Hayat felsefesi (36)

İslam anlayışında kader diye bir değer-anlayış var. İnsanlar her kötülüğü/yanlışı kadere bağlıyorlar; yaptıkları güzel şeyleri de kendilerinin başarısı gibi ifade ve kabul ediyorlar… Şimdi bu anlayış doğru mu, mantıklı mı oluyor? Hayır. Bilinçli olarak yapılan her şey insanın sorumluluğunda ve yetkisindedir. Doğadan, dış etkenlerden gelenlere/geleceklere karşı bir önlem alma bilgisi ve olanağı varsa ve yapmıyorsak bu da kader değildir. Eğer bilgimiz yoksa veya biz bildiğimiz ve sahip olduğumuz tüm gerekenleri yapmamıza rağmen zarar görmüşsek işte bu kaderdir.

Ama toplum kolaycılığa kaçtığı, tembel olduğu için birinci anlayışta direniyor.

Son günlerdeki gelişmelere göre devletin ve halkın ne konuma geldiğini daha iyi anlıyoruz. Sorunumuz yabancılaşma… Kendimize, emeğimize, ülkemize ve devletimize yabancılaşma… Bizim yabancılaşmamız nereye kadar sürecek? Yok, oluncaya kadar mı? Kendimiz, ülkemiz ve devletimiz yok oluncaya kadar sürecek mi?

Konuya emeğimize yabancılaşma ile açıklık getirmeye başlayalım: Karl Marks’ın tezi ve öngörüsüyle;

Emeğimize yabancılaşma, bir işyerinde yaptığımız çalışmalar sonunda elde edilen ürünlere ulaşamamamız ve elde edemememizdir… Bunun nedeni patronların ürünlere el koyması, çalışanların aldıkları ücretlerin bu ürünleri satın alacak miktarda olmaması ve yetersiz yaşam ve gelişme olanaklarına sahip olmalarıdır. Bu ortamda çalışma modern köleliktir.

Yakın bir zamanda gazeteden okuduğuma göre, Batı Avrupa’da çalışanlar ücretlerine zam istememişler. Neden istememişler? Çünkü aldıkları ücretler, hayatlarının tüm gereksinimlerini karşılıyormuş… Bu ne demektir? Bu ülkelerde çalışanlar emeklerine yabancı değil…

Tabii burada şöyle de bir çelişki var: Bu ülkelerde ekonomik yapı nasıl işliyor? Tüm dünyanın insanlarını emeğine yabancılaştırarak! Gerekiyorsa silah, savaş, sermaye zoruyla…

İşte bu emeğe yabancılaştırılan ülkelerde emekçiler az veya çok kendilerine, ülkelerine ve devletlerine de yabancılar… Yabancılaşma sermayeye, siyasete, devlet ve ülke yönetimine katılamama, söz, yetki, karar sahibi olamama gibi bir sonuç doğurmaktadır. Ama hayatın tüm sorunlarına, çilesine ve acılarına ortaktırlar…

Türkiye halkı da artık Türkiye sermayesine, devletine ve siyasetine yabancıdır. Türkiye’de 29 milyon sigortalı çalışan yanında 3,5 milyon sigortasız çalışan vardır. Çalışanların yüzde 40’ı asgari ücretle çalışmaktadır. Asgari ücret bin 600 lira, yoksulluk sınırı ise bugün için 7 bin lirayı geçmiştir. Yani asgari ücret 7 bin lira üzerinde olmalıdır… İşte bu büyük bir yabancılaşmadır.

Yabancılaşmanın bir diğer kaçınılmaz yönü sisteme de yabancılaşmadır ve en önemlisi de devlettir. Türkiye halkı bugün için Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yabancılaşmıştır. Devlet yönetimi meclis sisteminden başkanlık sistemine geçmiş ve tüm yetkiler Cumhurbaşkanına verilmiştir. Milletvekillerinden oluşan bir TBMM olsa da yetkileri sınırlıdır, başkanlık sistemini denetleyecek yeterliliğe sahip değildir. Başkanlık sistemi önüne ne getirirse onun üzerinde fikir üretecektir ama bu fikirlerin halka yansıması sınırlıdır, gösterişten ibarettir. Diğer ve en önemli sorunlardan birisi de TBMM’yi oluşturan vekillerin önseçimsiz şekilde, parti başkanı ve çevresinin atamalarıyla belirlenmesidir. Yani bu vekiller; halkın vekilleri değil parti başkanının ve şura kasının vekilleridir.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, yeni ekonomi programı sunumunda, Devlette Maliyet ve Dönüşüm Ofisi kurulacağını, bu ofise tüm bakanlıkların temsilcilerinin katılacağını söylemiş. Ama sonrasında kamudaki bu otokontrol yetmiyormuş ki, ayrıca Amerikan danışmanlık şirketi McKinsey ile de denetleme anlaşması yapılmış.

Şimdi daha iyi anlıyoruz; Devlet hastanelerinde neden en önemli ilaçların, sağlık araç ve malzemelerinin bulunamadığını, kalitelerinin düştüğünü.

Şöyle sorabiliriz: Neden Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni Amerikan McKinsey şirketinin eline düşürdünüz?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: