Bir Devrimin sonu Cumhuriyet ve Atatürk on üç yıl sonra

« 1998 yılındaki Cumhuriyet Bayramı için Zonguldak dergisine bir yazı yazdım. Başlığını da Cumhuriyet Düşmanlığı koydum. O yıldan sonra, yaşar da görürsem o günleri, ne diye yazacağımı düşünmek bile istemiyorum. » diye yazmışım…

Yakıştıramadım kendime ama, bunu kendine yakıştıranların giderek çoğalmasıydı imlemek istediğim. Ne yazık ki, neredeyse, cumhuriyet düşmanlığı diyebileceğimiz bir garabet yaşanıyor son 10 yıldır. Cumhuriyet karşıtları, iktidar olmanın nimetlerini öylesine kullanıyorlar ki, insan ister istemez böyle düşünüyor. Önce, o yazımı alıntılamak istiyorum buraya:
*

Cumhuriyet’in 1O. Yılı’nda Atatürk şöyle diyordu:
“ Az zamanda büyük işler yaptık. Daha az zamanda daha büyük işler yapacağız. Atinin medeniyet ufkundan bir güneş gibi doğacağız. Büyük Türk milleti, medeniyete akıp giden her on yılda bu büyük bayramı daha büyük saadetlerle kutlamanı yürekten dilerim. Ne mutlu Türküm diyene.”
Bu söylevin üzerinden tam 74 yıl geçti. Geriye dönüp baktığımızda ne görüyoruz ?
İlkelerine, Devrimine, kalıtına ihanetlerle geçen bir 75 yıl. Bitip tükenmek bilmeyen cumhuriyet düşman-lığı, Atatürk’e karşı yürütülen maddi / manevi saldırılar ve neredeyse her alan-da tam bir teslimiyet içindeyiz…

« Cumhuriyetin temeli kültürdür « demişti Atatürk : « Ben kültür adamı değilim. » diyen bir bakan vardı kültürün başında.
Cumhuriyetin Başkent’i Ankara’nın « sanatın içine tüküren bir Belediye Başkanı » var.
Rüşveti, Allah korkusu önler fetvası veren Milli Eğitim Bakanımız da oldu..
Bilim’de de, siyasette de kadrolaşmaya ön açmaya çalışanlar ; » Müslüman Cumhur, İmam Hatipli Başbakan vaadederek iktidar oldular. Cumhuriyeti kollayıp korumakla görevli ordusuyla didişen bir yönetimi sürdürüyorlar.
Kadınını tesettür ve türbanla sosyal yaşamdan soyutlamak, siyaseti dinselleştirmek için demokrasiyi araç olarak kullanmaktan çekinmeyen bir siyaset anlayışı egemen kıldılar.
Örnekleri daha da çoğaltmak olanaklı, ama yararı yoktur bunun. Bu koşullarda Cumhuriyeti büyük coşku ve sevinçlerle kutlayamıyorum. Üstelik, yarınlarımdan da kaygı duyuyoruz.

*
Cumhuriyet bayramını acılar içinde şehitlerimize ağlayarak kutladık ; içimiz yanarak.

Dün Atatürk’ü andık : « Felaketlerden ders almak, aklı başında milletleri daha dinç ve azimli hamlelere sevk eder » öğüdünü tutamamanın utancı içindeydi bütün ulus.Van depremiyle yıkılmıştık çünkü.

Değişim, dönüşüm ve gelişim elbette gerekli. Ama bunu bile yüzümüze gözümüze bulaştırmışsak, suçluların telaşını görüp silkinmeliyiz artık…

Cumhuriyet’in ve Atatürk’ün hep düşmanları vardı. Ama ihanetin bu denlisine tanık olunmamıştı.

Cumhuriyet asla yıkılamayacaktır. Atatürk’ün fani varlığı toprak olsa da Cumhuriyet’in sonsuz kadar yaşayacağından asla kuşkum yok. Yeter ki ; kurup yaşatanların azim ve gayretini yılmadan üstlenecek kuşakları yetiştirecek irfan ordumuz öğretmenler yaraşır oldukları yaşam biçimine kavuşturulsun.

Atatürk’ün yüceliğini Nutuk’tan, karşıtlarını da « Atatürk Muhaliflerinden Portreler »adlı kitaptan öğrenebiliriz.
Atatürk’ümüzü özlemle, minnetle saygıyla anıyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: