Yerel yönetim felsefesi üretim odaklı olmalıdır

Gündemin yerel seçimlere odaklandığı bugünlerde,yönetime aday olanlar başta olmak üzere, siyasi tercihi olmayan herkes, seçimlere ve seçilecek yönetimlere felsefi bir inanç yükleyerek beklentilerini dile getiriyorlar. Felsefi inançları doğrultusunda rakipleri karşısında da kendilerini konumlandırıyorlar.

Yerel yönetimler, yerelin ihtiyaçları doğrultusunda hizmet üretirlerken seksen sonrası merkezi idarenin icazeti dışına çıkamadıve belediyelerle muhtarlıklar adeta umutsuz vaka oldu, devletin taşra bürolarına dönüştüler. 31 Mart seçimlerindeyse adaylar, genel başkanların şahsında, onlara yakınlıkları ölçüsünde ve verdikleri güvenle belirlendiler. Bir dönem heyecan yaratan ve güzel de hizmet üreten bağımsız adayların bu dönemde esamisi okunmadı. Bu,Türkiye’yi en iyi gösteren durum oldu.

Kırk yıldır merkezi yönetimin icazeti altında ezilen yerel yönetimlerin felsefesi bu saatten sonra “üretim odaklı”olmak zorundadır. Bu dönemde, bu koşullarda üretim odaklıyönetim anlayışı ütopik gelse de satacak elinde bir malı ya da hazine arazisi kalmadığından başka şansları yok. Hele de belediye payları kararnamelere bağlandıktan sonra. Seksenden beri bir eli yağda bir eli balda olanAnkara sermayesinin merkezi Ortadoğu Sanayi ve Ticaret Merkezi (OSTİM) başkanı bile yerel seçimlerle ilgili bakın ne diyor:

“Yerel Yönetimlerin nitelikleri ve uygulamaları biz Küçük ve Orta Boy İşletmeler (KOBİ)’lerin, üreten ve istihdam eden kesimi de yakından ilgilendiriyor. Nasıl bir yerel yönetim arzuladığımızı, anlatabilir, yerel yönetim hizmetlerinin odak noktasında KOBİ’lerin üretim ve istihdam bulunmadığını söyleyebiliriz. Oysa yerel yönetimlerin “üretim odaklı” olması lazım. Hükümetin de, yerel yönetimlerin de, biz sanayicinin de odaklanması gereken en önemli nokta üretimdir. Neden, çünkü üretim olmadan ortaya koyduğumuz hizmetlerin toplumsal anlamı kalmıyor. Toplum olarak üretmiyor, katma değer yaratmıyor, insanların çalışabileceği bir iş ortaya koyamıyorsak, parkın, şelalenin ya da bir lokalin anlamı kalmıyor.”

Sermayenin temsilcileri, emperyalizme karşıyım deyipBatılı sermayenin desteği ile yurtsever, ilerici insanları ve işçi sınıfını despot yönetimlerle bertaraf ettikten sonra Batılı sermayeye kapılarıaçan sanki kendileri değilmiş gibi şimdi, yerel yönetimlerin kendilerine fırsat hazırlamalarını isteyebiliyorlar. Ezildikleri Batılı sermaye karşısında yerel yönetimlerin üretim odaklı yol göstermelerini isteyebiliyorlar. KİT’leri ve yerel yönetimlerin ellerindeki fabrikave fabrika arsalarını yok pahasına alıp talan ettikten sonra!

Sayın OSTİM başkanının 23,5 yıl Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanlığı yapan Melih Gökçek’ten, üretim odaklı yeni iş alanları yaratmamasından memnu olmasa gerek. Aynı istemde M Gökçekten de bulunmuştur mutlaka. Ama gel gör ki 16 yıllık AKP iktidarı döneminde her türlü olanağı elinde tutan M Gökçek, üretim odaklı hizmet yerine yeraltı geçitleriyle Ankara’yı göle çevirmiştir.(Danismend.com/üretime-odaklı-yerel-yönetim/

“İnsanları işsiz bırakıp sonra da boş zamanlarında kötü alışkanlıklardan uzaklaştıracak çözüm arayışına giriyoruz” diyen OSTİM Başkanı, “İşsizlerimiz nasıl istihdam edilir, nasıl üretir, nasıl girişimci olabilir, nasıl ihracat yaparlar, demiyoruz. Bu realite üzerine yerel kamu hizmeti veren birimler bir beyin fırtınası yaptı mı? Sadece Ankara’nın değiltüm Türkiyeiçin benzer bir olumsuz manzara olduğunu vurgulamak istiyorum. Gösterişe, oya ve çeşitli çıkar çevrelerine odaklı değil, bu anlamda hükümetin de, seçmenin de dikkatli olması gerekiryoksa önümüzdeki dönemde de üretim dünyası adına aynı karamsar tabloyu seyretmeye devam ederiz” diyor. Ve “iş dünyası olarak yerel idarenin gelip bizzat üretim yapmasını, üretimin içine girmesini önermiyoruz, sanayici ve işadamlarına öncülük etmesini, yolunu açmasını ve engelleyici değil,destekleyici olmasını kastettiğini” belirtiyor.

Krizin toplumu sardığı bir dönemde seçime giderken, sermayeher türlü isteğini dile getirenleri var, başta hükümet olmak üzere. Peki, halkın, üretenve ürettiğinin karşılığını alamayanların, işsizlerin, yoksulların sesi kim olacak? Halkın sesi olmaksa o da o kadar kolay değil.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: