Yalçın; “ÇED toplantısını yaptırmadılar, kadınlarımız teneke çalıp kovaladılar”

Bartın’a bağlı tarihi ve turistik ilçe Amasra’da kurulması planlanan, Amasra halkının da tepkisini çeken termik santral için verilen ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu’ kararının iptali için 2 bin 19 imza ile Zonguldak İdare Mahkemesi’nde açılan davanın son duruşması yapıldı.

 

Amasra Merkezi ve Bartın İli’nde sivil toplum örgütlerinin kurduğu Bartın Platformu, 7 Kasım 2016 tarihinde topladığı 2 bin 19 imza ile ‘ÇED Olumlu’ kararının iptali için Zonguldak İdare Mahkemesi’nde dava açtı. 1,5 yıl süren mahkemenin son duruşması görüldü. Duruşmaya, CHP Bartın Milletvekili Rıza Yalçınkaya, CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpçu, CHP Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, CHP Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, CHP Zonguldak İl Başkanı Umut Başoğlu, ÖDP Zonguldak İl Başkanı Akın Koç, ÖDP Bartın İl Başkanı Mehmet Güler, Yeşil Sol Gelecek Partisi İl Sözcüsü Ali Topaloğlu, TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı, KESK Zonguldak Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Vacit Esen,Çevre Derneği Başkanı Ahmet Öztürk, TEMA İl Temsilcisi Berran Aydan,Hayvan Hakları Dernek Başkanı Suzan Arığ,Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği eski Başkanı Gülderen Ar ve Yönetim Kurulu üyeleri,Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi Kadir Bacıoğlu, Bağlı sendika Şube Başkanları, sivil toplum örgütü temsilcileri, Bartın Platformu üyeleri, çok sayıda vatandaş ve her iki tarafın avukatları katıldı.

Duruşmaya katılacak grup, adliye önünde alkışlarla karşılandı. Kalabalık, adliye önünde termik santral istemiyoruz’ sloganları attı. Mahkeme başkanı, duruşma salonuna gazetecilerin girmesine izin vermedi. Duruşmaya Bartın Platformu adına platformun kadın üyeleri öncelikli olarak katılım sağladılar.

Bartın Platformu’nun avukatları ise savunmalarında; “Santral, liman, lavuar, kül depolama sahası entegre peojedir. Çevresel etkileri birlikte değerlendirilmelidir. Termikçi şirket projeleri bölerek yasaya karşı hile yapıyor… Tüm projeler birlikte ele alınmalı çevresel etkileri birlikte değerlendirilmelidir. Yalnızca bu projeyi değerlendirmek doğru değil… Tüm Batı Karadeniz bir arada değerlendirilmeli kümülatif toplam hesap edilmelidir. Gömü köyünde çok sayıda zeytin ağacı vardır. Muğla Idare Mahkemesi Zeytin Kanunu’na yaslanarak zeytin ağaçlarının yakınında santral kurulamayacağına hükmetmiştir… Sadece bu bile iptal sebebidir… ÇED plana değil plan ÇED’e uyduruluyor. 13 yıldır tek kürek kömür çıkarmayan şirket 3,3 milyon tin kömür çıkarıp santral çalıştıracağını söylüyor. Bu komik… Termik santral bu kadar iyiyse Catalağzı halkı yeni santrallere neden karşı çıkıyor. Halkın bizim yararımız yok diyerek isyan ettiği projede kamu yararı aranmaz.. Bartın halkının neredeyse tamamı bu projeye karşıdır.” ifadelerini kullandılar.

HEMA Avukatları’nın “Biz zeytin ağacı kesmedik… İzmir’e naklettik… Amasra’da balıkçılık yapan yalnızca 3-5 aileden ibaret…” savunmasına karşı gene Bartın Platformu’nun avukatları; “Şirket avukatları açıkca yanlış beyanda bulunarak mahkememizle dalga geçiyor” ifadeleri ile cevap verdi.

Görülen duruşmanın ardından Mahkeme kararın daha sonra taraflara bildirileceğini söyledi.

Emekli Öğretmen Kadir Şener Yalçın

“Biz on yıldır bu mücadelenin içerisindeyiz ve artık insanlarımız termik santralden bahsedince onun ne olduğunu biliyor ve o konuda hiç birşey anlatmıyoruz. Sadece ‘Şimdi ne yapıyoruz’ diye soruyor insanlar; yani imza mı topluyoruz, başka bir şey mi yapıyoruz! Gerçekten notere gidip bizzat para verip imza veren 2019 kişi var. Ben bunun örgütlenmesinde ana caddede, standa da çalıştım. Sokaktan geçen insanlara bu durumdan bahsettiğimizde; ‘Nerede, nasıl yapalım’ diye hiç yadırgamadan harekete geçti insanlar ve vekaletlerini verdiler. Bizim için bu mahkeme bu açıdan son bir merhale diyebilirim. Çünkü termikçiler biz bu davayı kazansak bile 10 metre öteye yeniden baş vurup yeniden bir süreç başlatabilirler. Sistem sonuçta onların lehine çalışıyor yoksa insanlar termik istemiyor, köylüler istemiyor. İnsanlar hiçbir ÇED toplantısını yaptırmadılar, kadınlarımız teneke çalıp kovaladılar ÇED için gelenleri, köylerde toplantılar için termikçilere kahvehane vermediler. İnsanlarımız artık o kadar duyarlı oldular. Termikleri protesto için 10-15 bin kişilik mitingler yaptık. Artık bıçak kemiğe dayandı.

Bizim Kavşak Suyumuz var, mahallelerdeki çeşmelerden para vermeden içme suyumuzu alıyoruz. Onu da elimizden almaya çalışıyorlar. Belediye Başkanı’nın ifadesine göre köylerden de gelip o sudanalıyorlar ve 100 bin kişi bu sudan yararlanıyor. Yani yaşam alanlarımıza sahip çıkıyoruz, müdahale ettirmek istemiyoruz. Çernobil bizi mahvetti, insanlarımız kanserden ölüyor. Bir de bunun üzerine termik kanserine yakalanmayalım. Termik santrallerin bize vereceği zarar çok daha büyük. Bu davayı büyük ihtimalle kazanırız diyoruz, bilir kişi raporu bizim lehimize ama hukuk bu ülkede aransa da malesef pek bulunmuyor. Bu yüzden veriler lehimize olsa da davanın ne olacağı ile ilgili sonuçtan emin olamıyoruz.

Bartın’ın Amasra dışında kalan kısmında da bu konu ile ilgili insanları kandırıyorlar. Diyorlar ki bu fabrikada on bir bin kişi çalışacakmış. Soruyoruz, bakıyoruz toplam yüz kişi civarında çalışan varmış. Bu yüz kişi ile 11 bin kişi arasında mukayese edilmeyecek bir uçurum var. İnsanlarımız biliyorsunuz algıya inanıyor ve bu siyasi iktidarlar algı ile ayakta duruyor. HEMA yüz kırk kişiyi işten atmış, 20 kişi basın açıklaması yapıyor ve ‘Ya Allah, Bismillah’ diye slogan atıyorlar buaçıklamalarında… Tehlikenin nereden geldiğinin farkında değiller gerçekten. O yüzden bu algı meselesini pek bizden yana çeviremedik, çünkü bizim elimizde birşey yok. Bu algıyı oluşturanların elinde gazete var, telvizyon var; bizim ise bir iki tane izlediğimiz televizyon var ve destek olalım diye satın alıp okumaya çalıştığımız bir iki tane gazete var. Onlar da malesef çok sınırlı bir çevreye temas ediyorlar.” açıklamasını yaptı.

Bartın Platformu Sözcüsü Adnan Soylu

 

 

 “2006 Yılında termikçi şirket Amasra’ya geldiğinde kömür çıkartacağım demişti ama daha sonra 2009 yılında ‘Ben kömürcü Mehmet Ağa değilim, termik santral kuracağım’ diye müracaat etti. İlk önce 1100 MW gücünde bir termik santrale müracaat etti daha sonra bunu 2600 MW’a çıkarttı. Şirket hızını alamadı ve 4600 MW’a çıkarttı, en sonunda da 6400 MW’lık bir santralden bahsediliyor. Bununla ilgili ilk söylediği yerli kömür kullanacağı, buradan kömür çıkartıp santralde kullanacağı idi. Ancak fizyolojik koşullar, coğrafi koşullar ve bilir kişilerin daha önce verdiği rapor bu bölgeye böylesi bir santralin kuralamayacağıdır, buna bağlı olarak ilgili Bakanlık dört kez bu kurulumu iptal etti. Fakat 15 Temmuz Darbe Girişimi sebebi ile ülkedeki meydana gelen kaotik ortamı şirket fırsat bilerek ve bakanlığın değişmesini de fırsat bilerek ÇED olumlu kararını aldırdı. Biz de hemen akabinde 2019 kişilik Türkiye’nin en büyük katılımlı çevre davasını açtık, 42 bin ıslak imzalı dilekçeler hazırladık, 7 km uzunluğunda bir kortej oluşturduk ve bölgede pek görülmeyen bir olayı gerçekleştirdik; Amasra’da %95’in dükkan kapattığı bir esnaf eylemimiz oldu. Denizlerden balıkçı tekneleri ve yatlar ile Amasra’yı kuşatarak kararlılıkla eylemliliklerimizi sürdürdük. Ancak şu anda geldiğimiz süreç mahkeme sürecimiz ve dört tane davamız var. Ana dava olarak lisans iptal davası, ÇED iptal davası, liman davası ve su ile ilgili Kavşak Suyu davamız var.

İlgili şirket dört koldan saldırmakta, para ile satın aldığını düşündüğümüz bilir kişi heyetleri ile lisans üretimi, rödevans üretimi konularında mahkemelere sunduğu yanlış raporlar var ve buşekilde rödevans süresini uzatmayı başardılar. Daha sonra Amasra’da ve Bartın’da 100 bin kişinin ücretsiz kullandığı, neredeyse Bartın’ın tamamına dağıtılan Kavşak Suyu ile ilgili bir rapor düzenletmişler. Suyun arsenikli olduğunu, zehirli olduğunu, belediyenin bundan haberdar olduğunu ve halka bunu içirdiğini beyan ettiler. Sonucunda da ilgili şirket o suyun kendilerine tahsis edilmesi gerektiğini buyurmuştur. Tüm bunları toparladık; hukukçularımız ve arkadaşlarımız bu davanın takipçisi oldular. Şu anda da Zonguldak’tayız; idari mahkemede görülen 3 adet davamız var ve bunun duruşması için buraya geldik.

Amasra’dan, Bartın’dan ve ilgili ilçelerden yola çıktığımızda emniyetin bu durumdan tamamen haberi olup ne yazık ki Zonguldak girişinde emniyet tarafında durdurulmamız durumu gerçekleşti. Yaklaşık 45 dakika kadar orada GBT denilen işlem uygulandı. Daha sonra araçlarımız şehrin içinden doğru geçirilip ve bir Fener turu attırılarak buraya getirilmemiz sağlandı. Biz bütün bu uygulamanın bizim davaya gelişimizi geciktirmek ve engellemek amacı ile olduğunu düşünmekteyiz ve bu durumu da kınıyoruz.

Zeytinlik bölgesinin 3 km yakınına bir sanayi tesisi yapılamayacağı ile ilgili bir kanun maddesi var ve bu madde hala yürürlükte olan bir kanun maddesidir. Gömü Köyü’nde tespit ettiğimiz arazinin içerisinde 200’ün üzerinde zeytin ağacı vardı. Hemen bunun tür değişikliğine girerek bu bölgenin zeytin bahçesi olarak tescillenmesi için çalışmalara başladık. Orada da gene devletin ceberrut yüzü ile karşılaştık. İlçe Tarım, İl Tarım Müdürlükleri tarafından tescil ile ilgili yaptığımız tüm başvurular, çalışmalar kabul edilmeyerek engellendi. Daha sonra da tarla sahibi TKK’nın da yapmış olduğu köydeki bir kamulaşmadan korkarak 3 lira edecek tarlasını tabiri caizse 15 liradan, 5 katı fiyatla satarak oradaki bu alanı HEMA adlı şirkete sattı. HEMA adlı şirket izni olduğunu ve o zeytin ağaçlarını oradan İzmir’e getireceğini beyan etti. Ancak müdahele ettiğinde kesim izinlerinin olmadığını, ilgili ekipte bir ziraat mühendisi olmadığını; bu uygulamanın taşıma ve budama değil tamamen bir imha olduğunu tespit ettik. Fakat ne yazık ki Bartın İl Alay Komutanlığı’nda bulunan çalışanların olağan üstü çabası, Bartın Valisi’nin olağanüstü çabası, Kaymakam’ın çabaları ile bizim direncimiz yeterli gelmedi. Zeytinleri kestiler ve kendilerine ait arazinin içerisine dikerek yok ettiler.

Konu ile ilgili bir kamyoncuya imzalattıkları bir tutanak var. 37 tane zeytin ağacını bir kamyoncuya teslim etmişler fakat kamyoncunun zeytin ağaçlarını götürüp İzmir Bornova’daki tesise teslim ettiğine dair herhangi bir kayıt veya tutanak yok. Sadece göstermelik olarak bir kamyoncu, bir plaka numarası ve bir isim-soy isim ‘Ben 37 adet zeytin ağacını teslim aldım’diye imza atmış. Ertesi gün bizim şikayetlerimiz ile Bartın İl Tarım Müdürlüğü’nden gelen görevliler ve ziraat mühendisleri ile kesimin hukuksuz olduğunu, kesiminin usulsüz olduğunu belirten ve bir budama veya taşıma değil bu işlemin bir imha olduğuna dair bir tutanak tutuldu. Onlar da zeytin başına 2 bin TL şirkete ceza kestiklerini bildirdiler. Fakat orada da bir çelişki var. 227 tane olan zeytini Tarım İl Müdürlüğü ne yazık ki 37 tane olarak kayıtlara geçirmiştir. Yani tüm bürokratlar ve siyaset; şirketi koruma niyetli ve şirketin lehine olan bir takım çalışmalar yapmak için canla başla çalışıyorlar. Biz de buna alternatif olarak ‘Siz kesersiniz de biz zeytin ağacı dikemez miyiz?’ diyerek tespit ettiğimiz bir arkadaşın 7 dönümlük bahçesine 108 adet zeytin ağacı dikerek orayı zeytinlere kavuşturduk.” ifadelerini kullandı.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: