Şiddet, insanların kendini var etme arzusudur

Şiddet, kamuoyunu meşgul etmeye devam ediyor. Bir taraftan insanlar, şiddet yoluyla kendini var etmeye çalışırken, diğer yandan da medya şiddet programlarıyla reyting yapmaya çalışıyor. Peki, günümüzde şiddete neden ihtiyaç duyuluyor?

İrfan Aktaş, Gazete Duvar’da, Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof Dr Nükhet Sirman ile bir TV kanalında gündeme gelen “ailede şiddet” üzerine bir söyleşi yapıyor. Söyleşide altı çizilen bazı noktalara okurlarımızın dikkatini çekme ihtiyacı duydum:

İ Aktaş: Kemalistler Cumhuriyet Rejiminin kadını özgürleştirdiğini söylerken haksızlar mı sorusuna, N Sirman, “Bu görüşü savunuyorlar ama elbette doğru değil,  çünkü kadın önce babanın, evlenince de kocanın reis olduğu bir düzende yaşıyor. 1934’de modern devletiz, dediler ama 1924’de kurulan Kadınlar Birliği 1936’da kapatılıyor.”

İ Aktaş: 2000li yıllardan itibaren kadına yönelik şiddetin, kadın cinayetlerinin korkunç düzeyde arttığı aktarılıyor. Bu şiddet dalgası iddia edildiği gibi kadınların kazanımlarından kaynaklanan bir erkeklik krizinin dışa vurumu mu?

N Sirman: “Bu önemli ama tek faktör değil. Bu ülkede erkek şiddeti sadece kadınlara değil, herkese yönelmiş durumda. İnsanlar birbirleriyle şiddet üzerinden ilişkileniyor artık. Erkeklik gaddarlıkla özdeşleşti ve savaş politikaları bunu derinleştiriyor. Artan fakirliğin de bu şiddetle ilgili olduğu söylenebilir. Boşanmaların önemli bir sebebi de bu. Fakirlik erkeğin, erkekliğini de zarara uğratıyor. Erkek artık reislik yapamıyor.”

Antropolog Michael Herzfeld’ten, “Eğer sır paylaşıyorsak yapmamız gereken bir şeyi yapmadığımızı hep beraber biliyorsak, bu bizi birbirimize yakınlaştırır, bizi cemaatleştirir, milli yapar” tespitini aktaran N Sirman, “Artık aile sırları daha fazla ortaya saçılıyor. Aslında ilginç noktalardan biri de insanların artık kendi suçlarını, yine kendi elleriyle ifşa etmekten çekinmemeleri. İnsanların kendilerini var etme ve seyretme arzusu var. Sosyal medya insanların kendilerini, kendilerinden çıkarıp, izleme olanağı yarattı, insanlar artık yazarak değil, yaparak ve göstererek kendi varlığını kanıtlama ihtiyacında.

TV’de konusu işlenen aile, size neyi anlatıyor?

Her ailenin karanlık bir yüzü var. Ortadoğu ve Akdeniz havzalarında namus ve şeref kavramlarının öne çıktığı ülkelerde aile yapısının, toplumsal düzenin temelini oluşturduğunu görüyoruz. Akraba evliliklerinin illa sakat çocuğa sebebiyet vermediği açık, ama Cumhuriyet rejimi bireyin sadece ve sadece kendisine tabi olmasını istedi. Akraba evliliği, aile cemaatinin genişleyip büyümesi sonucunu getirirken cumhuriyet daha kolay kontrol edebileceği çekirdek aileyi istiyor, bireyle arasındaki bütün ara mekanizmaları yok etmeye odaklanıyor. Geniş aileler, aşiretler ve cemaatler cumhuriyet ile birey arasında birer bent oluşturuyordu.” (Gazete Duvar, 12 Ocak 2019, İaktanQgazeteduvar.com.tr.).

Şiddeti AA’sına değerlendiren Psikiyatrist Prof Dr. Orhan Doğan da, “Ünlü olma takıntısı, fenomen (görüntü) olma ve ilgi çekmek, anormal davranışlardır” diyor. “İnsan davranışlarının temelleri büyük oranda erken çocukluk yıllarında atılmıştır. Bebeklikte anne bebek ilişkisinin doyumsuz olması, güven duygusunun gelişmemesi, cezalandırma, 5- 6 yaşlarında kişilik temellerinin sağlam atılamaması, kendini kendisinin ve başkalarının beğenmemesi, sonraki yıllarda iyi insan ilişkileri kuramama, kendini yetersiz görme, yanlış kişileri ve özellikleri örnek alma, anormal davranışların altında yatan nedenler olabilir. Ancak bunların tümünün bir kişide olması düşünülemez. Sosyal medyadaki anormal davranışlarsa bir eksikliği giderme çabalarıdır. Araştırmalara göre şiddete başvuran kişilerin çoğunun çocukluk yıllarında kötü muameleye maruz kaldığı ve istismara uğradığı ortaya çıkmıştır. Şiddete başvuranlar kendilerini doyumlu, huzurlu ve rahat hisseder ve suçluluk duygusu hissetmezler, uyguladıkları şiddetten zevk alırlar.” (Cumhuriyet Gazetesi, 23.12.2018).

Türkiye’den küçük bir şiddet haritası! Ekonomik krizle şiddet arasına sıkışan birey, kendini var edeceğini zannettiği şiddetten, psikoloji ile birlikte sosyolojinin ve antropolojinin yardımıyla ancak kurtarılabilir

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: