Hiçbir Devlet Kurmayıp Kimseyi Ezmeyen Erdemli Halkın Haftası Kutlu Olsun!

Tarih kaynaklarına göre Çingeneler yani Türkçe’de Romanlar diye ifade edilen halk, esas olarak kuzey Hindistan kökenlidir. Günümüzde ise Avrupa’da yaşayan göçebe bir halk olan Romanlar[ Hindistan’ın Pencap-Sind (Pakistan, Karaçi) nehir havzası boyunca Pakistan ve Afganistan’ın da içinde bulunduğu bölgelerden İran ve Anadolu üzerinden dünyaya yayılmıştır. Öylesine bir göç halidir ki bu Avrupa’nın neresine giderseniz gidin bu güzel insanlar ile karşılaşmanız mümkündür. Bazı bölgelerde yerleşik hayata geçmiş bu insanların günümüz dünyasında göçebe olarak yaşımını sürdüren pek çok soydaşı da mevcuttur.

Çingenelerin ana-vatanlarını neden terk etmek zorunda kaldıkları tarihsel olarak açıkça bilinmemektedir. Fakat en yaygın teori Gazneli Mahmut’un Sindh ve Penjap’ı işgali sırasında 500.000 Hintliyi esir aldığı ve Hindistan’ı fetheden Müslümanların, Romanları köle olarak alıp ülkelerine götürülmesidir.

Aksi anlamda ise Firdevsi’nin Şehnamesi’ne göre MS 420 yılında vatanlarını (Hindistan, Karaçi) terk edip dünyaya yayılan 12.000 kişilik Luri halkı, eğer Çingeneler ise dünyaya yayılmalarının Hindistan’ın işgali ile ilişkisi olamaz.

İlk kez nüfus kayıdına geçirilmeleri ise 16. yüzyıl’da İngiltere’de gerçekleştirilmiştir.. Aynı tarihlerde, Avrupa’nın birçok ülkesinde gezgin çalgıcı ve falcılardan oluşan bazı göçebe toplulukların kayıtlarına rastlanır. Bu halkın en yoğunluklu yaşadıkları yer olarak ise Avrupa’nın güney kesimidir. 19. yy.ın sonlarına doğru Kuzey Amerika’ya da göç etmişlerdir. Çingeneler yaşadıkları her ülkede değişik adlarla anılırlar.

Çingeneler, dünyanın en renkli göçebe topluluklarından biridir. Türkiye’de yoğun olarak yaşadıkları yerlerin başında özellikle Adana (Cono aşireti) olmak üzere, Çanakkale, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Düzce, İstanbul ve İzmir gelir. Çingenelerin büyük bölümü gelenek, göreneklerini ve topluluklarının yönetim biçimlerini korumuştur. İlk olarak 19. yy.da Avrupa’da, sayıları 10-100 aile arasında değişen Çingene toplulukları şefler seçmeye başladı.

Çingenelerin büyük bir kısmı kendi istekleriyle göçebeliği bırakmış, yaşadıkları ülkenin yaşam biçimini benimseme yoluna gitmiş fakat kendi kültürel durumlarını korumuşlardır. Bazı ülkelerde de yerleşik yaşama zorlanmışlardır ve bu dirençleri sonucunda soykırıma uğramışlardır.

Yarı göçebe, yarı yerleşik bir topluluğun sayımının yapılması güç olduğu için Çingenelerin kesin nüfusu bilinmemektedir.

Nisan 1971’de, Çingenelerin sorunlarını tartışmak üzere Londra yakınlarında ilk Uluslararası Roman Kongresi toplanmış olup bu kongreye atfen, 1990’dan itibaren 8 Nisan Dünya Romanlar Günü olarak kutlanmaktadır.

Eğlence hayatının en çok sömürülenlerinin, ucuz iş gücünün, toplumsal öfkenin muhattabının, hakaret olarak adlarının kullanılmasının aslında ciddi bir ırkçılık ile özdeş olduğu açıktır. Öyle ki bu ırkçılığa karşı olmak sadece Türkiye özelinde değil evrensel bir hadisedir.

Bu teknik bilgilerin dışında ise benim için bu güzel insanların başka bir anlamı var ki o da şu: Tarih boyunca hiçbir devlet kurup hiçbir halk üzerinde baskı, talan, asimilasyon, egemenlik kurmayan bu insanların önünde saygı ile eğilmek gerekiyor. Zira bir yerlerde bir erdem arıyorsak en büyük erdem budur!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: