“Ormanlarımız şantiye alanı haline, Rant’a kurban ediliyor”

KESK’e Bağlı Tarım Orkam-Sen Zonguldak Şube Başkanı Erkut Alacalı, 7 Ocak 2021 tarihinde Orman Kanunun Ek 16. Maddesi kapsamında Orman Sınırları Dışına Çıkarma İşlemlerine İlişkin Yönetmelik ve 30 Kasım 2021 tarihinde Orman Kanununun 17/3 Ve 18’inci Maddelerinin Uygulanması İle İlişkili Yönetmelikler resmi gazetede yayınlandı. Bu yönetmelikler ile ilgili basın açıklaması yaptı.Alacalı; “ORMANDA RANT YASASINA HAYIR!”diyerek, “Oysa niceliksel ve niteliksel olarak aynı zamanda ekolojik açıdan sürdürülebilirliği olmayan hiçbir proje, hiçbir iş, hiçbir yapı KAMU YARARI OLUŞTURMAZ” mesajı verdi

.

Açıklamada; “Bugün dünyamız birbiriyle bağlantılı iki boyutlu tarihi bir krizle karşı karşıyadır. Bir yüzüyle ekonomik krizlerin sebebi aşırı sermaye birikiminin aracı olan sömürü, diğer yüzüyle o sömürünün sonucunda insanın çevre üzerindeki etkilerinin artması ve doğal sınırların aşılmasıyla ortaya çıkan iklim değişikliği, canlı türlerinin yok olması, azot ve fosfor döngülerindeki bozulmalar, temiz su kaynaklarının kirlenmesi şeklinde ortaya çıkan ekolojik krizdir. Bütün bunlara rağmen küresel ekolojik krizin temel nedeni olan kapitalizm görmezden gelinerek, sadece sonuçlara odaklanan bir söylem üzerinden hareket edilmektedir. Kapitalizmin azgın kar ve sömürü hırsı insanların doğal yaşamla bağını kopartıp, üreten ve ekolojiyi koruyan özneler olmaktan çıkmalarına ve sadece tüketici olmalarına yol açmaktadır. Böylece üretimle ve doğal yaşam alanlarıyla bağı kopan insan, her şeye olduğu gibi doğaya da sadece bir tüketim nesnesi ve salt ihtiyaçlarını karşılayacak bir araç olarak yaklaşmaktadır. Bunun sonucunda, binyıllardır doğayla girdiği etkileşim sonucu bir anlamda koruyucu niteliğe sahip olan insan aynı doğa karşısında bir yok ediciye dönüşmektedir. Bu durum kapitalizme meşruiyet sağlarken aynı zamanda da ekolojik krizde kapitalizmin suçunu gizlemek için bütün insanlığın suçlandığı bir zemin yaratarak sermayeyi gözden uzak tutmaktadır.

340 bin hektarlık orman alanının ormancılık dışı kullanıma tahsisi gerçekleşmiştir”

Sermayenin dünyada bugüne kadarki ekolojik ve toplumsal tahribatı ülkemizde de son yıllarda iktidarın eliyle hız kesmeden devam etmektedir. Sonu gelmeyen kar hırsı sermayenin her geçen gün farklı doğal kaynakları yok etmesine yol açarken, iktidar sermayenin bu ihtiyacını karşılamakla görevli memurlara dönüşmüştür. Sermayenin sıkıştığı yerde, kendisini kurtarmak için verdiği emirleri, mevcut yasaları sermaye lehine değiştirerek sömürünün ve ekolojik tahribatın önünü açmaktadır.  30 Kasım 2021 tarihli ve 31675 sayılı Resmi Gazete’de,6831 Sayılı Orman Kanunu’nun 17/3 ve 18’inci Maddelerinin Uygulanması İle İlişkili Yönetmelikler yayınlandı. Anayasamızın 11.Maddesi“Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.” çıkarılan kanun ve yönetmenliklerin Anayasaya aykırı olamayacağı ve Anayasaya herkesin uymak zorunda olduğu kesin bir dille belirtilmiştir. Anayasa’nın 169’uncu maddesi orman alanlarının ormancılık dışı uygulamalara tahsisi ile ilgili en üst hukuk normudur. Söz konusu maddenin konuyla ilgili 2’inci fıkrası şu şekildedir:“Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.”

            7 Ocak 2021 tarihinde Orman Kanunun Ek 16. Maddesi kapsamında Orman Sınırları Dışına Çıkarma İşlemlerine İlişkin Yönetmelik ve 30 Kasım 2021 tarihinde Orman Kanununun 17/3 Ve 18’inci Maddelerinin Uygulanması İle İlişkili Yönetmelikler resmi gazetede yayınlandı. Bu yönetmelikler neden önemli? İşte Türkiye kamuoyunu da burası ilgilendiriyor!

Son 9 yılda orman alanlarında yaklaşık 50 bin işletmenin kurulmasına izin verilmiş ve bu izinlerle yaklaşık 340 bin hektarlık orman alanının ormancılık dışı kullanıma tahsisi gerçekleşmiştir. Yani bu alanlar resmi kayıtlarda orman olarak görünmeye devam ederken fiiliyette orman vasfını yitirmiştir. 1956 yılından buyana verilen bütün izinlerin miktarının yaklaşık olarak 750 bin hektardan biraz az olduğu düşünüldüğünde, bu izinlerin neredeyse yarısının son dokuz yılda verilmiş olduğu görülmektedir. Bu da hem son yıllarda yapılan yasal değişikliklerin hem de ormancılık örgütü üzerinde oluşturulmuş ağır siyasal baskıların açık sonucudur.

Ek 16. Madde kapsamında orman alanları dışına çıkarılacak orman alanlarını bu yönetmeliğin 1. Maddesi olan Amaç kısmında ve yine yönetmeliğin 5. Maddesi Amaç kısmını tekerrür ederek dikte eder ve orman alanlarının dışına çıkarılacak alanları tek belirleme yetkisinin Cumhurbaşkanın da yani tek adamda olacağını belirtir.19 yıldır tek başına iktidarda bulunmanın getirdiği sermaye odaklı iktidar hastalığı, ormancılık alanında da önemli yıkımlara neden olmuş, doğaya ve orman varlığımıza karşı en küçük bir sevgi ya da saygının olmadığı da yapılan düzenlemelerle tescillenmiştir.

Son 19 yılda 10 defa Orman Kanunu’nda değişiklik yapılmıştır. Bu düzenlemelerle orman alanlarından ormancılık dışı amaçlarla yararlanma, deyim yerindeyse olağanlaşmıştır. Bu sayede en küçük bir ekonomik getiri için bile ormanlar rahatlıkla sermayeye peşkeş çekilmektedir. Ormanlarımız şantiye alanı haline getirilirken, neredeyse ülkenin her yerinde yok edilen ormanların yerlerine taş ve mermer ocakları, RES’ler, JES’ler, HES’ler, maden sahaları, yollar, güvenlik barajları ve turistik tesisler karşımıza çıkmaktadır.

17/3 ve 18. Maddeler çerçevesinde çıkarılan yönetmeliklerde esas itibariyle orman alanlarının peşkeş çekilmesinin önündeki engeli aşmanın yolu olarak kullanılıyor. Bu engel aşılırken de kamu yararı kelimesinin arkasına sığınılıyor. Menfaatçi ve rantçı bir bakış açısı ile belirledikleri işleri ya da projeleri bu talan politikalarıyla hayata geçiriyorlar. Oysa niceliksel ve niteliksel olarak aynı zamanda ekolojik açıdan sürdürülebilirliği olmayan hiçbir proje, hiçbir iş, hiçbir yapı KAMU YARARI OLUŞTURMAZ.

“Esas suçlu; doğayı, sermaye ve pazar ürünü nesnesi haline getiren sistemdir”

Ekolojik katliamların her gün yaşanmasında esas fail; sermaye ve yaşamı sermayeye peşkeş çeken ve bunu da ekonomik kriz bahanesiyle halkın üzerine yıkan iktidardır.Esas suçlu; doğayı, sermaye ve pazar ürünü nesnesi haline getiren sistemdir. Doğa ve insanı kontrolüne alarak yaşam akışının önüne set çeken sistemin gerçekliği bilinmektedir. Söz konusu değişiklik, yıllardır alıştırılmaya çalışıldığımız,sermayenin arazi ihtiyacının kamu arazilerinin bedelsiz arsa olarak görülen orman alanları ile karşılanması ve ormanların sadece bir rant kaynağı olarak görülmesi anlayışının uzantısından başka bir şey değildir.Bu anlayış karşısında her türlü fiili, meşru mücadele hakkımızı kullanarak, halkın olanın halk tarafından yönetilmesi anlayışımızla bu yönetmelikleri yargıya taşıyacağımızı ve ekolojik yaşam hakkı mücadelemizden vazgeçmeyeceğimizi açık ve net bir şekilde beyan ederiz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: