Hasan Hüseyin’in dizeleri, Ahmet Kaya’nın yürek yakan şarkısında okuduğumuz, dinlediğimiz bu sözler dilimden düşmez oldu şu son günlerde.

İnsan en zor günlerinde, en çaresiz anlarında bir şeylere tutunmak, teselli bulmak, yalnızlığını unutmak ihtiyacı duyuyor.

Bu kimi zaman bir sevgilinin fısıldadığı aşk dolu bir sözde, kimi zaman bir çocuğun yüreğimizi ısıtan gülümseyişinde, okuduğun bir kitap, izlediğin bir filmde kendini gösteriyor.

Ama kimi anlar var ki, yüreğin daralır, hiçbir yere sığamaz, konuşamaz, ağlayamaz, üzülemezsin bile.

Tek tesellin vardır, o da acılara tutunmak!

O dolaşmış daldan dala 

 Savurmuş yüreğini 

 Ben bölmüşüm yüreğimi 

Başkaldıran dizelere 

“Yazmak, her gün yeniden doğmaktır”

Diyerek yazdığım on binlerce yazıdan, yayımlanan ya da yayımlanacak kitaptan geriye kalan da yine acılarla bezenmiş bir yalnızlık.

İşte bu yalnızlık ve tutunmaya çalıştığım acılardan kurtulabilmek için geldiğim yerdi Adana ve tüm dertlerimi, sıkıntılarımı, sırlarımı paylaştığım kişi de yoktu artık.

Koca bedeninden daha koca yüreğinde sakladığı acılarını, sevdalarını, hayallerini de birlikte gömdük toprağa.

Acı çektim günlerce 

 Acı çektim susarak 

Şu kısacık konuklukta 

 Deprem kargaşasında. 

Belli bir yaştan sonra acılara tutunmak yaşam tarzı haline geliyor bizim gibi yaşamı boyunca mücadele etmek zorunda kalan insanlar için.

Ne Bodrum’u hafifte olsa sallayan deprem ne enerji zamları ne siyasetin açmazları….

Pek bir anlam ifade etmiyor nedense.

Adana’nın çorak toprak kokusunu hissettiğiniz, kış içerisinde yaşanan bahar havası bile dindiremiyor acıları.

Çocukluğumun, gençliğimin geçtiği bu kadim kentte babamı yitirdim, amcalarımı verdim toprağa, abimi kaybettim yakın zamanda.

Daha bir dolu yakınım, akrabam, arkadaşım hayata veda etti.

Ama hiçbiri senin kadar yüreğimi acıtmadı be İlhan!

Ağlamak istedim, ağlayamadım, tıpkı seninle paylaştığımız onca anılarımız arasında ağız dolusu gülemediğimiz gibi.

Kendi ellerinle hazırladığın mezeleri masaya yerleştirmen, yorgun kalbine inat bırakamadığın sigaran, acılı şalgamla içtiğimiz rakılar geliyor aklıma.

O kadar dost biriktirdin ki hayatında, yalnız kalmaya bile fırsat bulamadığın her anında hep birilerine yardım için çabalarken bulurdum seni.

Kızdığın zamanlarda ettiğin küfürler bile sana hastı, yakışırdı.

Kimse gücenmez, alınmazdı, gülüp geçerdi çoğu zaman insanlar.

Küçük büyük herkesin” İlhan Dayısı”, kiminin dedesi, abisi ama herkesin dostu, arkadaşıydın.

Seni sevenler uzun yıllar alışamayacak senin yokluğuna biliyorum ama sensiz Adana bana çok zor gelecek biliyorum.

Bodrum’daki evimin bahçesine çiçekler ekecek, ağaçları budayacaktın

Şimdi ben kimi arayacağım gecenin bir vakti, içim sıkıldığı zamanlar.

Kime açacağım, kimselere söyleyemediğim sırlarımı.

Yaşadım birkaç bin yıl

  Acılara tutunarak 

 Acı çekmek özgürlükse 

Özgürüz ikimiz de. 

Acılardan arta kalan 

İşte şu bakışlarmış 

 Buğu diye gözlerinde 

Gün batımı bulutlarmış. 

Yalanmış hepsi yalan 

Yalanmış hepsi yalan 

 Savrulup gitmek varmış 

 Ayrı yörüngelerde.

Evet güzel yürekli kardeşim, bunca yık biriktirdiğin acıları bırak kara toprağa,

Huzur içinde uyu, dinsin acıların.

Seni ve yaptıklarını unutmayacağız. Yıldızlar yoldaşın olsun.