intihara koşmaya benzer.

Otorite ve itaat kültüründe, “ben bana söyleneni yaptım, benim kişisel sorumluluğum yoktur” diyerek kişi,yapılanlardan sıyrılmaya çalışır. Birey bu koşullarda çalıştıkça kişiliği de değişir, bir makine kadar duygusuz olur, kendisinden istenenleri sadistçe harfiyen uygular. Ayrıca birey elinde otoritenin ve iktidarın gücünü taşır. Bu gücü kullandığında kendisinin de iktidarın bir parçası olduğunu ve iktidardan güç aldığını, yalnız olmadığını bilir.

Nietzsche, “insan, özgür insan, başkalarıyla sürüden ayrılabilir” der. Ne var ki İslamcıSermaye, sağ iktidarların, cemaatlerin vetarikatların otoriter gücüyle, özgür insanın sürüden ayrılmasına izin kolay vermiyor, emekleri Çiftlik Banklara peşkeş çekiyor. Çekilen acıları, dökülen gözyaşları ve kaybolan umutları da sırça köşklerden seyrediyorlar.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: