Köy Enstitüleri Ve Politeknik Okulları

“Eller zekânın organlarıdır. Çocuğun eline koymadığınız şeyi aklına koyamazsınız. İnsan çevresine elleriyle sahip olur” der, İtalyan Pedagog ve Antropolog Maria Montessori.

Cumartesi (13.04.19) günü, Maden Mühendisleri Odasında, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD)Eğitim Sen, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Zonguldak Eğitim ve Kültür Vakfı (ZOKEV) tarafından Köy Enstitüleri ile ilgili panel düzenlendi. Köy Enstitülerinin, köylünün ekonomik kalkınmasında ve eğitim alanında yarattığı heyecan, Araştırmacı Yazar Ceylan Adanalı. Kabadayıoğlu ve Köy Enstitülü öğretmenler Saim Şen ile Ali Nuri Güntekin tarafından dile getirildi.

Montessori’nin ileri sürdüğü eğitim sistemi ile Köy Enstitülerinde uygulanan eğitim sistemi arasında hayli benzerlikler olduğu görülüyor. Köy Enstitülerinde uygulanan eğitim modelinde, yaparak yaşayarak öğrenme öne çıkmış ve eğitim süreci tamamen üretimin içinde gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Montessori ise elleri, zekânın organı kabul ederek öğrenilen bilgilerin ancak beş duyu ile beyine yerleşebileceğini savlayan materyalist eğitim sistemine, dolayısıyla “Politeknik Eğitime” referans vermiştir.

Montessori’ye göre eğitim sisteminin temel taşları; eğitim için hazırlanmış iyi bir çevre, istenildiği kadar materyal ve bu materyallerle istenilen yer ve zamanda, istenildiği kadar çalışma ve tekrar etme fırsatıdır. Akademik eğitimin yanında bireyin ihtiyaç duyduğu gerçek bir özgüven, sağlıklı bir hayal gücü, öğrenme isteği, bağımsızlık, muhakeme gücü ve karar alma yeteneklerinin gelişmesidir. Yetişkinlerden istenense, güçlü bir karakter gelişimi için fiziksel- ruhsal bir hijyen ortamının sağlanması ile gizil güçlerin uyandırılmasıdır.

Politeknik Eğitim, diyalektik materyalizme dayanan bir eğitimin uygulandığı akımdır. Bu eğitimi, Carvaka Okulu, Anaksagoras, Demokritos, Epikuros, Hobbes, Diderot, Ludwig Faurbach, Marks, Engels ve Lenin gibi felsefeciler savunmuştur.*

Karl Marks’a göre Politeknik Eğitimi şöyledir: “Kapitalist sistemde işbölümü, insanı, bir tek işe bağlı kılarak köleleştirmiş, onu kendi özünden, yeteneğinden ve özgürlüğünden ayırmış ve tek düzeleştirmiştir. Oysa ilkçağda insanlar çok yönlü eğitilip yetiştiriliyordu. Bireyin kapitalist işbölümünden kurtulabilmesi için bütün yönleriyle eğitmek gerekir. Kişiyi, kendi çevresine, ürettiklerine ve insana karşı yabancılaştırma yerine, bütünüyle gelişimini sağlayacak yeni bir üretim şekline ihtiyaç vardır. İnsan, bu eğitim üretim süreçlerinin bilimsel ilkelerini, üretimin yapıldığı atölye, fabrika, tarla, çiftlik gibi alanlarda öğrenir ve buraların hepsi okuldur. İnsan buralarda sınıf bilinci edinir, sömürüye karşı olur. Doğayla barışık, onu değiştirmeye çalışır, barışı, özgürlüğü, adalet ve özeleştiriyi başat değerler olarak kabul eder.”

“Diyalektik materyalizme göre gerçek, madde ile maddedeki çelişkinin yarattığı değişimdedir. Eğitim, bu değişimi denetleme ve üretme sürecidir. İnsan araç gereç yaparak ve kullanarak üretim yapan varlıktır. Üretimde kullanılacak her türlü bilgi- beceri, politeknik yaşamda düzenli olarak programlanır. Bu kuramın temel ilkesi: 1-Kuramların, üretim yerinde uygulamalı olarak gerçekleştirilmesidir. 2-Eğitim, üretim için olduğundan okul bir endüstri kurumudur ve burada bir ekonomik değer üretilir. 3-Fabrikada deney, gezi gözlem, inceleme, araştırma yapılır. Bilgi yaparak yaşayarak öğrenilir. 4- Bilinç, ortaklaşa çalışma ile edinilir. 5- Karakter eğitimi üretim ortamında yapılır. 6- Öz eleştiri, diyalektik akıl yürütmeye dayanır. 7-Doğadaki ve toplumdaki tüm olay, olgu ve nesnelerin birbiriyle ilişkili olduğunu gösteren durumlar eğitim ortamına taşınır.”

Köy Enstitülerinin tarihi mirasına sahip çıkarken, onun politeknik eğitimle ancak köykentlerde canlandırılabileceği ile ilgili politika üretmeye ihtiyaç olduğu aslında çok açık. Bunun için, ziraat fakültelerini üretimin merkezine taşıyacak, tarım ve hayvancılık ürünlerinin pazarlanmasında devletin yardımcı olmasını sağlayacak bir siyasi iradeye ihtiyaç olduğunu düşünmek gerekiyor. Ancak bugünün ne iktidarından, ne de muhalefetinden böyle bir irade ve girişim beklemek ham hayal olur, diye düşünmekten de kendimi alamıyorum.

*Tırnak içindeki paragraflar (http://www.beybut.com/iletişim) sitesinden alınmıştır

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: