Tersine dönmüş dünya

Dünyanın batıdan doğuya döndüğünü hep öğrendik de kendimiz için “Tersine Dönmüş Dünya”yı hiç öğrenmedik. Dünya ile insan arasında kendine ait bir döngü benzerliği vardır. Dünya kendi ekseninde dönerken insan kendine öğretilenin etrafında döner, düşünür ve ona göre hareket eder. Kendine öğretilenin dışına çıkamaz. Bunun sebebi bireyin yalıtılmışlığıdır.

Yalıtılmışlık, psikanalizlere göre “bir tasarım ya da bir eylemle, bireyin düşüncelerinin ya da etkinliklerinin tümü arasındaki bağlantıların koparılmasıdır. Bireyler yalıtılmış durumda varlığını sürdürebilirken, yalıtılmışlık kendini düşünce etkinliğinde ve genel olarak etkinlikler düzeyinde duraklamalarla belli ederler.” (Meydan Larousse, cilt 20, sayfa 12377).

Yalıtık birey, depolitizasyon/aşırı politizasyon kıskacı ile modernite ve kent yaşamının yabancılaştırıcı etkisi altındadır. İş bölümü, mülkiyet, mübadele, meta, para, fiyat, faiz, pazar, ücret, ücretli emek, sermaye, rant, borsa, dünya pazarı, sınıf, hukuk, sivil toplum, devlet gibi kapitalizmin ayakları, bireyin dünyasını tersine döndürmüş ve yalıtık hale getirmiştir.

Tersine dönmüş dünyayı neden konu etme ihtiyacı duyduk, derseniz, Zonguldak’ta, Kozlu’da olduğu gibi ülkenin her noktasında toplumu saran bir ekonomik, beraberinde bir de siyasi kriz var. İktidar ekonomik krizi pazarın büyüsü ve başka ülke yöneticileriyle takışarak aşmaya çalışırken, para, faiz, pazar, karşılığı ödenmeyen ücretli emek, dünya pazarı ve adalet, insanların dünyasını tersine döndürmüş, dünyadan ve çevresinden bihaber, karnını doyurmak ile meşgul yalıtık insan şimdi politikanın kıskacı altında travma yaşıyor.

Krizler genelde fazla üretimden kaynaklanırken bu sefer önlenemeyen israflarla iktidar eliyle düşürülen sanayi ve tarım üretimi, krizin başlıca nedeni oldu. Borç batağı hem devleti sardı hem o çok sevdirilen özel sektörü. Sermaye sınıfı, krizin ceremesini şimdi devlet eliyle her zamankinden daha ağır şekilde, işçi sınıfının ödenmemmiş ücretli emeğine el koyarak ve aşırı tüketimi zorlayarak halka ödetiyor. Sendikal muhalefeteyse baskı yoğun. Dünya tersine dönmüş vaziyette. Yalıtık insan şimdi, devletten işsizlik ve pahalılığı önlemesini, çarşıyı pazarı denetlemesini, haksız kazanç sağlayanın cezalandırılmasını istiyor da tersine dönmüş dünyada bu mümkün mü? Yastık altından çıkan altın ve dolarlar halkı kurtarmak için çıkarılmıyor herhalde.

Bu noktada Akademisyen Nuran Yıldız, Ankara- Avrupa Çalışmaları Dergisi, cilt 11, yıl 2012 sayfa 119- 134 “Yeni Zamanlar ve Yeni Liderlik Anlayışı” çalışmasına bir bakalım:

“Son yıllarda toplumsal değişimlerle ilgili analizlerin ortak saptaması, birey, teknoloji ve ilişkilerin sürekli olarak birbirini ürettiği yönündedir. Sürekli yeniden üretim, sürekli değişim, belirsizlik, geçicilik, kayganlık, parçalanmayla tanımlanan yeni bir toplum anlayışı oluşturmaktadır. Zamanımızda üretim sistemleri ve tüketim ilişkileri temelinde bireyler arası ilişkilerin yarattığı değişimler, yeni bir lider anlayışını getirmektedir. Dünya liderleri arasındaki davranış farklarını bu noktada değerlendirmekte fayda var.

1990 başında 17 yaşındaki Demetrick J Walker’in arkadaşını öldürüp onun ayağındaki 125 dolarlık ayakkabısını alması, mahkemede Houston Savcısı Vinson’un suçlamanın bir kısmını reklâmlarla üretilen imajlara yönlendirmesi önemlidir. Bugün tüketim ilişkilerinin en önemli dönüştürücülerinden biri cep telefonu, diğeri internet ortamıdır. Temel ihtiyaç dışında bireyin neyi, neden tükettiğinin genellikle rasyonel bir açıklaması yoktur. Ekonomistler dünya genelinde yaşanan ekonomik krizlerin önemli nedenini tüketim davranışlarındaki rasyonel bağın kopmasıdır, diyor. Ancak her tür kriz yeni tür üretim ortamı da üretmektedir. Bu süreçte tüketim araçları, bireyi tüketime yönlendirmekte ve zorlamaktadır. Ritzen’e göre, tüketimin araçları büyülü, dinsel karaktere sahip katedrale benzer. Sistemin çevrimi için sorgulamadan uzak tutmak üzere büyülemenin sürekliliği kaçınılmazdır. Baudrillard’ın saptamasıyla da birey, sisteme tasarrufuyla değil, tükettiği ile hizmet etmektedir. Kapitalizm ürettiği nesne ve ilişkileri bireye arzulatmaya ve gereksinim duymaya zorlamaktadır. Böylece birey, hiçbir zaman varılması mümkün olmayacak olan tatminin ardına düşürülmüş olmaktadır.”

AKP İktidarı, ekonomiden sonra şimdi de insanda kriz yaşıyor

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: