Hayat felsefesi (27)

Bir Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimi daha yaptık. Sonuçta en mutlu olan taraf Cumhur İttifakı(AKP ve MHP) oldu. Millet ittifakı(CHP, İyi Parti, Saadet Partisi ve DP) ise beklediğini bulamamanın hüznünü yaşıyor. HDP’de memnunlar arasında; barajı geçerek çıkarttığı milletvekili sayısıyla 3. Oldu. CHP’nin aldığı oy oranı yüzde 25,32’den yüzde 22,74’e düştü gibi görünse de azalmanın İyi Parti’ye gittiği kabul edilmeli ve İyi Parti’nin MHP’den de oy alarak barajı geçtiği kabul edilmelidir. Yani İttifaklardaki partiler birbirlerini beslemişlerdir.

Sonuçta 1 Kasım 2015 seçimleri sonuçlarıyla bir fark doğmamış taraflar aynı oyları almışlardır. Demek ki Türkiye seçmeninin değer yargıları yerleşmiş ve bunun değiştirecek bir yapı, bir ortam yok gibi görünüyor.

Peki, seçmen dağılımı ve değer yargıları nasıl değişecek? Değişmesi mümkün değil mi? Bunun biraz sorgulayalım:

Bu dağılım neden değişmiyor?

  • Meclise giren ve girme potansiyeli olan tüm partiler birbirlerinin tamamlayan, benzer, düzenle sorunu olmayan partiler,
  • Bu partilerin iç işleyişlerinde demokrasi tam işlemiyor, yönetenler de demokrasiyi içselleştirmiş değiller,
  • Üyelerin etkisi seçimden seçime; fiziki ve nakdi destek vererek partilerine katkı verebiliyorlar,
  • Önseçimler belki oluyor; o da delegelerin katılımıyla(küçük bir azınlık) oluyor, tüm üyelerin katılımları ise en sağlıklı yöntemdir,
  • Düzenle bir sorun olmayınca bilgi, fikir üretmeye, yenilik yaratmaya da gerek kalmıyor.
  • Sonuçta tüm söylenen sözlerin, vaatlerin içi boş kalıyor; sistem bir parti buluyor tüm isteklerinin hayata geçmesini sağlıyor.
  • Esas sorun ise, devletin özgür ve bağımsız olamaması, dış mihraklar tarafından ekonomik, siyasal ve askeri denetim altında tutulmasıdır.

Bu denetim 70 yıldır sürmektedir. Ne zaman farklı, özgür tutum alınmak istendiyse engellenmiş ve sorumlular yetkilerini kaybetmiş ve hatta cezalandırılmışlardır.

Bu bağlamda söylenecek söz, sorulacak soru şudur: Toplumun önünü açacak, başka bir dünyanın, başka bir yaşam tarzının olduğunu bilen ve iddia eden sosyalist partiler neredeler? Neden bir araya gelip ortak adaylar çıkaramazlar? Var olduklarını, farklı olduklarını, insanları ve doğayı en sağlıklı yaşatacaklarını nasıl anlatacaklardır… Bunun için çok kolay bir yol buldular ve HDP’nin peşine düştüler, haklılığına sahip çıktılar ve desteklediler. Ama HDP onların düşüncelerini tam ifade etmiyor ki! Ve sonuçta “sol” Türkiye demokrasisinde yok seviyesine düşmüş, halkın bilgilenme hakkı ve hukukunu sumen altına atmış olmakta, toplum sahipsiz, bir ayağı topal, bir gözü kör hale düşmektedir.

Türkiye halkını yaşadığı çürümeden, bilgisizlikten, bilimsizlikten, yoksulluktan, esaretten sadece sosyalistler kurtarabilir. Doğayla, tüm insanlıkla barış içinde bir arada yaşamı ancak sosyalistler kurabilirler.

Haydi, sosyalistler gelin bir araya! Haydi, insanlık dön yüzünü sosyalizme!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: