“Eğitim bütçesi yüz yüze eğitimin başlaması için yetersizdir”

 

KESK’e Bağlı Eğitim-Sen Zonguldak Şubesi “2020/’21 Eğitim-Öğretim Yılı I. Yarıyılında Eğitimin Durumu”nu değerlendirdi

Eğitim-Sen, değerlendirmesinde daha çok Milli Eğitim Bakanlığının ülke genelindeki politikasına yönelik eleştiriler yaptı

Yapılan açıklamada özetle şu görüşler dile getirildi,Pandemi koşullarında başlayan 2020-2021 eğitim öğretim yılının ilk yarısı 22 Ocak 2021 tarihinde sona erecektir. 2020-2021 eğitim öğretim yılı başlamadan önce okulların açılma tarihi çok önceden belli olmasına rağmen ne yüz yüze eğitim, ne de uzaktan eğitim uygulamalarına tam anlamıyla hazırlık yapmayan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), yaşanan sorunlara çözüm üretmekte yetersiz kalmıştır.

“6 milyon öğrencinin uzaktan eğitim için gerekli imkanlara sahip değildir”

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve UNICEF’e göre Kovid-19 salgını sonucunda milyonlarca çocuğun çocuk işçiliğine itilmesi riski artmıştır.

Türkiye’de en az 6 milyon öğrencinin uzaktan eğitim için gerekli cihazları, başta internet erişimi olmak üzere gerekli imkanlara tam anlamıyla sahip olmadığı görülmüştür.

Pandemi sürecinde öğrencilerimiz, uzaktan eğitime erişen, kısmen erişen ve hiç erişemeyen şeklinde sınıflara ayrılmış, özellikle yoksul emekçi çocukları, özel eğitim kapsamındaki çocuklar, tarım işçisi çocuklar, anadili farklı olan çocuklar ve dezavantajlı gruplar uzaktan eğitime ulaşamamış, sistemin tamamen dışına itilmişlerdir.

Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin derslerin niteliğini artırmak için bilgisayar, tablet, internet vb. alarak yeni harcamalar yapmak zorunda kalmış, ek ders ücretlerinin ödenmesi sürecinde de çeşitli mağduriyetlerle karşı karşıya bırakılmıştır.

MEB’in karne notu vermek adına yüz yüze sınav yapma denemesinin başta sendikamız olmak üzere, toplumun tüm kesimlerince tepkiyle karşılanması üzerine bu uygulamadan vazgeçilirken, milyonlarca öğrencinin derse katılamadığını bile bile ‘derse katılım performans notu’ adı altında not verme işlemi başlatılmıştır. Sendikamız, not verme işlemi için yönetmelikte yapılan değişikliğin iptali ve not verme işleminin yürütmesinin durdurulması için dava açmıştır. Bunun üzerine MEB, not verme işleminde öğrencinin derse katılıp katılmadığına dair öğretmenlerimizden bir belge istenmeyeceği ve öğrencinin üstün yararı gözetilerek not verilmesi yönünde bir içerikle yazı yayınlamak durumunda kalmıştır.

2020-2021 eğitim öğretim yılının ilk yarısı sonu itibariyle halen eğitim-öğretim kurumlarının fiziki ve altyapı sorunlarının devam etmesi, okulların fiziki yapısının pandemi koşullarına göre düzenlenmesinde eksiklikler olması, öğretmen ve yardımcı hizmetli kadrosu düzeyinin ve eğitim bütçesinin yüz yüze eğitimin başlaması için yetersizdir.

Başlatılan aşı çalışmasında sıranın ne zaman öğrencilere ve eğitim emekçilerine geleceği ise tam bir muammadır. MEB, başlayan aşı sürecinde öğrencilerin, velilerin ve eğitim emekçilerinin taleplerini duymamazlıktan gelmeye devam etmektedir. Bu durum, eğitim öğretim yılının ikinci döneminde de birbiriyle çelişen kararlar alınarak, eğitimin içinden çıkılmaz bir hale sokulacağının ve öğrencilerimizin geleceği ile oynanacağının göstergesidir.

2020-2021 eğitim öğretim yılının ilk yarısında eğitim alanında yaşanan gelişmeler, MEB’in eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek için gerekli adımları atmadığını göstermiştir.

“Dayatmacı politikaların sürmesi nedeniyle öğrencilerin ve öğretmenler mutsuz”

Pandemi nedeniyle uygulanan uzaktan eğitim ile ilgili sorunların çözümü için gerekli adımların atılmadığı, eğitime erişimde yaşanan sorunlar başta olmak üzere eğitimde dayatmacı politikaların sürmesi nedeniyle öğrencilerin ve öğretmenlerin mutsuz olduğu, eğitim sürecinde farklı dil, kimlik ve inançların dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği, öğretmenlerin esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı bir eğitim sisteminin başarılı olması mümkün değildir.

Kamusal eğitim, siyasal iktidarın ve bir bütün olarak devletin ekonomik ve demokratik talepleri karşılaması için zorlandığı, eğitim hizmetinin herkes için eşit, parasız, nitelikli ve ulaşılabilir olmasını ifade eden bir kavramdır. Bir ülkede herkesin eşit koşullarda yararlanabileceği bir eğitim hakkından bahsedebilmek için eğitimin fiziksel ve ekonomik yönden de erişilebilir olması gerekir. Eğitime erişim hakkını düzenleyen her türlü ulusal/uluslararası yasa/sözleşme, devletlere bu hakkın ayrım yapılmaksızın sağlanması yükümlülüğünü getirmektedir.

Eğitim sisteminde yaşanan sorunlar, elbette ülkedeki ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda yaşanan gelişmelerden ayrı ve bağımsız değildir. Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okulöncesinden üniversiteye kadar bilimin ve laikliğin değil, milliyetçiliğin, ayrımcılıkların ve inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde eğitim ve bilim emekçileri olarak kamusal, bilimsel, demokratik, laik eğitim hakkı için mücadelemizi kesintisiz sürdüreceğiz.”

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: