Celal Bayar

Ben Celal Bayar’ı iyi bilirim. Onurlanarak söylediği “Benim okulum İttihat Terakkidir” sözlerine ömür boyu sadık kalmıştır. Ulusal kurtuluş savaşında da aktif rol oynamıştır.

Çerkez Etem ile Atatürk’ün sürtüşmesi arasında da kaldığı söylenir. Ayrışmanın son anında Atatürk’ü tercih ettiğini yazıyor tarihçilerimiz.

Kurtuluştan sonra Atatürk’ün emirlerine aynen riayet etmiştir. Amele Birliği ve İş Bankası ile İktisat Bakanlığı zamanında Ereğli Havza-i Fahmiyesine büyük katkılar sağlamıştır. Kısaca havzayı şekillendiren ana düşüncede onun katkıları çoktur.

Atatürk ölünce bazen İsmet İnönü ile Devletçilik ve (Bayar’da İttihat Terakki mirası olan) liberalizm uyuşmazlıkları çok olmuştur. Ama hiçbir zamanda aralarında bir sürtüşme veya üslup kavgası büyümemiştir.

Celal Bayar 1947 yılında İzmir’de; “Ben eğer Türk milletine fayda temin ediyorsam, kanaatlerimden fedakârlık yaparak sosyalist de olurum” demesine rağmen her sonbahar bitiminde “Bu kış komünizm gelebilir” uyarısı yapmaktan da geri durmadı. Belki de bizim gibi düşünenlere gaz veriyordu veya ant-i komünist birisi olarak bunu görev sayıyordu. O zamanlar ki uygulaması katı devletçilik olan komünizme karşı katı bir liberal olarak uyarı görevini mi yapıyordu bilinmez.

1950 seçimlerinden sonra İnönü’nün Cumhur Başkanlığı süresi dolunca yerine Celal Bayar seçildi.

Adnan Menderes’in başbakanlığı ilk başlarda iyi gitmiştir. Daha sonraki süreçlerde bir şişinme, bir ayakları yere basmamak devri devam eder. İyi giden her şey bozulmuştur.

Ülke 27 Mayıs 1960 da bir askeri darbeyle sarsılır. Aslında beklenen bir darbedir. Celal Bayar dâhil neredeyse bütün DP teşkilatı ve bakanları tutuklanıp, Yassıada’ya kapatılır. Celal Bayar, gözaltına alınmadan evvel silahı ile şakağına ateş ederek intihar teşebbüsünde bulunmuş fakat yanında bulunanlar buna mani olmuştur. 

Bayar, Menderes, Koraltan, Fatin Rüştü Zorlu ve Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Salih Korur ve diğer hükümet üyeleri Harp Okulunda, öğrenciler tarafından darp edilmişlerdir. İçişleri Bakanı Namık Gedik ise tutuklu olduğu odanın penceresinden aşağıya atlayarak intihar etmiştir; fakat pencereden aşağıya atılarak öldürüldüğünü savunanlar da mevcuttur.

Ali Fuat Cebesoy‘un da olduğu Demokrat Parti milletvekilleri, parti yöneticileri, asker ve bazı üst düzey kamu görevlilerine ağır işkence ve kötü muameleler yapıldığı iddia edildi. İşkence ve kötü muamelelere dayanamayan Cemil Keleşoğlu ve Namık Gedik‘in intihar ettiği ileri sürüldü.

Tutukluluk süresinde; Yusuf SalmanLütfi KırdarGazi YiğitbaşıYümnü ÜresinNuri Yamut ve Kenan Yılmaz hayatlarını kaybettiler.

Yüksek Adalet Divanı 15 sanığı idam cezasına çarptırdı. Celâl Bayar, Adnan Menderes, eski Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, eski Maliye Bakanı  Hasan Polatkan oybirliğiyle, eski T.B.M.M. Başkanı Refik Koraltan, eski Genelkurmay Başkanı Rüştü ErdelhunAgah Erozanİbrahim Kirazoğlu, Ahmet Hamdi Sancar, Nusret Kirişçioğlu, Bahadır Dülger,Emin Kalafat, Baha Akşit, Osman KavrakoğluZeki Erataman oy çokluğuyla ölüm cezasına çarptırıldı.

Bayar, “vatana ihanet” ve “anayasayı ihlal” suçlamasıyla Yassıada‘ da, Yüksek Adalet Divanı‘nda yargılandı. Yassıada’da tutuklu olduğu sırada, 25 Eylül 1960’ta, Düşükler Yassıada’ da filmine tepki göstererek bel kemeriyle intihara teşebbüs etti, ancak kurtarıldı. 15 Eylül 1961’de idama mahkûm edildi. Hüküm verildiği zaman 78 yaşında olan Bayar’ın cezası Millî Birlik Komitesi tarafından yaşam boyu hapse çevrildi ve Yassıada’dan Kayseri Cezaevi’ne nakledildi.

Hastalığının ilerlemesi üzerine, 14 Şubat 1962’de tedavi için Ankara‘ya getirildi ve 5 gün sonra yeniden Kayseri‘ye götürüldü. 1963 yılının ilk aylarında Celal Bayar’ın sağlık nedenleriyle Cumhurbaşkanı tarafından affı gündeme geldi. Bayar’ın cezası, sağlık nedenleriyle hükümet tarafından 6 aylık bir süre için ertelendi ve 22 Mart 1963’te tahliye edildi. 23 Mart’ta Kayseri’den Ankara’ya gelen Bayar’ı, büyük bir konvoy ve kalabalık karşıladı. Bu coşkulu karşılama tepkilere neden oldu, aleyhte gösteriler Adalet Partisi binasının, Bayar’ın yerleştiği evin ve Yeni İstanbul gazetesinin taşlanmasına kadar gitti. AP’nin kapatılacağı endişesi ortaya çıktı. Bu gelişmelerden sonra 28 Mart’ta Bayar’ın cezasının ertelenmesi ile ilgili karar kaldırıldı. Bu tarihten itibaren 6 ay Ankara Hastanesinde gözetim altında kaldıktan sonra, sağlık durumunda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen tekrar Kayseri Cezaevi’ne gönderildi  (5 Ekim 1963).

Sağlık nedeniyle serbest bırakıldığı 8 Kasım 1964’e değin Kayseri Cezaevi’nde kaldı. 8 Temmuz 1966’da da hakkında verilen adli tıp raporuyla dönemin cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından, Anayasa’nın 97. maddesinde yazılı sebeplere dayanılarak affedildi. Adalet Partisi hükümetinin 8 Ağustos 1966’da çıkardığı yeni bir af yasasıyla, ömür boyu hapis cezasına çarptırılanlar da dâhil olmak üzere eski DP’lilerin tümü özgürlüklerine kavuştular.

Hep merak etmişimdi Celal Bayar, o kadar mayınlı ve çetrefilli bir arazi sayılan siyaset meydanından özellikle 1960 Darbesinden kelleyi vermeden nasıl kurtulmuştu.  Herkes oralarda ölür veya asılır diye düşünüyordu o zamanlar. Ama ben bunu çok araştırdım ve öğrenebildim.

1950 de Cumhurbaşkanı olan Bayar Çankaya Köşkü’nün bahçesindeki Atatürk büstüne “Atatürk seni sevmek milli ibadettir” sözünü yazdırır. Yine Bayar, Atatürk aleyhine değişiklik yapılmasın diye 1951 yılında 5816 sayılı Atatürk’ü Koruma Kanununu çıkartmıştır. Diğer önemli hizmeti ise 1950–1953 yıllarında Anıtkabir inşaatı bitirilerek Atatürk’ü ebedi istirahat yerine defnettirmiştir.

Celal Bayar’ın Atatürk’e bakışı:

“Atatürk’e benzemek;

22 Mayıs’tan bu yana, altı aydır köprünün altından ne sular akıp gitmişti ama Bayar’ın kendisinde Atatürk’e hem bağlılık, hem benzerlik olduğu sanısı törpülenmiş değildi. Cumhurbaşkanı seçildikten kısa bir süre sonra çektirdiği fotoğrafı, dört y önce, hazırlanması bitmişti. Bayar, bu fotoğrafların üzerinde titizlikle, uzun uzadıya durmuştu. İsteyenlere dört ay vermemişti. Çekilenleri bir türlü beğenmiyordu. Resimlerden konuşurken, zamir olarak “ben” yerine Atatürk vari “biz” diyordu. Resim incelemeye ayrılan saatlerden birinde sıra fotoğrafçı Osman Ercan’ın çektiği fotoğraflara gelmişti. Bayar, duruşunun Atatürk’ün bir fotoğrafındaki pozu andırdığını saptadı. “Maden onun yolundan gidiyoruz, her şeyimiz ona benziyor, bari resmimiz de benzesin” buyurdu. (Çankaya’nın Özel Kalemini Anımsarken (1933-1951 Haldun Derin. Sayfa: 307. Tarih Vakfı Yayınları. İstanbul Ocak 1995)

 Celal Bayar’ın Zonguldak ziyaretinden bir dokunuş yapmak Celal Bayar’ın Yassı Ada’dan nasıl kurtulduğu konusunda güzel bir açıklama olacaktır.

“Cumhurbaşkanı Zonguldak gezisini on gün gecikme ile yaptı. Gezi her zamanki olağanüstü coşkun gösteriler dışında bir özellik taşımıyordu. Yalnız, kalabalık arasında kendisine “Sen bizin birinci reisicumhurumuzsun, yaşa, Varol” diyen hayranlara, Bayar, “Atatürk’ü de unutmayın!” uyarısı ile alçak gönüllülüğünü belli etti (25-26 Eylül). Çankaya’nın Özel Kalemini Anımsarken (1933-1951 Haldun Derin. Sayfa: 285. Tarih Vakfı Yayınları. İstanbul Ocak 1995)

Vehbi Koç’un ile Celal Bayar ile bir anısı da şu şekilde yansımıştır.

“Bir gün gazetelerde, ayağının kırıldığını, Haydarpaşa’da hastaneye kaldırıldığını okudum. Hemen ziyarete gittim. Damadı ve kızı yanındaydı. Çok memnun kaldı. “Koç, buradan kurtulacak mıyım dersin?’ diye sordu. “Siz Yassıada’dan kurtulduktan sonra, elbette bundan da kurtulursunuz” dedim. Pek keyifle güldü.

Son zamanlarda Atatürk’e oldukça galiz saldırılar yapılıyor. Bazıları “Gazi Mustafa Kemal” diyor,  her nedense soyadını söylemiyor. “Gazı Osman Paşa” veya “Merzifonlu Kara Mustafa Paşa” olmadı “Sakallı Nurettin Paşa” gibi yâd etmeyi sürdürüp, “Atatürk” kelimesini söylemeyerek Osmanlı’nın sürekliliği imasını yaratıyorlar. Açıkçası, Atatürk ismi onlara batıyor. Zaten Atatürk’e İngiliz ajanı diyorlar. Kendileri her neyse.

En son Başkan Tayyip Erdoğan’ın namaz kıldığı camii de imamın saçma saban konuşmaları gündemde. Çünkü orada Türkiye Cumhuriyetinin en son Başkanı Tayyip Erdoğan var.  İmam çok salak ki! Başkan Tayyip Erdoğan’ ın olduğu saatte Atatürk’e dil uzattı, ya da çok kurnaz ki, yalakalık yapıp günden değiştirdi. Bilemiyorum, bunları bilemiyorum ama bütün askeri darbeleri çok iyi biliyorum. Ne olacağını da kestiriyorum. Celal Bayar resmen Cumhurbaşkanı olarak darbeyle düşürülüp müebbet hapis yiyen ilk ve tek Cumhur Başkanı. Menderes asılarak idam edilen ilk başbakan ve diğerleri de ilk bakanlar.

İdam cezasının Türk Ceza Kanunu’ndan kaldırılması, sonucu değiştirmez. Hiç kimse bardağı taşıran son damla olmamalı. Herkes ağzından çıkanı duymalı. Darbeye meşruluk kazandırmak için değil yapılmaması için azami gayret göstermeli.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: