Hayat felsefesi (34)

25 Ağustos 2018 Cumartesi günü Cumhuriyet, “Kayıplar belli failler nerede” diye başlık atmıştı. Ve şöyle devam ediyordu: Tarih 20 Mart 1995… Eve dönmesi beklenen Hasan Ocak’tan 55 gün boy-unca haber alınamadı. Ardından geçen süreçte Ocak’ın işkence edilmiş bedeninin kimsesizler mezarlığına gömüldüğü ortaya çıktı. Hasan Ocak ilk kayıp değildi… Ve “Bir şeyler yapmalıyız” diyen yakınları gözaltında kaybedilmiş 30 kadar insan sessizce Galatasaray meydanında oturmaya karar verdi.

Her hafta tekrarlanan oturma eylemine yönelik 15 Ağustos 1998’de başlayan polis saldırısı ve gözaltılar 13 Mart 1999’a kadar sürdü. Baskıların sürmesi üzerine Cumartesi Anneleri 200. haftadan itibaren oturma eylemine ara verdi. Ancak 10 yıl sonra Anneler yine alanlara indi… Bugün 700. Hafta. Kayıp yakınlarıyla beraber soruyoruz: “Kayıplar belli, failler nerede?

Ve sanatçıların özdeyişleri:

Sezen Aksu: Allah’ım bu nasıl bir dünya? Bu nasıl ayıp? Seksen milyon hiçbir şey yapamadık… Rahat köşelerimizde acılarla kavrulmaları seyrediyoruz. Çok utanıyorum!

Sunay Akın: Bu utançla, bu acıyla, bu trajediyle bizi huzurlu günler beklemiyor. Cumartesi Annelerinin 700.üncü kez toplanmasıyla yakın tarihimizde yaşadığımız bütün acılar, çözümsüzlükler, kutuplaşmalar arasında bir bütünlük var. Karamsar olmamalıyız ama Türkiye’nin şu anki içinde bulunduğu durum, kaybedilen insanların akıbetinin ne olduğu konusunda gelecekte bilgi sağlayamayacağımızı gösteriyor…

Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya: Onlara sarılabilecekleri bir mezar taşını dâhi çok gören her şeyi, herkesi lanetliyorum.

Ümit Kıvanç: Şu toplum her Cumartesi toplanıp kayıplarını arayan insanlara dönüp baksa da, azıcık utanmayı öğrense. Bu ne büyük utançtır. Kadının veya adamın oğlunu, kızını, eşini, sevgilisini götürüp kaybetmişler, şimdi koskoca kadınlar, adamlar olan ufacık çocukların anasını, babasını, ablasını, ağabeyini yok etmişler; hepsini dipsiz, sınırsız acılara sürüklemişler; bu insanlar yılmadan hak arıyor, hesap sormaya uğraşıyor. Bizim arada sırada onlara destek çıkmamız pek az; pek yetersiz bir şeydir. Daha fazlasını yapmalıyız.

Bandista Grubu da direnişi paylaşıyoruz, “ Benim Annem Cumartesi” diyor.

Halbuki, bugünkü Cumhurbaşkanı 2011’de Başbakan iken Cumartesi Anneleri’yle görüşmüş ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonunun 13 Eylül 1980 tarihinde Göle’de gözaltına alındıktan sonra işkencede öldürüldüğü ve cenazesinin yakıldığı kesinleşen Cemil Kırbayır hakkındaki kararı, yargıya intikal ettiği halde savcılık bu kararı dikkate almamış, işleme koymamıştır. Konu belirsizliğe bırakılmıştır.

Ve Cumartesi Anneleri’nin 700. Eylemi…

Eyleme polis saldırdı, şiddet gösterdi, eylem yasaklandı, aralarında annelerin de bulunduğu onlarca kişi gözaltına alındı. CHP’li Sezgin Tanrıkulu, bakanla görüştükten sonra emrin bizzat İçişleri Bakanı tarafından verildiğini öğrendiğini söyledi.

Bu konuda ne diyor İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: “Artık bu istismarın ve kandırmacanın son bulmasını istedik. Bu ikiyüzlü kandırmacanın son bulmasını istedik. Ne yapsaydık yani? Anneliğin teröre kılıf yapılmasına göz mü yumsaydık? Çocuklarımızı terör örgütü üyeliğine özendirip, İstanbul’un gözbebeğinde anacaksınız diye teşvik etmelerine, annelerin gözü yaşlı bir şekilde evlat yolu gözler halde bırakılmalarına göz mü yumsaydık”.

Sayın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu savunması çok yetersiz ve anlamsız olduğu görülüyor. Sanki biz “Devletiz, ne yapsak hukukidir, ne yapsak doğrudur”, gibi anlaşılıyor. Halbuki, rahmetli Cumhurbaşkanı ve duayen devlet adamı Süleyman Demirel şöyle demişti: “Kars’ın Ardahan İlçesi’nde bir koyun kaybolsa, hesabını DEVLETE(bana) soracaksınız.

Devlet kendisine başvuran veya bildiği her konuda hak sahiplerinin haklarını bulmak ve kendilerine ulaştırmak zorundadır. Bu konularda istemde bulunan teröristmiş, terörist yakınıymış, hırsızmış, katilmiş, işçiymiş, ağaymış, işsizmiş, kadınmış, erkekmiş ayırımı yapmaz, yapamaz.

Yok, eğer yapamıyorsanız istifa edeceksiniz, yerlerinize yapacaklar, yapabilecekler gelecekler.

Sizden istediğimiz: vatandaşları adaletle, bilimle, sağlıklı yaşam şartlarıyla, özgürlükle ve barışla buluşturmanızdır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: