1917 Şubat’ında başlayan devrim, aşağıdan muazzam bir enerji üreterek, devleti dağılma sürecine sokmuştu. 1917 Ekim darbesiyle hükûmeti ele geçiren Bolşevik liderlik ise, devlete dayanarak iktidar devşirme stratejisi uyarınca, devrimin ufalayıp gerilettiği devleti toparlamaya girişti.

Devletin toparlanması, devrimin geliştirdiği anti iktidar pratiklerinin ortadan kaldırılmasına bağlıydı. Hükûmetteki devletçi sapma, fabrikalardan işçi semtlerine yayılan otonom pratikleri geriletmek için sanayide işçi kontrolüne karşı devlet kontrolünü dayattı.

Devletçi sapma, işçi sınıfı otonomisini bastırma operasyonunun bir parçası olarak, sendika temsilciliği seçimlerini de devletin vesayetine bağladı. 16-25 Ocak 1919 tarihli İkinci Rusya Sendikalar Kongresi’nde konuşan Perkin adlı delege bu durumu şöyle protesto etti:

“Eğer bir sendika toplantısında bir kişiyi komiser olarak seçmişsek, -yani işçi sınıfının bu konudaki iradesini ifade etmesi sağlanmışsa- o kişinin bizim komiserimiz olacağını, komiserlikte bizim çıkarımızı temsil etmesine izin verileceğini düşünürsünüz. Fakat hayır. Kendi irademizi, işçi sınıfının iradesini ifade etmiş olmamıza rağmen, seçtiğimiz komiserin otoriteler tarafından onaylanması gerekiyor. … Bu, proletaryayı maskara yerine koymak demektir. Proletaryaya temsilcilerini seçme hakkı tanınıyor, fakat devlet iktidarı, seçimleri geçerli sayıp saymama hakkına dayanarak, temsilcilerimize istediği muameleyi yapıyor.” (Aktaran: Maurice Brinton, The Bolsheviks and Workers’ Control.)

Hükûmetteki devletçi sapma, bir yandan işçi sınıfı otonomisini geriletirken, bir yandan da siyasal muhalefeti baskı altına aldı. Muhalif parti ve örgütlerin üstüne Çeka salındı. Daha sonra sıra, Bolşevik parti içindeki muhalif eğilimlere geldi. Sol kanadı destekleyen Komünist dergisi dördüncü sayıdan sonra çıkamadı. En nihayet, 1921’deki 10. Kongre’de parti içi muhalefet tamamen yasaklandı.

Başlarda üç ayda bir toplanan Sovyetler Kongresi, daha sonraları yılda bir toplanır oldu. Sovyet Merkez Yürütme Komitesi güya yüksek yasama organı sayılıyordu. Ama Sovyet Merkez Yürütmesi, bu işlevi hiçbir zaman gerçek anlamda hayata geçiremedi. Hükûmetin ilk yıl çıkardığı 480 kararnamenin sadece 68’i Sovyet Merkez Yürütmesi’ne sunuldu. Daha sonraki yıllarda Sovyet Merkez Yürütmesi, kararnameleri mühürleyip yayımlayan bir kurum hâline geldi.

Böylece işçi sınıfının, kır emekçilerinin kazandığı toplumsal iktidar mevzileri adım adım düşürüldü. Sovyetler, fabrika komiteleri, doğrudan demokrasi organları işlevsizleştirildi. Sendikalar, kitle örgütleri, iktidardaki devletçi sapmanın iradesini işçi sınıfına, emekçi halka dayatmanın araçları hâline getirildi. Parti ile devlet iç içe geçti, tek parti rejimi kuruldu.

Tarih, Karl Radek’in 20 Nisan 1918’de yaptığı şu uyarıyı haklı çıkarır bir seyir izledi:

“Eğer Rus devrimi bir burjuva karşı-devrimle ezilirse, Zümrüdüanka kuşu gibi küllerinden yeniden doğar. Ama, eğer Rus devrimi sosyalist karakterini kaybederek çalışan yığınları hayal kırıklığına uğratırsa, bu darbe, Rus ve uluslararası devrimin geleceği bakımından on misli daha berbat sonuçlara yol açar.” (Karl Radek, “Beş Ay Sonra”, 20 Nisan 1918, Kommunist.)

https://marksistelestiri.net/author/yusuf-zamir/