Seçimler mistik örtüyü aralaması lazım

Seçim çalışmalarında meydanlar ısındı. AKP açısından, Türkiye’nin 25 Haziran’a gözlerini nasıl açacağı şimdiden belli.

İktidar, devletin olanaklarını kullanarak rakiplerine üç koldan, cumhurbaşkanlığı (CB), başbakanlık ve bakanlıklar üzerinden rakiplerine üstünlük sağlamaya çalışıyor. CHP ise CB adaylığı ve Genel Başkanlık üzerinden AKP’ye yüklenerek seçim gündemini belirliyor. İYİ Parti Meral Akşener, Saadet Partisi Temel Karamollaoğlu ile CB adayları alanlarda çalışırken iktidar tarafından dokunulmazlığı kaldırılan HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise CB adaylığını cezaevinden yürütüyor. Muhalefet yarışın eşit koşullarda olması için itiraz ederken iktidar bir taraftan ileri demokrasi vaadi veriyor, diğer taraftan rakibini oyun dışı bırakıyor.

AKP, her seçimde yaptığı gibi 24 Hazirana, cumhur ittifakı taktiği ile gitti. Buna cevap hemen millet ittifakı, taktiği ile geldi, İYİ partinin seçime girmesi sağlandı. CB Erdoğan’ın meydanlardaki karşılığı ve halkı ayağa kaldırma taktiği olarak Muharrem İnce CHP’den aday yapıldı. Şimdi halk ve tüm partiler 16 yılın sonunda 25 Haziranda karşılarına neyin çıkacağını iyi hesaplamış olmalılar ki meydanları hiç boş bırakmıyorlar. Fakat meydanların dili çok ağır ve karşılıklı suçlamalar, hakaretler yapılıyor. En çok da Fethullah Gülen üzerinden yapılıyor.

AKP 24 Haziranda, yeniden bir demokrasi ve başkanlık sistemi yolunun açılmasını istiyor. Muhalefetse, AKP’nin istemi tamamen bir takıyyedir, altında tek adamlık gizli faşizm olgusu yatıyor, diyor. Muhalefet tarafı, demokratikleşme ile AKP’nin sorgusuz sualsiz yaptığı icraatları sorgulayabilir belki ama icraatların üstünü örten mistik sisleri aralar mı bilmem. Bir gün sistemin sorgulanabileceği hesabı ile bunu yapacağını zannetmem. Çünkü uluslar arası sermaye ve Türkiye burjuvazisi, Siyasal İslamcı kadroların yönetim becerilerine güvenmiyor fakat sisteme dair bir eleştiri de istemiyorlar. AKP FETÖ ilişkileri, Türkiye ABD ve İngiltere ilişkilerinin yeni boyutları, ekonomik altyapı ve hayat pahalılığı, üretime yabancılaşma, açık pazar, yargılı infazlar ile OHAL uygulamaları uluslar arası sermayeye güven vermiyor artık.

Burjuvazinin seçim taktiklerini emek cephesi nasıl eleştiriyor?

Burjuva sistemin krizine sosyalistlerin eleştirileri de giderek artıyor. Sosyalistlerin eleştirisi, yanlışları gösterip, yerine konması gerekenleri tavsiye etmek olarak değil, toplumsal olgunun büründüğü mistik örtülerin teker teker kaldırılıp mistik sislerin gizlediği insana aykırı gerçekliğin gözler önüne serilmesi eleştirisidir. Böylece insana yakışır bir dünya kurmaktır. Zira toplumu saran mistik sis perdelerinin arkasında insanlık katlediliyor. Bugün Suriye’de ve dünyanın pek çok ülkesinde insanlık açlık ve sefalet içindedir. İnsanlık yenidünyayı eski dünyanın eleştirisi yoluyla bulmak istiyor. Eleştiriyi akıl dışı toplumsal koşulların eleştirisine doğru ilerletmek istiyor. Buradan hareketle eleştirinin ekonomik politikalara, sivil topluma, hukuka, siyasete ve devlete yöneltilmesi gerekir. Toplumu muammaya çeviren, mistik toplumsal ilişkileri mazur gösteren bütün anlayışları da eleştirmek gerekiyor.

Günümüz aydınlanmacı anlayışı ise, halka doğru dinsel bilgiler öğretmeyi çare olarak görmekte ve laiklik mücadelesinde eğitime belirli bir vurgu yapmaktadır. Eğitimci yaklaşım, pozitif bilimle aydınlanmış bireyler yetiştirerek toplumun dönüştürülebileceğini savunuyor. Ancak, akılların mistik sislerden arınması eğitim öğretimle değil, mistik toplumsal ilişkileri fiilen ortadan kaldıran bilimsel eleştirinin, devrimci mücadelenin gelişmesine bağlıdır. Gerçek yaşam fiilen dönüştürüldükçe, insana aykırı ilişkiler (özel mülkiyet, meta, para, pazar, değer, ücretli emek) ortadan kaldırıldıkça zihinlerdeki mistik sisler de dağılmaya başlayacaktır.

İktidar partisi halktan yeniden tam bağımsız bir Türkiye, enerjide bağımsızlığı, güçlü sosyal devlet, ekonomik istikrar, yerli ve milli savunma, teknolojik devrim ve ileri demokrasi projeleri için destek istiyor. İstiyor da bu saate kadar yaptıkları gibi, bu projeleri uygularken toplumun üzerini yeni, sayısız mistik sislerle örtmeyeceğinin bir garantisi var mı? Şimdi aynaya bakıyor ve aynada kendisini, kimseye hesap vermeyen, herkese babalanan, azarlayan, ötekileştiren biri olarak görüyor. Bilinen söz, iktidarın aynası iştir, yaptıklarıdır lafa bakılmaz. Yapacakları da yaptıklarının göstergesidir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: