Yerel seçimler değişimin habercisi olabilir mi?

“Filozof Fontanelle, bahçıvanın sonsuzluğuna inanan bir gülün öyküsünü anlatır.* Gül, bahçıvanın sonsuzluğuna niçin inanır? Çünkü gül, bahçede hiçbir zaman başka bir bahçıvan görmemiştir. Metafizikçi de böyle düşünür, değişmeyi yadsır.”

Ekonomik krizle birlikte, siyasal ve kültürel krizin birlikte yaşandığı ülkemizde, genel seçim havasına sokulan 31 Mart yerel seçimlerinin üretim, tüketimle birlikte yaşam tarzında bir değişim yaratması bekleniyor aslında. Bir taraftan insanlarda umutsuzca, bahçede başka bahçıvan görmeyen gül misali her şeyin eskisi gibi devam edeceği inancı da ağır basıyor.  İnsanlar Fantonelle’nin gülü gibi: “Güneşin altında yeni bir şey yok.” “Her zaman zenginler ve yoksullar olacaktır.” “Her zaman sömüren ve sömürülenler de olacaktır.” “Savaşların sonu gelmez” cinsinden bilgelik gibi gözüken aldatıcı sözler, insanın umudunu kırıyor, onu aldatıyor, işi oluruna bırakan bir güçsüzlüğe götürüyor.

Ama tersine diyalektik düşünebilen, değişmenin her şeyin kendi içindeki özelliği ile birlikte evrensel ve kesintisiz bir gelişme olduğunu bilir. Ekonomik kriz nedeniyle 100 Jet sahibi işverenden otuzunun uçağını neden sattığını, Sabancıların Malta’ya ne amaçla sermaye kaçırdıklarını, soğanın yeniden neden yedi liraya çıktığını ve poşetlerin neden paralı olduğunu ne kadar edilgen olsa da bilir. Çünkü soğan ve poşet cepten bir şeyler alıp götürüyor.

Günümüz vahşi kapitalizm koşullarında, emperyalistlerle işbirliği içinde olan bizim yerli sermayenin tarihin tekerleğini geriye çevirmek istek ve arzusu ile değişimin ve gelişimin önünü kesmek istediğini herkes görüyor. Son kırk yılda, yerli otomobil, uçak fabrikası gibi afaki politik sözlerin yerini, sıfır gümrükle soğan, sarımsak, nohut, mercimek ithalatları alınca yaşam tarzı, eldeki olanla yetinmeye, dönüştü. Uşak’lının satamadığı nohuduysa hayvanlara yem oldu.

Dünya, her zaman ve her yerde hareket halindedir. Dünyanın durmadan, ara vermeden geliştiği, eskinin yok olup yeninin doğduğu bir zamanda artık değişmez toplum düzenleri ve sömürünün sonsuz olmayacağı, köylünün toprak sahibine, işçinin kapitaliste bağımlılığı gibi sonsuz düşünceler olmayacağı açıktır. Her seçimde insanlar bir umuda, bir değişime, eskinin yerini yeninin alması umuduyla oy kullanıyorlar aslında. Çalışan sağlıklı- güvenlikli iş ortamı, emekli maaş artış umudu, gençler sendikalı- sigortalı iş, üretici pazarda para eden ürün umudu içerisinde değişim seçeneğini düşünürken, muhalefet en azından bir tarım kredi kooperatifleri, köy kent, et balık kurumu, kalkınma kooperatifleri gibi projelerle bu insanların karşısına niçin çıkmıyor, anlayamıyoruz. Oysa insanlar üretmek, ürettiğinin pazarda para etmesini istiyorlar. Muhalefetin böyle projelerle toplumun karşısına çıkmama nedenleri edilgenlikleri olsa gerek.

İlkel toplumun parçalanmasından beri birbiri ardından gelen köleci, feodal, kapitalist toplumlar kendilerini dokunulmaz sanıyordu, oysa tarihin ileriye dönen tekerleği hepsini yıktı.

Yerel seçimler de genel seçim gerginliğinden kurtulup gerçek anlamda yerel seçim havasına dönüştürülebilirse 31 Mart, ekonomik ve siyasal anlamda bir “değişim seçimi” olabilir. Çünkü belirtmeye çalıştığım gibi insanlar öncelikle hayat pahalılığından kurtulmak, iş güç sahibi olmak, pazarda ucuz ve organik ürün bulabilmek istiyor. İnsan sağlığını bozan ürünlerden ve AVM’lerden uzaklaşmak istiyor. Gerek muhalefet gerek iktidar adayları, kent ve kasaba çeperindeki üretken insanlara el uzatır, ürünlerinin para etmesine katkıları olur, ürünlerinin bir kısmı kooperatifler aracılığıyla büyük kentlere ulaştırabilirse işte bu değişim demektir. Bu yolla bölge insanının ekonomik krizden, dolayısıyla siyasal krizden de çıkış yolu bulması yine bir değişim demektir. Şimdi adayların sadece bu olayı görebilmeleri gerekiyor.

“İnsanlar, sömürüye, savaşlara, yoksulluğa, açlığa karşı savaşım verdikleri ölçüde insanlaşırlar. Hayatta sonsuz insan yoktur. ‘Ben Egosu’ ile kendi mutluluğunu zayıfların mutsuzluğu üzerine kuranlara karşı, kendi mutluluğunu toplumun ortak mutluluğu sayan, kendisi için en yüksek sevinçleri tüm insanlık için savaşımda bulan yeni bir insan tipi de oluşmaktadır.”  *Georges Polıtzer, Felsefenin Temel İlkeleri

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: