Kent Konseyinde Yesari+67’ler Platformu kazandı

Biz apoletle,etiketi seviyoruz.

Bu durum, bu kod bugünün değil,bir anlamda Osmanlı’dan günümüze kadar olan bir süreç.

Türkiye Cumhuriyeti’ni iki unsur kurdu.

Birincisi asker kadrolar, diğeri bürokrasi Genç Cumhuriyetin bu iki ana unsurunun yanında ekonomik unsuru ise daha çok yabancı bugünkü anlatımla azınlıklardan oluşuyordu.

Zonguldak bölgeside işte bu yabancı-azınlıkların yoğun yaşadığı bölgelerden biriy idi.

Zonguldak Tarih Sayfasını düzenleyen Araştırmacı-Yazar Hayati Yılmaz, “1882 yılından itibaren Zonguldak ve çevresine yerli yabancı göçler başlamıştır. Bu göçler esnasında işçi olarak gelen Türklerin yanı sıra maden işletmecisi olarak Rumlar, Ermeniler, Fransız ve İtalyanlar da gelmişlerdir. Sonunda 1899 öncesinde Ereğli’nin Elvan Köyünün bir mahallesi iken, bugün il merkezi olan Zonguldak ortaya çıkmıştır”diye ifade ettmiştir Detaylarını okumak için (Milli Mücadelede Zonguldak`ta Azınlıklar) yazısı incelenebilir. https://susmagazetesi.com/2021/06/24/milli-mucadelede-zonguldakta-azinliklar/

Cumhuriyet sonrası da iç göç dediğimiz, Anodolu’dan Karadeniz’den ağırlıklı olarak göç almış bir bölgeyiz. Bu konuya neden girdim.

Geçtğimiz hafta Cuma günü Zonguldak Kent Konseyi seçimi yapıldı.Üç aday(!) yarıştı.

İpi, Başkanlığını Prof. Dr.Hakan Kutoğlu’nun yaptığı liste kazandı.

Ben bir hafta önceki yazımda Kent Konseyi ile ilgili olarak yaptığım kısa yorumda, “Kent Konseyinde uzun süredir başkanlık görevini yapan Yesari Sezgin aday olmayınca yerine geçmişte aynı liste ve yönetimlerde görev almış üç aday ismi öne çıktı.Yani her nekadar farklı isimler olsada geçmiş dönemde yapılanlarada (iyi-kötü) ortak olanlar.”demiştim.

Bu haftaki başlığımı da bu yüzden, seçimi “Yesari+67’ler Platformu”kazandı dedim.

Biliyorum özellikle 67’ler Platformu içinde yer alan kim dostlarım buna eleştiri getirerek, hatta kırılanlar da olacaktır.Yani demek isteyecekler ki, “Yesari Sezgin ile bizi niye yan yana getirdin”.

Aslında ben bir gerçeği,pratikte yaşananı gözler önüne seriyorum hepsi bu.. Marks’ın güzel bir sözü var, “…Bütün mücadele teorileri, anarşist teoriler, Marksist teoriler, doğruluk iddialarını en sonunda pratikte kanıtlamak durumundadırlar.Teori, mücadeleye dışsal kaldığı sürece doğruluğunu pratikte kanıtlama şansı bulamaz.”

 Etiketi seviyoruz.

Listede yer alan isimler den.; TTB Başkanı Prf.Dr.Ersal Kargı, göreve geldikten bugüne pandemi süresince yaşananlara yönelik bir insiyatif aldığını gördünüzmü?

 Örneğin:Öğretmenlerin, maden işçilerinin acil aşılanması gerketiği konusunda, sağlık emekçilerinin yaşadığı sorunların çözümünde sessiz kaldığını gördük.

Şimdi Kent Konseyi Halk sağlığı konusunda ne diyeceğini tahmin etmemize gerek yok.

Başka, Doç.Dr.Ferdi Kesikoğlu, önümüzdeki sürecte somut olsun diye yazıyorum: MAKZON projesi konusunda ne diyecek? Listede MAKZON konusunda bu alanın ranta döneceği ve şehir merkezinde böylesine sanayi sitesi olmasının yanlışlığını savunanların olduğunu, Üzülmez Kültür Projesinin anlamını yitireceği tartışıldı.

KENT Konseyi Yürütme Kurulu bu tartışmalarda nasıl bir tutum alacak?Kentte bir olumlu hava esti, “liyakatlı isimler listesi kazandı” diye.

Ülkede Barış akademisyenleri işlerinden atılırken,suç örgütü lideri Sedat Peker’in tehditleri ortalıkta dolaşırken ben bu liyakatlıların nerede durduklarını göreme dim. Boğaziçi Üniversitesi hala direniyor.

Gözümüzün önünde harfiyat denize dökülüyor, kent betona dönüşüyor, hergün bir doğa katliamıyla uyanıyoruz.

Tüm bunlar ortada iken, Turizmi öne alacak cilalı lafları bu kent yıllardır duydu, gördü, yaşadı.

Bir sözümde Prof.Dr.Hakan Kutoğlu’na, Kutoğlu adaylık açıklamalarında, “Benim tarafım merak ediliyormuş. Her bilim insanının olması gerektiği gibi benim tarafım doğrudan, gerçekten ve adaletten yanadır. Bu bugün bu tarafın yarın öbür tarafın canını acıtır onu bilemem”dedi.

Yine , “Aday olmayı düşünen diğer arkadaşlardan da ricam sağcı-solcu, yerliyabancı gibi ucuz siyaset oyunlarından uzak bir seçim yaklaşımı sergilemeleridir”dedi

Bana sorarsanız bilim tarasız değil, insanlığın, adaletin, eşitliğin ve güzel dünyanın tarafında olmalı.

Diğeri karanlık dünyaya hizmet ederki ona da bilim denmez.

Ayrıca bu kentte var olan bir gerçek var.

Yerli-Yabancı”. Kavramı.

Bence Kent Konseyi Yürtme Kurulu Başta Hakan Hoca olmak üzere,cesaretli davranıp “Nedir bu yerli -yabancı kavramı, ne zaman yada neden girdi yaşamımıza?” diye bölgesel bir senpozyum düzenlemelidir.

Tarih araştırmacısı, Hayati Yılmaz’ın, “1882 yılından itibaren Zonguldak ve çevresine yerli yabancı göçler başla mıştır”dan başlayarak, son yıllarda sayıları oldukça fazla olan Irak’lı, Suriye’li, Afganistanlı göçmenler,mülteciler.. İşte tüm bunlar tartışılmalı.

Kimyerli-kim yabancı?Kim ev sahibi,kim misafir.

Siyasallaşmış devlet bu kavramı neden yaşamımıza soktu.

İşe buradan başlayalım isterseniz.

Bilimi,bilimselliği konuşturalım.Varsın birilerinin canını acıtsın.

Biz Kimiz?

Sağlıcakla kalın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: