Millet İttifakı, Demokrasi İttifakına Dönüşmeli

Türkiye siyaseti yeniden ısınıyor. Yeni partiler ve ittifak arayışlarıyla önümüzdeki günler hayli hareketli geçeceğe benzer.

Özellikle de Ak Partiden kopup gelen kadroların öncülüğünde kurulan iki yeni partiyle birlikte Cumhur ittifakı hem güç kaybedecek, hem de etki alanını.

Muhalefet hata yapmazsa iktidarı da kaybetmesi mümkün olan Cumhur ittifakı, bu oyunu bozmak için görünen o ki, her yolu deneyecek.

Siyasette bu tür hamleler ve taktik manevralar doğal karşılanabilir.

İktidar partisi elindeki gücü ve olanakları kaybetmeme adına bu tür siyasi atakları yapmakta kendince haklı olabilir.

Ama muhalefet partilerinin ve özellikle de Cumhuriyet Halk Partisinin ayağına kadar gelen bu gol pasını auta atma lüksü yoktur.

Birkaç yıl öncesine dönecek olursak, CHP’nin tüm kadrolarının ve dolayısıyla üyelerinin tek beklentisi neydi?

Bizim kemik oylarımız iktidar olmaya yetmiyor, o zaman tek umudumuz iktidarda oluşabilecek bir çatlakla Ak Partinin bölünmesidir” diyorlardı.

Her ne kadar hala kimi ulusalcı kesimlerin askeri vesayetin durumdan vazife çıkarması, ordunun darbe yapması gibi bir beklentisi olsa da, bunun nesnel koşullarının ortadan kalktığını sanırım onlarda anlamışlardır.

15 Temmuz darbe girişimini bile kimi ulusalcı subayların gerçekleştirdiğini sanarak kutlama yapanların da olduğunu henüz unutmadık.

Yaptığı tüm politik hatalara karşın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yerel seçimler öncesi uygulamaya koyduğu ittifak politikaları sonucu büyük kentlerde belediyeler alınarak yeni bir heyecan dalgası ve yeni bir ittifak perspektifi geliştirildi.

Şimdi geldiğimiz noktada, siyasi konjöktürün de etkisiyle AK Partiden kopuşlar başladı.

Yani CHP nin hesapları bir ölçüde ttuttu.

Durum böyleyken CHP içerisinden kimilerinin kurulan yeni partilere ve kurucularına yönelik saldırılarına ne demeli?

Her zaman olduğu gibi yine mi ayağına sıkacak?

Kuşkusuz kurulan yeni partinin öncü kadroları ve liderleri de ülkenin bu duruma gelmesinin sorumluları arasındadır.

Her birinin geçmişinde yeterince siyasi defolar vardır.

Ama hangi siyasi partide yok ki!

Siyaseti kişisel hırs ve egoların yarışı, çıkar çevrelerinin kavgasında yer tutma olarak anlayan kadrolar, siyasetçiler tüm partilerde yeterince yer tutmuşlardır.

Şimdi uzun süren iktidar döneminde fazlasıyla yıpranan ve ülkeyi giderek demokrasiden uzaklaştıran, sosyal ve ekonomik olarak yaşanamaz hale getiren AK Partiden ve kadrolarından kurtulma fırsatı doğmuş iken, yeniden eski defterleri karıştırmak kimin işine yarar?

Kuşkusuz asıl olan, Türkiye de demokrasi güçlerinin oluşturacağı bir ittifakın ülkeyi yönetmesidir. Babacan’lara, Davutoğlu’lara  ve hatta CHP içerisindeki kimi rantiyeci siyasetçilere de ihtiyaç duymadan emek odaklı, insan temelli, barış ve özgürlükten yana tüm ilerici, demokrat, yurtsever insanların oluşturacağı bir güç birliğiyle oluşacak bir yönetim.

Ancak görünen o ki şu aşamada bu pek mümkün görünmüyor.

Hele de Millet ittifakının ana bileşenleri içerisinde bile HDP’yi dışarda tutmak isteyenlerin çoğunlukta olduğu bir ortamda bu hiç mümkün değil.

Eğer bir hukuk devletinde, bağımsız yargı, insan hak ve özgürlüklerine bağlı bir yönetim olsun istiyorsak; toplumun tüm renklerini bir zenginlik olarak görmeli, herkesi kucaklayacak bir demokrasi ittifakı oluşturulmalıdır.

Bu aşamada bu ittifakın içerisinde yeni kurulacak iki parti ve HDP de bulunmalıdır.

Ancak o zaman siyasetin üzerindeki sis perdesi aralanabilir

Ancak o zaman, haksız yere cezaevlerinde tutulan siyasetçiler, yazarlar, gazeteciler ve tüm masum, mağdur insanlar özgürlüklerine kavuşur, gerçek anlamda bir barış iklimi oluşturulabilir.

Kuşkusuz iş bununla bitmeyecek.

Asıl mücadele ondan sonra başlayacak.

Eşit yurttaşlık temelinde, tüm bireylerinin dinine, etnik yapısına, rengine ve siyasal görüşlerine bakılmaksızın özgürce düşüncelerini ifade edebileceği, örgütleneceği, savaş beklentilerinden uzak bir Türkiye’nin kurulması için önce bu iktidardan kurtulmak gerek.

Demokrasi güçlerinin birlikteliği bu ittifakın temelini oluşturabilirse ancak başarı gelecektir.

One comment

  1. geri zekalı demokrasi herkesin kendi davulunu çaldığı şeytanın sistemidir. Müslümanlık kendi davulunu çalmak değildir hep birlikte islamın davulunu çalmaktır

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: