Yerel yönetimler, insanı değil üretimi yönetmelidir

Yeni yıl, doğada olduğu gibi hayatta değişimlerin yaşanması, yeni hayallerin kök salıp yeşermesi arzusudur. Bu duygularla öncelikle Susma Okurları, çalışanları ve insanlığın yaşamındaki değişimlerin, yeni umutlarla, geleceğe yelken açmasını dilerim.

Yerel seçimler, yerel kalkınma ve belediyecilik misyonu açısından tarihi önem taşıyor. Yerel yönetimlerin yetkilerini elinden alıp belediyeleri 16 yıl boyunca Ankara’dan yöneten AKP İktidarı, 31 Mart seçimlerine giderken başkan adaylarını yine merkezden tespit etti ve durumun aynı şekilde devam edeceğini göstermiş oldu. Böylelikle Ankara, yerel yönetimlerin üretim gücünü kırınca yereller küresel ürünlerin işgaline uğradı. İktidar, şimdi üretimsizliğin bedelini, soğan bile ithal ederiz, diyerek ekonomik kriz olarak ödemek zorunda aldı.

Bizim iktidarların, üretim yerine insanı yönetmek gibi bir alışkanlıkları vardır. Yeni seçilecek yerel yöneticilere, insanı değil üretimi yönetmek üzere çok önemli görevler düşüyor. Onlar üretimi yönetebilirlerse üretim de tüketim de işte o zaman hem yerli, hem milli olacak. Yalnız bunları hayal edecek, özgür düşünen, bağımsız hareket edebilecek, heyecan ve cesaret sahibi başkanlara ihtiyaç var. İnsanın değil de “Üretim Yönetimi” için çevremizdeki birtakım yanlış örneklerden sonra yeni adaylarına bazı önerilerim olacak:

Bir kere içinde yaşadığımız coğrafyanın doğal kaynaklar ve insan gücü açısından son derece zengin olduğu tespitinden hareketle üretim yönetimine önem verilmesi ihtiyacımız olduğunu belirteyim. Belediyelerde ağırlıkla hizmet üretilir. Hizmetlerin üretilmesi için de makine, araç gereç ve paraya ihtiyaç vardır ve bu araç gerecin en verimli şekilde kullanılması icap eder. Belediyelerde üretim yönetimi, mevcut sistemdeki malzemeler, beşeri gücü, makine teçhizat kaynaklarını en uygun şekilde değerlendirerek en çok talep gören ürün ya da hizmetin istenilen zaman ve mahiyette üretmek anlamına gelir.

Burada, Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi ve aynı zamanda İstanbul Politikalar Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Korel Göymen’nin yerel yöneticilikle ilgili tespitlerinden bazı önerilerini paylaşmak istedim:

“Ülkelerin rekabetinin devam etmekte olduğu, fakat bölge, yöre ve kentlerin taşıdıkları farklı özellikler ve potansiyel nedeniyle esas yarışın buralara kaydığı düşüncesi yaygındır. Bu nedenle bölge, yöre ve kentlerin yalnızca ulus devlet çerçevesinde tanımlanması dönemi de geçmektedir. Yerel kalkınmanın temel ilkelerinden birincisi, kalkınma insan odaklı olmalıdır. Salt büyümeyi amaçlayan, büyümenin bireylere ve topluma nasıl yansıdığını ihmal eden yaklaşımlar yeterli değildir. İkincisi, kalkınma eşitlikçi ve kapsayıcı olmalı, toplumun değişik kesimlerini nasıl etkilediği izlenmeli, eşit pay alamayanlar pozitif ayrımcılık uygulanmalıdır.”

Korel Göymen’den devamla, belediyeciliğin ve belediyelerin Misyonu:

“1. Ekonomik gelişme: Bir yörenin tüm kaynaklarının, doğal kaynaklar, insan gücü, sermaye ve teknoloji akılcı bir şekilde belirli önceliklere göre yöre insanının refahını arttıracak şekilde harekete geçirilmesi. 2. Sosyal paylaşım ve kapsayıcılık: Toplumda eşitlik, paylaşım, dayanışma, gönüllülük, toplum hizmeti, ortak gelecek, ortak sorumluluk gibi değer ve kavramları yerleştirmek, geliştirmek, sosyalizasyon sürecinin bir parçası yapmak. Bunları yaparken de tüm sosyal kesimleri kapsamalıdır. 3. Siyasal katılım: Tüm yurttaşların siyaset ve karar alma mekanizmaları konusunda bilgilendirilmelerini sağlayarak demokratik katılımcı, saydam, hesap verebilir siyasal yapılar ve süreçler oluşturmak. Temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçişi sağlamak. 4.Küresel çoğulculuk: Yöredeki dil, din, ırk, cinsiyet, kültürel farklılıkların insanları/grupları ayırıcı, uzaklaştırıcı değil, yakınlaştırıcı, birleştirici, sosyal ilişkileri zenginleştirici olmasını sağlayacak politikalar uygulamak.” (Korel Göymen).

Öneri sunmak kolay da gerçekleştirmek zor, hele de ülkenin iççinde bulunduğu zor şartlar altında üretim yönetiminden bahsetmek ne kadar akılcıdır, diyenler elbette var. Ama biliyoruz ki her birimizin içinde, ileri sürülen önerilerin gerçekleşmesi gibi arzularımız yok mu? Hatta bunu başaran yerel yönetimlerimiz de yok değil. Eskişehir, Ovacık misali.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: