1918 Rusya’sında, sanayiin yönetimi için iki eğilim çatışmaktaydı. Hükûmet, sanayide Taylor sistemine ve tek adam diktatörlüğüne geçişi dayatıyordu. İşçi kontrolü mücadelesi ise fabrika yönetimlerinin yerel ekonomik konseylere bağlı karma kurullara verilmesini savunuyordu.

1917 Ekim’inde hükümet olan devletçi sapmayı aklamakla işlevli resmî tarihe göre, sanayide üretimi ayağa kaldırmak için işçilere Taylorcu disiplinin dayatılması zorunluydu, başka bir çözüm yolu yoktu.

Oysa Taylorcu dayatma, sadece, mevcut yabancılaşmış faaliyeti tasdik eden pozitif mecranın sınırları dâhilindeki bir seçenekti. Yabancılaşmış faaliyeti inkâr mücadelesinin açmakta olduğu negatif mecra ise farklı perspektifler sunmaktaydı. Örneğin Bolşevik partideki sol kanat, hazırladığı “Şimdiki Durum Üstüne Tezler”de, Taylorcu dayatmayı eleştirmiş ve farklı çözüm önerileri ileri sürmüştü.

Sol kanadın tezleri, haftalık Komünist dergisinin 20 Nisan 1918 tarihli birinci sayısında yayımlandı. Tezlere göre, yerel organların otonomisini kaldırmaya, bürokratik merkezileşmeye, komiserler yönetimine doğru bir gidiş vardı. Tezler, parça başı çalışmaya, işgününün uzatılmasına, fazla mesaiye karşı çıkıyor ve üretimde işçi kontrolünü savunuyordu:

“Üretimde kapitalist yönetimin geri getirilmesiyle sağlanacak çalışma disiplini, emek üretkenliğini aslında artırmaz, fakat proletaryanın sınıf otonomisini, faaliyetini ve örgütlenme düzeyini düşürür. İşçi sınıfını köleleştirmekle tehdit eder ve proletaryanın hem geri kesimlerinde hem de öncüsünde hoşnutsuzluğa yol açar. …

“İşletmelerin kontrolü, yerel ekonomik konseylerin kontrol ve liderliği altındaki, işçilerden ve teknik personelden oluşacak karma kurullara verilmelidir.” (The ‘Left’ Communists’ Theses on the Current Situation.)

Sol kanat liderlerinden Nikolay Osinski’ye göre, Taylorcu dayatma, işçiler arasındaki dayanışmayı çökertecek ve işçileri işgücü satıcıları olarak birbirleriyle rekabete sokacaktı. Taylorcu dayatma, işçilerin fiziksel olarak yorgun düşmesine, böylece iş dışındaki toplumsal görevlere karşı duyarsızlaşmasına yol açacaktı.

Osinski, çalışma disiplininin geliştirilmesine değil, fakat disiplini geliştirme adına kapitalist yöntemlere başvurulmasına karşıydı. Osinski’ye göre, işçilerin uyması gereken üretim normlarını, seçimle gelen halk konseyleri belirlemeliydi. Konseylerin belirlediği üretim normlarına uymayan işçilerin durumuna iş arkadaşları ve yoldaşlık mahkemeleri bakmalıydı. Ayrıca işsizliğin alabildiğine arttığı bir ortamda işgününü uzatmak saçmaydı, tam tersine, herkese iş bulmak için işgünü kısaltılmalıydı.

Osinski, Komünist’in ikinci sayısında, eğer işçi sınıfına karşı sopa kaldırılırsa, gidişatın devlet kapitalizmine varacağı uyarısında bulundu:

“Proleter toplumun, sanayi kaptanlarının fermanlarıyla değil, fakat işçilerin kendi sınıf yaratıcılığıyla inşa edilmesini savunuyoruz. …

“Eğer sopa işçi sınıfına karşı kalkarsa, kalkan sopa ya başka bir toplumsal sınıfın etkisi altındaki toplumsal gücün elindedir ya da sovyet iktidarının elindedir. Eğer bu sopa sovyet iktidarının elinde olursa, o zaman sovyet iktidarı işçiler aleyhine başka bir sınıftan (mesela köylülerden) destek almak zorunda kalır ve böylece proletarya diktatörlüğü olarak kendini yok eder. Sosyalizm ve sosyalist örgütlenme proletaryanın kendisi tarafından kurulmalıdır. Yoksa hiç kurulmaz, onun yerine başka bir şey, yani devlet kapitalizmi kurulur.” (Nikolay Osinski, “Sosyalizmin İnşası Üstüne”.)

Hükûmetteki devletçi sapma, çalışma disiplinini artırma adına, devlet sopasını kullanarak işçi sınıfını sorgusuz sualsiz itaat altına alma operasyonuna başladı:

“Diktatöryel güçler verilmiş, Sovyet kurumları tarafından seçilmiş ya da atanmış diktatörlerin, Sovyet direktörlerinin tek adam kararlarına iş sırasında sorgusuz sualsiz itaat…” (V. İ. Lenin, “Sovyet Hükûmetinin Acil Görevleri Üstüne Altı Tez”, 30 Nisan – 3 Mayıs 1918, TE, İng., c. 27, s. 316.)

İşçilerin mücadele içinde oluşturdukları fabrika komitelerinin onayından geçmiş iş yöneticilerine itaat etmeleri başka şeydir, tepeden inme diktatörlere sorgusuz sualsiz itaat etmeleri başka şeydir. Taylor esaretini ve tepeden inme diktatörlere sorgusuz sualsiz itaati dayatan devlet sopası, gerçekte, sermayenin hükmünü icra eden sopa işlevi görmüştür.

https://marksistelestiri.net/author/yusuf-zamir/