Anneler En Kıymetli Varlıklarımız

Olanca duygusallığımızla yine bir korona salgını gölgesinde, evlerimizde kalarak Anneler Günümüzü kutladık. Aramızdan ayrılan, hayatta olan, sevinçli acılı tüm annelerimizin ellerinden öptük.

Onlar her daim başımızın tacı oldular. Bazen başımızı göğsüne yasladık, bazen dizine yatıp şöyle bir keyiflendik, ama o sert ve otoriter bakışıyla babamız da kıskanmadı dersek olmaz. İnsan, bugün tüm anneler mutlu olmuşlar mıdır acaba, diye düşünmeden edemiyor. Corona salgınında, Ortadoğu coğrafyasında, iş kazalarında, taciz ve tecavüzlerde kaç oğlunu, kaç kızını kaybeden anne, keşke olmasaydı anneler günü, demiştir acaba? Kim bilir.

Annelerimizin her biri, kendi konumlanışına göre farklı karşılamıştır bugünü. Bir gül demeti alan anne ile çocuğunun yolunu bekleyen anne, farklı duygulanmıştır elbette. İş güç sahibi olan çocukların anneleri belki de en mutlu olanlardır.

Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Turhan Çakar, “Korona salgını ülkemizdeki annelerin durumunu daha da zorlaştırdı, işsiz, yoksul, çaresiz anne sayısı arttı. Yokluktan, yoksulluktan, işsizlikten tencere kaynatamayan anneler depresyona girdi. Hem kendileri, hem evlatları işsiz kaldı. Şirketlerin kârlarını arttırmak için bugün istismar ediliyor. Türkiye’de 24 milyon anne var ve bunların 4,8 milyonu açlık sınırında, 14,5 milyonu da yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Yoksulluğun, işsizliğin arttığı salgın döneminde ise bu olumsuz koşullardan dolayı annelerin ruh sağlıkları daha da bozuldu. Anneleri mutsuzluğa iten bir başka sorun ise meslek, eğitim, yaş ve deneyim olarak gerekli koşulları taşıyan evlatlarının işsiz kalmasıdır. Salgın döneminde çalışamayan annelerin çoğunluğu mutsuzdur.” (10.05.2020 ODATV).

Fazla söze gerek yok. Tüm annelerimiz mutsuz değiller elbet. Antik Yunan’daki pek çok tanrı ve tanrıçanın annesi Rhea’nin onuruna yapılan bir ilkbahar festivali kutlamaları ile Antik Romalılarda İsa’nın doğumunun 250 yıl öncesinden ana tanrıça Kibele gibi. Biz tüm annelerin yüreklerinin sevgi dolu olduğunu biliyoruz. Fakat gene de bazı annelerin kültürel birikim ve bakış açılarında farklılıklar görülebiliyor. Kimi, dünya çocuklarını ayırımsız kendi çocuğu kabul ederken bazı anneler sevgide egolarına yenilebiliyorlar.

Sağ olsun, bizim iktidar ile muhalefet bugünlerde yine çekişmesiz durmadı. Medya da hemen üzerine atlayıp iktidarın değirmenine su taşımak için kolları sıvadı. Geçen haftadan beridir medyada bir darbedir, tehdittir tartışması sürüp giderken tartışmaya kendilerinin de bir anne olduğuna inandığımız iki kadın müdahil oldu. Tabi ki biz onların annelik ve kişiliklerine saygı duyarak tartışmada nasıl konumlandıklarına bakıyoruz.

İktidara yakın Ülke TV’ de Esra Elönü’nün (Haber 7) 03 Mayıs günü “Arafta Sorular” programına katılan “aktivist ve yazar” Sevda Noyan bir darbe girişimi olursa 50 kişiyi öldürme kapasitesinde olduklarını ifade ediyor ve “Ya bak 15 Temmuzda kursağımızda kaldı. Yani yapamadık istediklerimizi. Boş bulunduk. Yanlış anlaşılmasın, doğru anlaşılsın, bizim aile şöyle böyle bir elli kişiyi götürür. Onu söyleyeceğim, çok donanımlıyız bu konuda, maddi ve manevi olarak. Biz liderimizin yanındayız, asla yedirmeyiz, ayaklarını denk alsınlar. Bizim halen sitede 3- 5. Benim listem hazır” diyor. Bakalım tartışmaya RTÜK ne diyecek?

Bin 980’de Liberalizmin tokadını yiyen Türkiye, öylesine sarsıldı ve şaşırdı ki suçluyu gençlikte ve eğitimde buldu. Bir Fin atasözü, Yeni toplumlar kendileri ile birlikte yeni şarkılar getirirler, der. Yani, her nesille birlikte yeni fikirler, yeni arzular gelir, eskimiş usuller zorla uygulanamaz. Eğitim deyince de Beyaz Zambaklar ülkesi, Finlandiya’dan bahsetmemek bir eksiklik olur. Hangi ülkede olursa olun eğitim öncelikle ailede başlar. Fin kültürü, okuluna yürüyerek giden her çocuğu rekabetten korur ve bağımsız yetişmesini sağlar. Çocuklar eğitim ve öğretim programlarını kendi ilgi ve ihtiyaçlarına göre belirler, 6 yıl boyunca not verilmez. Öğretmenin ve öğrencinin başarılı- başarısız olanı yoktur. Okulda spor yapılır ama karşılaşma yapacak takım yoktur, rekabet yerine dayanışma vardır. Eğitim fakültelerinin birinci önceliği de özerk öğretmenler yetiştirmektir.

Annelerimiz bizim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: