Kimlikli kent unvanı bir yapıyı daha kaybetmeye hazırlanıyor.

Yerel yöneticiler, seçimle gelinen yerleri, koltukları kalıcı ve ranta dönük önemli olanaklar çerçevesinde baktıkları için, kim gelirse gelsin, her ne kadar parti adına, politik kimlikle de gelse mutlaka işin bir noktasından sonra, iradeyi kendi altına almayı, eline geçmiş olanağı toplumsal gelecek ten çok kendi gelecekleri için kullanmaya başlıyorlar.

Bu rantçı, yıkıcı, sadece gösteriş meraklısı, ideolojik-politik bakıştan yoksun anlayışlar toplumda bir siyasal tarafmış gibi algılansa da gelip dayandığı nokta daha çok zenginlik, yandaşa rant ve doymak bilmeyen kar hırsı.

1980 sonrası kentte yerel yönetime gelmiş-geçmiş belediye başkanlarına bakın bu saydığım özellikleri taşıyanlar çoğunlukta.

Fevkani Köprüsü benim bildiğim, Secaattin Gonca Döneminden başlayan, İsmail Eşref, Muharrem Akdemir dönemleri ve son olarak Ömer Selim Alan döneminde hiç gündemden düşmedi.

Her belediye başkanı Fevkani ile ilgili bir rapor çalışmasına girdi. Üniversitelerden ya da kendi bürokratları aracılığı ile, meslek odalarından, konuyla ilgili raporlar hazırlandı, kamuoyu ile paylaşıldı.

Köprünün yıkılma konusu daha çok da Çaycuma’da meydana gelen köprü faciası ve can kayıpları sonrasında daha çok bilince çıktı.

Bir anlamda da yıkma düşüncesi olan zihniyeti doğrular yönde haklı çıkardı.

Yıkma düşüncesi öncelikle, rantla, el değiştirmeyle, birilerinin zenginlik hayalleri kurmasıyla, birilerinin denetim ve yaptırım gücü kullanamamasıyla ilgili olduğunu söylemeliyim.

Çünkü Fevkani her gündeme gelişte, köprü altı esnafı olarak anılan esnafta çok el değiştirmeler yaşandı.

Bakın 2004 yılından bugüne köprü altı esnafı ne kadar el değiştirdi. Fevkani Köprü altında var olan esnaflar bir anlamda ‘buraya çökmüş, kamu malına el koymuş pozisyonuna’ getirildi.

Her yerel seçim kazanan belediye başkanı yaklaşık Belediyenin kiracısı durumunda olan yaklaşık 260 esnafın oyunu alabilmek için pazarlıklar yaptı. Bu pazarlıklar, bildiğimiz türden açık ihale usulü değil de encümen eliyle yapıldığı için, esnafın o kiralık dükkanda kalma süreleri de buna bağlı olarak 5-10 yıllık sürelerle sınırlanarak bu günlere geldi.

Yaklaşık 260 Esnafın ilk kiracı olanının bugün neredeyse 50- 60 yıldır aynı kiracı ismi olmasına rağmen hava parası ile el değiştirmiş onlarca kiracı geldi geçti.

Kimileri bu yıkılma tantanası her çıktığında hava parası adı altında alacağını alarak dükkânı terk etti.

İşin asıl yanı, arada büyük rantlar oluşmaya başlamasına rağmen, belediye kiracısı olarak biriken borçlar, alınamayan kiralar her geçen gün problem olmaya bir anlamda da ancak kiracıları, köprüyü yıkarak buralardan çıkarılmaya kadar düşündürür oldu.

Bu aynı zamanda yeni rant kapılarının da işlemesi demektir.

Yani yerel yönetimler, devlet, kamu düzeni, aslında bozulduğundan geriye doğru birikmiş sorunlara çözümün bir parçası olarak üniversitelere, AFAT’a, Makina Mühendislerine başvurarak buranın yıkılması gerektiği somutlaştırıldı. Hatta öyle oldu ki, bu düşünce bakım onarım yapmayı bile, öteleyerek yıkım düşüncesi oluşturuldu.

Bugün TTK’nın özelleştirilmesi, Kamunun özelleştirilmesi için nasıl altyapılar oluşturulduysa aynı düşünce ve zihniyet, kamu malı ve bir anlamda kültürel miras olan Fevkani Köprüsü’ne sıranın geldiği anları yaşıyoruz.

Yani ‘Sarı Öküz’üçok önce verdiğimizden dolayı, elde avuçta ne varsa teker teker toplumun elinden kayarak gidiyor.

Tıpkı Lavuar Alanı gibi, sahil bandında İşçi Müdürlüğü gibi, eski Hükümet Konağı gibi, Halkevi gibi.

Bugünlerde yıkımı başlayacak olan Merkez Çarşısı neye karşılık yapıldığını bugün Halkevinin yerinde (BKM)’den kala kala bir lokal ve o kuru bina kaldı. Benzerini nerede yaşıyoruz bugünlerde, Zonguldak Maden Mühendisleri Odası Lokali’nin TTK’dan alınarak İl Özel İdaresi’ne devredildiği ve neymiş efendim halka açacağız, millet kıraathanesi, kütüphanesi yapacağız.

Tıpkı Merkez Çarşısı gibi, Eski Belediye binası (BKM) tarihsel olarak Halkevi gibi. Onların yerlerinde ne varsa ,o gün hangi niyetler varsa bugünde aynı niyetler var.

Zonguldak Belediye Başkanı Ömer Selim Alan gazetecilerin sorularını yanıtladı ve Fevkani Köprüsü’nün yıkım tarihini 15 Ağustos 2022 tarihine kadar yıkılmasının planlandığını ifade etti.

İtirazlar geliyor, kent kimliği ve kültürel mirası üzerine çalışma yapan dostlarımız bir anlamda hem aydınlatıcı hem de bu kararın yanlışlığı üzerine değerlendirmeler yapıyorlar.

Mutlaka katkıları var.

Ama tarihe yaşananlara baktığımızda bunların bugünkü kent ruhuhaliyesinde pek etkisi olmadığı hatta konuyla ilgili olanların marjinal olarak adlandırıldığını görüyoruz.

Almanya 2.Dünya Savaşı’nda Faşist Hitlerin yıkımıyla, kentler alt üst oldu. Ama aynı Alman halkı o yıkımı kısa sürede telafi etti, etmekle kalmadı Hitler Faşizmini bir daha geri gelmemek üzere tarihe gömdü. Bu kentte bir gün gelecek kentin hafızasını yok edenleri, teşhir ederek gelecek kuşaklarda hatırlatılmasını sağlayacaktır.

Sağlıcakla kalın.