Covid Otelleri Sevmiyor!(Mu)

Yaklaşık bir yıldır tüm dünyayı olduğu gibi ülkemizi de derinden etkileyen koronovirüs salgını tüm yaşamı ve ilişkileri de olumsuz etkiledi.

Bir yandan bu ölümcül hastalıkla mücadele için alınan önlemler, bir yandan aşı çalışmaları gündemimizi esir aldı.

Maske konusunda ilk başlarda yapılan gereksiz tartışma ve polemiklerin ardından artık herkes yeni normale kendini uyarladı.

Sosyal mesafe, maske, temizlik gibi önlemlere uyulması halinde salgının etkisinin azaldığı görülmesine karşın gerek denetimlerin yetersizliği, gerekse uygulanan çifte standartlar yüzünden kimi yerlerde bu kurallara uyulmadığını görüyoruz.

Okulların tatile girmesiyle birlikte ekonomik koşulları uygun olan yurttaşlar tatil bölgelerine akın ettiler.

Bu sıkıntılı ve stresli ortamlardan belli bir süre olsun uzaklaşmak isteyenleri anlayışla karşılayabiliriz.

Ancak bir yıldır işletmeleri kapalı ya da iş yapamaz durumda olan esnafa yasak olan hizmetleri oteller için serbest bırakan anlayışı sorgulamak gerekir.

Medyadan izlediğimiz ve öğrendiğimiz kadarıyla özellikle de kış turizmine yönelik tesislerde bütün kurallar bir yana bırakılmış, virüse davetiye çıkarırcasına eğlenceler, partiler düzenlenmiş.

Kuşkusuz bu beladan kurtulmak adına tüm önlemlerin en sıkı şekilde uygulanmasını, halktan kimi fedakarlıkların beklenmesini anlayışla karşılayabiliriz.

Ama küçük işletmelere, esnafa uygulanan yasakların lüks otellerde uygulanmaması tamamen bir çifte standarttır ve zaten yeterince gergin ve kırgın olan esnafın sabrını zorlamaktadır.

Kuralları insanların vicdanına bağlı değerlendiremeyiz.

O yüzden bu konuda sorumsuz davranan insanları suçlamak yerine kuralları tüm yurttaşlar için eşit uygulamakla sorumlu ve yetkili olan yöneticilerden hesap sorulmalıdır.

Sanki bu virüs otellere, lüks restoranlar uğramıyormuş gibi, esnafın bu zor günlerinde onlara nispet yaparcasına ortaya konan bu sorumsuzluklara son vermek gerekir.

Bilim insanlarının, akademisyenlerin önerisi ve yol göstericiliğinde alınması gereken önlemlere uyma konusunda fazlasıyla fedakarlık yapan esnafa, köylüye, çalışan kesimlere nefes aldıracak desteklerin verilmesi gerekirken, kimi vergi ve ödemelerin ertelenmesi kesinlikle çözüm değildir.

Kamu yönetimiyle yerel yönetimlerin mağduriyetlerin giderilmesine yönelik ortak politikalar uygulaması gerekirken yine karşıtlık üzerinden bu konuyu siyasi malzeme olarak kullanmak ne siyasi etiğe, ne vicdana sığar.

Halkın gerçek gündemi ekonomi, açlık, yoksulluk, işsizlik iken, suni gündemler yaratarak siyaseten üstünlük sağlama çabaları çekilmez hale geldi.

Ne erken seçim ya da seçimlerin yenilenmesi talebi, ne kimin, kiminle ittifak yapacağı tartışmaları, ne de Amerika’nın yeni yönetiminin Türkiye ile ilişkilerinin nasıl olacağı gerçekten vatandaşın gündeminde yok.

On binlerce insanın büyük çoğunluğunun da ekonomik nedenlerle intihar edip, hayatına son verdiği, üniversite mezunu gençlerin, artık umutları tükendiği için iş aramaktan bile vazgeçtiği, keyfi işten çıkarmaların ayyuka çıktığı, köylünün, işçinin, emeklinin açlığa mahkum edildiği bir ülkede doğrusu kimin iktidar olacağı da pek vatandaşı ilgilendirmiyor.

Ne ülkeyi yönetemez duruma gelmiş iktidar, ne de parti içi iktidarı önceleyen, bir gelecek hikayesi olmayan muhalefet ne de onların her gün medya üzerinden yaptıkları anlamsız kavgalar toplumun ilgisini çekmiyor.

Toplumun büyük çoğunluğunu güvenlik-özgürlük ikilemi içerisine hapsetmiş, her muhalif tavrı beka sorunu diyerek baskılamaya çalışan bir anlayış ve ona benzemeye çalışan karşıtlarının mücadelesi bu ülkenin yurttaşlarının gündemi değil.

Son günlerde iyice zorlanan iktidar, bu kez de ekonomide ve hukukta reform söylemleriyle toplumun gazını almaya çalışıyor.

Sözünü ettikleri reform; kişi hak ve özgürlükleri, hukukun üstünlüğü, adil yargılama, bağımsız yargı beklentilerinden çok yaklaşan AB zirvesi ve yeni ABD yönetiminin uygulaması mümkün yaptırımlarına yönelik bir ön alma hamlesidir.

Her fırsatta HDP’yi kapatma tehdidi savuranların yapmak istedikleri, aslında bu konuyu sürekli gündemde tutarak, dikkatleri gerçek sorunlardan uzaklaştırma çabasıdır.

Onlar istiyor ki; geçmişte deprem fonunda toplanan paralar, şehit ailelerine dağıtılmak için ayrılan fonlar, iban numarası verilerek halktan toplanan yardımların hesabı sorulmasın.

Onlar istiyor ki, şubat sonuna kadar geleceği iddia edilen 50 milyon doz aşının akibeti araştırılmasın.

Onlar istiyor ki; şu ana kadar satılan, işletme hakkı devredilen! Kamu kaynakları konuşulmasın.

Onlar istiyor ki; sahta diploma yolsuzlukları, usulsüz atamalar, rafa kaldırılan liyakat ve haksız uygulamalar unutulsun, gündeme getirilmesin.

İyi anladık, iktidar tüm sorunların üstünü örtmek, halktan gizlemek, suni gündemlerle halkı oyalamak istiyor da;

Muhalefet ne istiyor?

Bir de onu anlayabilsek!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: