Cumhurbaşkanı Adayına Odaklanmak Doğru Değildir

Mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden rahatsız olan ve her fırsatta bu sistemi değiştirerek Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçmekten söz eden muhalefet ne yazık bu konuya ilişkin polemiklerden vazgeçmiyor.

Dikkat ederseniz hemen her gün tüm tartışmaların odağında “Muhalefetin Cumhurbaşkanı Adayının kim olacağı” var.

Çok mu önemli?

Hem temsil yanı ağır basan bir Cumhurbaşkanı olacağını, asıl yetkinin parlamentoda ve onun seçeceği hükümette olacağını söyleyeceksiniz hem de sabah akşam Cumhurbaşkanı adayının kim olacağını tartışıp duracaksınız.

Elbet Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak hayati ölçüde önemli!

Ama ilk fırsatta bu Cumhurbaşkanlığı sistemini değiştirecekseniz, kimin olacağı niye bu kadar önemli hale geliyor?

Bu tür tartışmalar tam da iktidarın istediği işler.

Halka anlatabileceği tek bir hikayesi kalmayan iktidar, suni gündemlerle toplumu oyalamaya çalışırken ona malzeme sunmak muhalefetin görevi midir?

Basın bu konuyu sürekli gündemde tutmak isteyebilir.

Habercilik anlamında önemli bir argümandır.

Ama basına da iktidara da bu fırsatı veren muhalefetin kendisidir.

Kaldı ki; orman yangınları bize devletin tüm kurum ve kurullarıyla nasıl çöktüğünü, kirlendiğini, sistemin çalışamaz hale geldiğini gösterdi.

Kamu kaynaklarının Osmanlı döneminde ganimet dağıtılır gibi yandaşlara dağıtıldığı, muhabbet tellallarının danışmanlık yaptığı, bir dönem hukuk politikaları kurulu başkanının suç örgütleriyle iş birliği yaptığı bir dönemi yaşıyoruz.

İktidarın baş destekçisi partinin Genel Başkanının “Anayasa Mahkemesi kaldırılmalıdır” fetvaları verdiği, bir diğer iktidar yandaşı Doğu Perinçek’in “hukuk siyasetin köpeğidir” diyebildiği bir süreçten geçiyoruz.

Böylesine hırpalanmış, çürümüş bir sistemin sürdürülebilmesi mümkün değildir.

O zaman yapılması gereken sistemi değiştirmektir.

Sistemi sorgulamadan, kapasitesi çökertilmiş kurumları ayağa kaldırmak hiç mümkün olmayacaktır.

Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyet kurumlarının tek tek yok edildiği, işlevsiz hale getirildiği bir ülkede sistemin aktörlerini değiştirerek bir yere varamazsınız.

Görünen o ki; tıpkı iktidar mensuplarının söylediği biçimiyle “ülkenin bekası, milletin huzur ve refahı, toplumsal barış” gibi gerekçelerin arkasına sığınarak muhalefet iktidarla bir “büyük uzlaşıya” hazırlanıyor.

“Devri sabık yaratmayacağız, kimseye düşmanlığımız yok” gibi ön almalarla bu uzlaşının alt yapısı oluşturulmaya çalışılıyor.

Muhalefetin tümü için bunu söylemiyorum.

Ve hatta şuna inanıyorum ki, bu ülkede yaşayan yurttaşların çok büyük bölümü geçmişte yapılan yolsuzlukların, hukuk dışı işlemlerin, çökmelerin hesabı sorulsun istiyor.

İktidarı, muhalefetiyle; geçmişimizle yüzleşmeden, kamu kaynaklarını arsızca, vicdansızca tarumar edenlerle hesaplaşmadan bu ülkeye barış gelmez.

Ülkemizin var olan tüm zenginlik kaynaklarını gasp eden, siyaset-mafya ilişkilerini meşrulaştıran, vatandaşların devlete, hukuka güvenini yok edenler hesap vermek zorundadır.

Bir ülkenin ekonomisinin yüzde otuzu (220 milyar dolar) kayıt dışına itilmiş, bir avuç yandaşın etrafında müthiş bir servet havuzu oluşturulmuş ise, o ülkede ne hukuktan ne adaletten ne demokrasiden ne insan hakları ve özgürlükten söz edilemez.

Ancak orman yangınları sırasında bir kez daha gördüğümüz o toplumsal dayanışma bize biraz olsun umut oluyor.

Özellikle de kadın ve gençlerin inanılmaz fedakarlığı, ülkesine olan bağlılığı, çevreye, doğaya karşı olan duyarlılığı tek güvencemiz.

“Kurt puslu havayı severmiş!”

Tüm dünyayı kuşatan bir iklim krizi sonucu ülkemiz orman yangınları için potansiyel bir ülkedir.

Bu özel koşulları ve son dönemdeki yangınları fırsat bilerek durumdan vazife çıkarmak isteyen rantiyecilere ve provakatörlere karşı da çok dikkatli olmalıyız.

Kimi yerlerde denediler, yine yapabilirler.

Özellikle de ülkede kaos ve karışıklık çıkarmak isteyen karanlık güçlerin piyonlarına karşı da olabildiğince hazırlıklı olmak, oyunlarını boşa çıkarmak durumundayız.

İnanıyorum ki halkımız artık, bu ülkede etnik ayrımcılığı körükleyerek, inanç ve yaşam tarzı üzerinden toplumu bölmeye, kutuplaştırmaya çalışanları tanıdı.

Aynı zamanda içinde bulunduğumuz ekonomik, sosyal koşulları hiçe sayarak aklımızla alay edenleri, ormanlarımızı söndüremeyenleri, madencilere ağaçlarımız kestirenleri, bunlarla mücadele edenlerin üstüne kolluk güçlerini gönderenleri de iyi tanıdı.

Sözün özü, bu sistem çökmüştür, iktidarı değil, sistemi değiştirmenin zamanıdır.

Cumhurbaşkanlığı seçimi amaç değil, bu sistemi değiştirmek için bir araçtır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: