Sermaye Muğla’yı Teslim Almış!

Hafta sonu Milas Zeytin Hasadı Şenliğinde yaşananlar da göstermiştir ki, sermaye grupları Muğla’yı teslim almış.

Yıllardır termik santralların oluşturduğu hava kirliliği, kömür çıkarabilmek için ormanlara ve doğaya verilen zararlar yetmiyormuş gibi enerji patronları kültürel değerlerimize de el attılar.

Hem zeytin üreticisini yok etme pahasına ağaç katliamı yapacak hem de sanki zeytin dostuymuş gibi görünüp vicdan sömürü yapacaksınız.

Haydi bu zalimleri ve yaptıklarını biliyoruz ve artık neredeyse kanıksadık da, yerel yönetimler niye bu konularda duyarlı davranmazlar?

Her ne kadar etkinliği Milas Kaymakamlığı, Tarım İl Müdürlüğü ve Milas Ticaret Odası düzenliyor olsa da Milas Belediyesi ve CHP Milletvekillerinin hiç tepki vermemeleri de ilgi çekti.

Yalnızca İkizdere bölgesinde yaklaşık 20 bin zeytin ağacını kesen, bölgede 2 termik santral işleten YK enerjinin bu tür sosyal etkinliklere sponsor olması yaptıkları zulmü örtmeyeceği gibi, buna imkan vererek tüm bu yasal olmayan işleri meşrulaştırmalarına fırsat verenler de unutulmayacak.

Bodrum Belediye Başkanı da çağrı yapmıştı, hatırlarsınız.

Bodrum’da doğayı katleden inşaat firmalarına!

“Para kirlidir, sanata yatırım yapılırsa temizlenir”

Bu ne demektir.

Gelin; doğayı, denizlerimizi, ormanlarımızı yok etme pahasına yatırım yapın ama arada bir de kazandığınızdan az da olsa kültür, sanat ve sosyal etkinliklere destek verin, biz de size göz yumalım.”

Kuşkusuz devlet eliyle yapılan adına özelleştirme denilen el koymalar ve mafya marifetiyle yapılan çökmelerin olduğu bir yerde bu tür firmaların bunları yapmasını yadırgamak ne kadar doğru olur.

Bizlerin büyük metropollerden gelip Muğla ve ilçelerine yerleşmemizin asıl nedeni olan mavi deniz, yeşil doğa, temiz koylar ve sakin, güvenli şehir olgusu ne yazık yok oldu.

Fethiye’si, Marmaris’i, Milas’ı, Bodrum’u ve diğer tüm doğa harikası kentler artık acımasız sermaye gruplarının ve mafyatik suç örgütlerinin paylaşım alanı haline geldi.

Üstelik de bu sözünü ettiğimiz yerlerin büyük çoğunluğunda CHP l belediyeler var.

Üstelik bu kentlerde ülkenin en duyarlı, en çevreci sivil aktivistleri yaşıyor.

Yağmaya, talana, sömürüye ve haksızlıklara karşı sivil toplum kuruluşlarının verdiği mücadeleye rağmen Muğla bu durumdaysa artık gerisini siz düşünün.

Milas’ta yaşanan bu komediye tepki veren İkizköy Çevre Komitesinden Deniz Gümüşel polisin müdahalesiyle yaka paça gözaltına alındı.

Hiç kimseye rahatsızlık vermeden meydanda bulunan köylülere ve ziyaretçilere durumu açıklamaya çalışan Deniz Gümüşel Milas Kaymakamıyla da görüşmeye çalışmasına karşın herkesin gözü önünde meydandan sürüklenerek götürüldü.

Eylem yapan herkese terörist gözüyle bakan ve itibarsızlaştırmaya çalışan zihniyet bir kez daha görevini yaptı.

Halkın ekmeğine göz diken, sağlığını tehlikeye atan enerji patronlarına karşı halkı koruması gereken devlet yine her zaman olduğu gibi sermayenin yanında yer aldı.

Daha orman yangınları devam ederken bile arsızca, yalan haber ve bilgiyle ağaç katliamı yapmaya çalışan bu doğa ve insan düşmanlarının yaptıkları yanlarına kar mı kalacak?

Dün Bodrum’da yapılan Halk Buluşmasında Türkiye İşçi Partisi Erkan Baş’ın konuşmasında en ilgi çeken ve alkış alan konu da bu oldu.

“Bu iktidar gidicidir, artık bunu kendileri de görüyor ama biz halkı böylesine yoksullaştıran, neredeyse açlığa mahkum edenlerin hesap vermeden gitmelerine izin vermeyeceğiz. Diğer muhalefet partilerinden bizi ayıran en temel özellik de budur. Hiçbir koşulda sermayeyle, zalimlerle, sistemle uzlaşmayacağız.”

Sözün özü, Türkiye’de verilen ve de verilmesi gereken mücadele yalnızca iktidara karşı olmamalıdır.

Asıl önemli olan sistemi değiştirmektir.

İktidarı, muhalefetiyle geçmişiyle yüzleşmeyen bir toplum huzur bulamaz.

Mevcut iktidarı alaşağı edebilirsiniz, Cumhurbaşkanını değiştirebilir, daha işlevli demokratik bir parlamento oluşturabilirsiniz.

Ama unutmayın ki, sistemden beslenen bu kan emiciler öyle kolay yok olmazlar.

Sistemin bir yerlerine tutunur, yine soygun ve sömürü düzenini devam ettirmenin bir yolunu bulurlar.

Bu asalaklardan, bu zalimlerden, aşımıza, ekmeğimize göz koyanlardan kurtulmanın tek yolu vardır.

Bu köhnemiş, bu yıpranmış, bu kahrolasıca sistemi yerle bir edip, eşit yurttaşlık temelinde, barış içinde bir arada yaşayabileceğimiz demokratik hukuk sistemini kurmak asıl amaç olmalıdır.

Bunu gerçekleştirmek için de seçim ittifakları yeterli değildir.

Tüm demokrasi güçlerinin, barış yanlılarının ortak mücadelesini örgütlemeden başarıya ulaşmak mümkün değildir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: