Krizle gelen krizle gidiyor*

Pazar günü milletvekili ve partili cumhurbaşkanlığı (CB) seçimine gidiyoruz.

Türkiye’de erken seçimler genellikle iki ana karakter üzerine oturmuştur. İktidar partileri arkalarında kamuoyu desteği varsa güç tazelemek için erken seçime giderler, ya da kapıya dayanan ekonomik krizden bir an önce kurtulmak için. Ama seçimlerin değişmeyen temel kuralı, krizle gelen iktidarların krizle gitmeleridir. Ecevit’i iktidardan düşüren ekonomik krizin üzerine AKP’nin geldiği gibi, aynı ekonomik krizle bu iktidarın da gidiyor olması gibi.

Hatırlayalım, Ecevit Hükümeti, işçi- işveren uyuşmazlıklarını çözmek için bir ekonomik konsey kurmuş, fakat krizler bir türlü çözülememişti. Kriz işçiye, memura, köylüye, esnafa nefes aldırmamış, Başbakanlığın önünde daktilolar yere fırlatılarak hükümet protesto edilmişti. Benzer durumla şimdi AKP karşı karşıya, pazar günü aslında bir anlamda bu ekonomik kriz oylanacak.

O dönemi kısaca bir hatırlayalım:

“BOP”’un eş başkanı ve Türk İslam Sentezinin uygulayıcısı olarak 28 Şubat siyasi ve ekonomik krizinin üzerine oturan AKP, on yıllık iktidar olmalarına rağmen erk olamadık derken, dönemin HDP Genel Başkanı Sebahat Tuncel, “bu hükümet F. Gülen Cemaati ile birlikte iktidara geldiler, birlikte yediler, şimdi birbirlerine girdiler” diyordu. Başbakan RT Erdoğan’sa F Gülen, CHP ve MHP’ye akıl hocalığı yapıyor diyerek rakiplerini suçluyordu. Muhalefet yolsuzluklarla ilgili mücadele için çok sayıda araştırma istedi, fakat yolsuzlukların üzerine gidilmedi. İktidar ortaklığının bozulmasıyla din ve vicdan sömürüsünün üstü biraz aralanmış olsa da iktidar yine de işçiyi, işsizi, taşeronu, emekliyi, küçük üreticiyi günden güne yoksullaştırmaya devam etti.

On altı yılın sonunda AKP İktidarının mutfağa yerleştirdiği ekonomik kriz halkın canını yakmaya devam ediyor, kapitalizm her zamanki saldırganlığına devam ediyor. Sermaye elindeki malı on katına, yirmi katına fiyatla satıyor, işçinin emeğini sömürmekten yana taviz vermiyor. Memur Sen’li, Hak İş’li, Türk İş’li, DİSK’li, KESK’li, Kamu Sen’li, Kamu İş’li demiyor, herkesi açlığa mahkûm ediyor.

Ekonomik kriz, bugün iktidarı neden bu kadar zorluyor?

İktidar öncelikle Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’ne büyük bir iştahla sarıldı ve bütçenin içini BOP’a harcanarak boşalttı. Ülke Amerika ve Avrupa Birliği’nin yanında Rusya’nın ve Çin’in açık pazarı haline geldi. İşçi sınıfı üretime yabancılaştırıldı. Pazara egemen olan İslamcı sermaye, bilgi yoğun teknolojiyi öteleyince şimdi giderek piyasadan silinme tehlikesi geçiriyor. Bütçe disiplininin bozulması siyasi bunalımlar başlattı. Kısaca sermaye, kendi içindeki rekabetin cezasını çekiyor ve 16 yıllık iktidarı sallıyor.

Görüntüye bakılırsa, iktidarı gidici gören çoğunluk sessizliğini koruyor ve insanlar yaşam konusunda endişeliler. İşsizlik başta olmak üzere mutfağı yakan enflasyon ve kurlardaki yükseliş umutları bitiriyor. Gelen dip dalgası yeni borçlanmaların habercisi oluyor, kemer sıkmalar kapıda görünüyor ve insanların psikolojisi bozuluyor. Emekli, patates dört lira, soğan dört buçuk lira oldu diyor.  Seçim meydanlarına bakıldığında, Sayın Erdoğan’ın karizmasına rağmen iktidar tarafında hareketliliğin azaldığı, muhalefetinse hareketlendiği görülüyor. Yani iktidarın büyüsü bozuluyor, ama büyüyü bozan ne Muharrem İnce, Meral Akşener, Temel Karamollaoğlu ne de Kılıçdaroğlu’dur. Bu kadar İslami referansa rağmen büyüyü bozan, ekonomik şartlardaki krizdir.

Halk 16 yıl boyunca mistik duygularla efsunlanmış gibi görünse de canını yakan ekonomik kriz karşısında başını kaldırıp “ne oluyor” demek zorunda kalmıştır. Yaşanan yoksullaşma karşısında emekliye verilen bayram (siyasi) ikramiyesi bile sessizliği bozamamıştır.

Bu iktidarı sallayan, ona gönül veren seçmeni değil, onun gitmesini sağlayacak şartların olgunlaşmasıdır. Bu şartlar da sebzedeki, meyvedeki komisyoncudur, kabzımaldır, tüccardır, yerli ürünü elde bıraktıran ithalatçıdır, ona fırsat sağlayan iktidarın kendisidir.

İnsanlar şimdi çocuklarını cemaatlere muhtaç bırakmayacak, genç işsizlere üretkenlik kazandıracak, çağın gerisinde bırakmayacak kültür ve özgürlüklere yelken açtıracak sağlam, yeni siyasi limanlar, yeni iktidarlar arıyor. Bakalım bulabilecek mi?

* Başlık, 30 Mart 2014 yerel seçimlere giderken yazdığım yazımın başlığıdır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: