Börtü-böceğe,ağaca-suya zaman ayırmaktan İnsanlıktan nasibimiz mi azaldı?

Uzun süredir, izliyorum, değerlendiriyorum yok mu bu işte bir terslik diyorum.

Son yıllarda özellikle toplumda, çevre bilinci, doğayı koruma, canlılara (hayvanlara) özel sahip çıkma ve bu konuda özel alanlar, çalışmalar, yasalar, platformlar oldukça yoğun bir mücadele alanı oldu.

Özellikle toplumun aydın diyebileceğimiz, çağdaş, demokrat çevrelerin bu konuda emeklerini bir taraf atmak haksız lık olur.

Bölgemizin Termik Cehennemine çevrilmemesi için yapılan çabalardan, Doğal yaşamı tahrip edenlere karşı kurulan platform ve mücadele içinde olanların ne kadar haklı olduklarını, gelecekte bölgeye yönelik ekonomik-politik adımlardan ne kadar haklı mücadele edildiğine tanıklık ediyoruz.

Yine son günlerin istihdam adına(!) yapılması düşünülen gemi söküm alanları yaratmaya karşı toplumsal muhalefetin gündeme getirdiği, insanlığın ve doğanın korunmasındaki halkı tepkiler.

İşte tüm bu yapılan ve insanlık , evrenin ve tüm canlıların korunması adına yapılan bu çaba ,enerji,zaman acaba bizim, insanlığımızın, dayanışma kültürümüzün,bizi biz yapan en önemli yanlarımızı alıp götürüyor mu diye sormaya başladım.

Ve son iki günde aldığımız haberlerin bunu doğrularcasına, var bu işte bir terslik dedirtmeye başladı.

Neydi son iki günde gelen o iki can alıcı konu;

Birincisi kentte çoğumuzun tanıdığı 62 yaşındaki “Kadavra Hasan” lakabıyla bilinen boyacı Hasan Yukuşar, hayatını kaybetti…

Nerede tedavi altında tutulduğu Niğde bakım evinde .

Kentinden, toprağından, dostlarından, arkadaşlarından uzakta yapa yalnız.

Diğeri ise yine kentin neredeyse önemli bölümünün duvarlarında, tabelalarında imzası bulunan Ressam Ümit Mustafa lakaplı Mustafa Enez, bir iş hanın da ölü bulundu.

Polis, 72 yaşındaki Ümit Mustafa’nın kaldığı Mete İş Hanı’nın kapısını kırarak içeri girdi. Ümit Mustafa’nın cansız bedeniyle karşılaşıldı.

O da yanlız, dostlarından, arkadaşlarından, yakınlarından ayrı yapayalnız.

Bu gidişte bir terslik var.

Börtüye-böceğe,ağaca,suya zaman ayırmaktan insanlık denen o varlıktan,duygudan,vicdandan her geçen gün uzaklaştığımıza inanıyorum.

Kimi gözlemlerimi sıralayarak gitmek istiyorum.

Bu sürede her şeyin popülist,göstermelik,vitrine oynayan tutum ve davranışlar daha da ön plana çıktığı bir dönem.

Bakın bu aylar gençlerin yeni hayat, birlikte bir ömür geçirecekleri düğünlerin olduğu günlerdeyiz.

Uzun süredir dikkat ediyorum. Düğün çiftleri, aileleri çiftlerin nikah şahitlikleri için yarışır durumdalar. önceden bir kız tarafından bir erkek tarafından olan nikah şahitlikleri şimdilerde sıra sıra dizilen,koca kravatlı,takım elbiseli,yakalarında milletvekili,bakan,iş adamı,il başkanı,belediye başkanlarının tek tip dizildiği ve nikah sonrasında kim nikah şahidi, kim kime şahitlik etmişin fazla bir esprisi olmayan ama o günün anısına sadece resimlerde kalan bir tabloya dönüşen suni -mekanik bir hayatların birlikte kurulduğu bir zaman diliminden geçiyoruz.

Yıllar sonra ne şahitler “acaba şahitlik ettiğimiz gençler ne durumda” diyen, nede şahitlik için o çabayı sarf eden gençler ne görüşüyorlar, ne birbirlerinden haberdarlar.

Diğer sunileşen, mekanikleşen konu cenaze merasimleri

Yakın arkadaşımızın, dostumuzun, bir tanıdığımızın yakının ölüm haberi geliyor.İlk işimiz hemen sosyal medyadan bunu duyurmak oluyor.

Arkasından gelsin yorumlar.

“Başsağlığı diliyorum”,”Allah rahmet eylesin”, “Mekanı cennet olsun”, “ışıklar yoldaşı olsun” türünden farklı toplumsal kesimlerin farklı duygularını yansıtan mesajlar.

Sonra bir bakıyorsunuz mesajı yazan kişi cenazede yok.Neden oradan görevini yaptı sayıyor kendince.

Başka, cenazenin defnedileceği mekan, cami-cemevi vs.

Katılım kalabalık, hatta resme girmek için ön saflar tutulmuş,cenaze namazı kılanlar arka sıralarda.

Son yıllarda bu acılı günlerin yerini insanların birbiri ile buluşup, çay sohbet ettiği, güldüğü, neşelendiği ,siyasetin,derin değerlendirmelerin olduğu anlara dönüştü.

Ve öyle bir hal aldık ki, cenaze-acı anları, sosyal medyadan baş sağılığı dile, gelme, camiye kadar gel orada eş dost gör ama, mezara,defin işlemin olduğu mekana gitme.

Üzülerek söylemeliyim ki, mezar işi, defin işi mutlaka ailenin en yakınlarını birinci dereceden ilgilendiriyor.Ama dostları,arkadaşları,yakınları da ilgilendirmesi gerekmiyor mu?

Sizce bunda bir terslik yok mu? İnsanlık dediğimiz o durumumuzdan sizce kayıp giden, yok olan bir şeyler yok mu?

Gelin hep birlikte sevgiyi, saygıyı, insanlığa bakışımızı yeniden gözden geçirelim?

Belki o zaman Kadavra Hasan ve Ümit Mustafa yanlız olmaz.

Ve bizler hepimiz üzüntülerimizi anlatmakta bu kadar zorlanmayız.

Yeniden İnsanlık için

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: