Dünyada kadınların yüzyıllardır süren dayanışmasının, direnişinin, isyanının adıdır 8 Mart. 8 Mart 1857’de New York’ta dokuma fabrikasında binlerce kadın düşük ücretleri, 16 saati bulan çalışma süresi, insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için greve gitti. Polisin fabrika yönetiminin desteğiyle işçilere saldırması, işçileri fabrikaya kilitlemesinin ardından çıkan yangında 129 kadın işçi can verdi.   26/27 Ağustos 1910’da 2. Enternasyonal’de Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart New York’ta yaşamını kaybedenlerin anısına “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılması önerisi oybirliğiyle kabul edildi.

Türkiye’de her 8 Mart’ta kadın hakları konusu, farklı politik, meslek ve kitle örgütü, siyasi parti, devletin, Bürokrasiden, üniversitelere kadar kurum kuruluşlar, açıklama yapma noktasına geldi.

8 Mart’ta, karanfil dağıtmaktan, eylemliklere kadar, yelpaze genişledikçe, eylemin biçimleri de ona göre evirildi.

Bu 8 Mart’ta da farklı eylemler, etkinlikler, açıklamalar yapıldı.

Susma olarak, açıklamaları kıs kısa, birer paragraf olarak verdik:

Kdz. Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık;

“Görüşleri, meslekleri, inançları, becerileri ne olursa olsun,evde, işyerinde, üniversitede, sokakta, fabrikada, tarlada,her yaşta, farklı kültürde, farklı görüşte tüm kadınları saygıyla selamlıyorum.

İnsanca yaşam için ve eşit haklar için,verdiğiniz mücadelede her zaman yanınızda olmaya devam edeceğim. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününüz kutlu olsun.Ne yazık ki ülkemiz kadın hakları konusunda Cumhuriyetten sonra atılan adımlarla elde ettiği kazanımları yeterince koruyamadı.Üzülüyorum ki her yıl yüzlerce kadın şiddete ve cinayete kurban gidiyor.

Binlerce kadın tecavüze uğruyor. Bunun temelinde ülkede kadına yönelik bakış açısının giderek değişmesi, şiddet kültürünün egemen olması ve bunlara karşı yeterli yaptırımın bulunmaması yatıyor.Ereğli’nin, kadınların özgürce yaşayabildikleri, eğitimde, ekonomik hayatta eşit koşullarda yer alabildikleri, bütün imkanlardan eşit koşullarda yararlanabildikleri, şiddete, kötü muameleye maruz kalmadıkları bir şehir olması için her zaman var gücümle çalıştım. Çalışmaya devam edeceğim.

Zonguldak Kadın Basın Emekçileri

Zonguldak Kadın Basın Emekçileri, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle farkındalık yaratmak için basın açıklaması düzenlediler ve kırmızı karanfil dağıtımı gerçekleştirdiler.

Madenci Anıtı’nda yapılan basın açıklamasına; Pusula Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Öznur Güneş, ELMAS TV Genel Yayın Yönetmeni Gamze Taşdemir, İnanış Gazetesi Yazı İşleri Müdürü ve Spor Muhabiri Fadime Yılmaz Elma, İnanış Gazetesi Yazarı Arife Güleryüz, KANAL B Zonguldak Temsilcisi Duygu Elma Özfidan, Susma Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sevim Arı, Kanal B Zonguldak Temsilciliği Pelin Akbulut, Elmas TV çalışanı Sedef Selvi katıldı.

“8 Mart, özgürlük ve eşitlik meşalesini yanarak yakan kadınların geleceğimize tuttuğu  bir meşaledir. Bu meşalenin ışığında Zonguldak basın kadın emekçileri olarak, kadınların sorunlarına duyarsız kalamayız. Biz kadın basın emekçileri olarak hayatın içindeyiz, sokaktayız, alanlardayız. Sorunlarımızı diğer kadınların sorunlarından ayrı tutamayız. Yaptıkları haberlerden dolayı şiddete maruz kalan meslektaşlarımız var. Her gün  bizde sahalardayız ve yaptığımız bir haberden dolayı  şiddete maruz kalabiliriz. Bizimde can güvenliğimiz yok. Kadın basın emekçileri olarak kadına yönelik her türlü şiddet ve cinayet haberlerinde yüreğimiz yanıyor, kalemimizden kan damlıyor. Artık kadın cinayetleri haberleri yapmak istemiyoruz. Mücadele kadınları birleştirir, kadınlar dünyayı özgürleştirir.”

Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı

Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı; “Kadın örgütlerinin toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadın sorunları üzerine yayımladığı raporlar, 2021 yılında en az 367 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü, COVID-19 salgını sürecinde kadınların sağlık hizmetlerine erişimde zorlanırken, salgın öncesinde de çok yaygın bir şekilde var olan aile içi şiddetin artarak devam ettiğini söylüyor. “Bizi üçüncü dünya ülkesi konumuna sürükleyen bu tablo mutlaka değişmelidir. İşsizlikten mobbinge, liyakatsizlikten eşitsizliğe kadar çalışma hayatının her alanda düzenlemeler yapılmalı, ev içi emeğin sömürüsünden bakım yüküne kadar kadınların üzerindeki ağır yükler kaldırılmalıdır.

Çağdaş dünya ile kucaklaşmaya çalışan bir ülkede bu tablonun kabul edilemez. Hepimizin ortak hedefi, insan haklarına saygı duyulan ve ayrımcılığın tüm biçimleriyle ortadan kaldırıldığı ülke olmalıdır. Bu duygu ve düşüncelerle, kadınların, hayatın her alanında eşit ve özgür olma mücadelesini destekliyor, tüm kadınların, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum” diyerek tamamladı.

Zonguldak Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Sevgi Özkaya

Zonguldak Kent Konseyi Kadın Meclisi Ve Cumhuriyet Kadınları Derneği tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında tören düzenlendi. Çelenk koyma töreninde, Törende sırasıyla Zonguldak Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Sevgi Özkaya ve Cumhuriyet kadınları tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Zonguldak Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Sevgi Özkaya şu ifadelere yer verdi; “Tarih;Mart 1857 Newyork çoğunluğu kadın dokuma işçileri  sokaklarda. İnsanlık dışı çalışma küçük ücretleri ve 10 saatlik uzun çalışma sürelerini protesto ediyorlar. Bu olaydan 2 yıl sonra yine Mart ayında kadın işçiler işyerlerindeki temel hakların almak ve onları korumak için ilk kadın sendikasını kurmayı deniyorlar. Talepleri az ve öz çalışma saatlerinin verilmesi. 8 MART 1857 tarihinin üzerinden 165 yıl geçmesine rağmen kadın emeğinin sömürülmesini , kadın cinayetlerinin önlenememesini, tam tersi artarak devam etmesini endişeyle izliyoruz. Gün geçmiyor ki bir şehirden ,bir mahalleden canımız yanmasın o yüzden buradan herkese bir kez daha sesleniyoruz. Kadına şiddete hep beraber tüm gücümüzle ,yüreğimizle bir kez daha hayır diyelim…” dedi. 

AKP İl Kadın Kolları tarafından yapılan basın açıklamasında;

“8 Mart Dünya Kadınlar Günü Basın Açıklaması Bugün azimle, kararlılıkla, emeğiyle mücadele veren emekçi kadınların günü. 8 Mart vesilesiyle emekçi tüm kadınlara selam ediyorum. Alın terinin, emeğin hakkını her daim koruyan bir medeniyetin mensubu olarak, kadınların alın terlerine saygılarımı sunuyorum. Bizim aslında 8 Mart’ta vereceğimiz en büyük mesaj: Büyük Türkiye hedefimizi kadın erkek omuz omuza gerçekleştireceğimizdir. Bu hayalimizi, beşeri sermayenin önemli bir parçası olan, fabrika işçisinden ev kadınlarına, beyaz yakalıdan mavi yakalıya, kırdan kente kadar tüm kadınların emeğiyle gerçekleştireceğiz. Kadın emeğini anmayı görev saydığımız bu günde Sayın Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde AK Parti olarak 2002’den bu yana hem temel insan hakları hem de beşeri sermayenin güçlendirilmesi perspektifi ile kadının eğitim, sağlık, istihdam, karar alma mekanizmalarına katılımı yönünde pek çok düzenleme yaptık.

“Kadın Kolları olarak bizler de hem il il Türkiye’yi dolaştığımız kadın emeği buluşmalarımız hem de “Nerede Kalmıştık’’ eğitim projemizle beşeri sermayemizi güçlendirmek için çalışıyoruz. Tüm dünya gibi bizim de canımızı yakan, kadına yönelik şiddetle de mücadele etmekte kararlıyız. Kadına yönelik şiddet gibi çok ağır konular, tek bir kanun ile tek bir metinle bir kalemde bitecek, sonuç alınacak konular değildir. Ama şunu apaçık söylüyoruz ki, bu konuda asla toleransımız yok. Son olarak, biz AK Parti olarak büyük ve güçlü Türkiye idealimiz için çalışıyoruz. Kadın-erkek omuz omuza Büyük Türkiye’yi inşa edeceğimize inancımız tamdır. 8 Mart vesilesi ile tüm emekçi kadınları buradan saygıyla selamlıyorum”

CHP İl Başkanı Murat Pulat

“Türk kadınının Kurtuluş Mücadelesindeki yeri tartışılmazdır. Cumhuriyet ile birlikte hayatın her alanında Türk Kadını yerini almıştır. Dünden bugüne bazı haklar kazanıldıysa da halen şiddete maruz kalan kadınlarımız ne yazık ki vardır.Kadınlarımızın toplumdaki yeri ve görevleri itibariyle birey olarak kişiliğini kazanması, kendini ifade edebilmesi, toplumda hak ettiği yeri alması gereklidir. Kadınların ihmal edildiği toplumların varlığını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi mümkün değildir.

Atatürk; kadınlarımızın medeni, sosyal ve  siyasi hakları için çalışmış, Türk Medeni Kanunun kabulü ile toplumsal ve ekonomik hayatta kadın-erkek eşitliğini sağlamıştır.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk “Dünyada hiçbir milletin kadını, ‘Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar hizmet gösterdim’ diyemez.” Sözü ile kadınlarımıza verdiği değeri göstermektedir.

Bu duygu ve düşüncelerimle; cinayetlerin, şiddetin, işkencenin, tacizlerin son bulduğu, insan onurunu zedeleyen her türlü haksızlığa karşı demokrasi ve adaletle mücadele edeceğimiz, huzurun egemen olduğu günlere erişme temennisiyle tüm kadınlarımızın “Dünya Emekçi Kadınlar Gününü” kutluyorum”

CHP Merkez İlçe Başkanı Ebru Uzun  Basın Açıklaması;

8 Mart’ın öyküsü kadınların yakılmasıyla başladı. Yanarak can veren 129 kadının ateşi ,tüm dünya kadınlarının varoluş mücadelesini ve yolunu aydınlattı.Biz kadınlar bu coğrafyada susmaların, kendinden vazgeçip feda olmaların  saçını süpürge etmelerin, geleneklerin ,örf adetlerin ,erkek kararlarının sonuçlarına katlanması beklenerek terbiye edilmeye çalışılan her gün biraz daha kamburlaştırılan insanlarız.Kadının annelik dışında hiçbir becerisinin yüceltilmediği ,tecavüz ,taciz,dayak ,hakaretler ile değersizleştirilmeden herkesle ve var olan her şeyle barış içinde ve cinsiyetçi bir söylemin ötesinde ,insanca yaşayabilmek için mücadele etmek hala ve bu ýüzyilda buna mecbur kalmak ne kadar acı verici ..Kaderine razı olmayan ,hakkını söke söke arayan ,zorluklar içinde hayatta var olmaya çalışan, dünyayı güzelleştiren, eşitlik ve özgürlük mücadelesinde baş eğmeyen tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Günü kutlu olsun”

İYİ Parti Genel Başkan Başdanışman Yardımcısı Mustafa Adil Özkan

“Kadınlar Osmanlı döneminin yıkılışına dair dönemden başlayarak hem hak arayışlarını hem de milletlerinin bulundukları şehirlerdeki insanların, hem haklarını hem de hayatlarını kolaylaştırmak için çok büyük mücadeleler vermiştir.Yani sürekli savaşta olan bir memlekette aynı zamanda bir de üstüne ekonomiye onlar götürmüştür. Bu çerçevede Atatürk, Türk kadınının hakkını, hukukunu, değerini bilmiştir.Dünyada en demokratik olarak bilinen ülkelerde bile henüz seçme seçilme hakkı gibi, cemiyetin içinde çeşitli yönetim kademelerinde kadınların yer alması konusunda büyük bir gayret sarf etmiştir.

Günlük hayattın içinde genç kadınlardan, yaşlı kadınlara kadar baktığımızda bir kere yoksulluk çekiyorlar. İlk işten çıkarılan kadınlar oluyor. Bu konuları çözmek Türkiye için çok önemli bir meseledir. Bunun yolu da İstanbul Sözleşmesi’ni derhal imzalamaktır. 8 Mart Dünya Günü’nde kadınlarımızın içlerindeki gücü keşfederek yarının bugünden çok daha iyi olacağına inanarak ve bu güzel günlerin gerçekleşmesine az kaldığını kendi güçleriyle bunu başaracaklarını, inançlarını pekiştirmelerini, kendilerine inanmalarını diliyorum” şeklinde konuştu.

EMEK Partisi

“8 Mart’ta İşyeri, Mahalle, Sokak, Okul… Kadınların Var Olduğu Her Yerdeyiz

Savaşsız, Şiddetsiz, Sömürüsüz, Eşit Ve Özgür Bir Yaşamı Birlikte Kazanacağız

Kadınlar Kazanacak.

Kapitalist- emperyalist düzenin yarattığı yoksullukla, işsizlikle, şiddetle, eşitsizlikle boğuşan kadınlar bugün de savaş kıskacında 8 Mart’ı karşılıyor. Ukrayna’ya yönelik Rusya işgali, savaşın nasıl bir şey olduğunu bir kez daha tüm dünyaya gösterdi. Emperyalistler arası kavga, didişme, güç savaşı halkların bombalandığı korkunç bir sürece evrilirken, kadınlar, çocuklar yine savaşın şiddet sarmalında ve göç yollarında buldular kendilerini.  

Savaşın, acının, ölümün, gözyaşının tam da ortasında karşılıyoruz 8 Mart’ı. “Savaşa Hayır” talebi dünyanın her yerinde yankılanıyor. Halkların hiçbir çıkarının ve dahilinin olmadığı bu savaş, dünyanın hiçbir yerinde hiç kimsenin güvende olmadığını bir kez daha gösteriyor.Savaş aynı zamanda yoksulluk, işsizlik, belirsizlik, geleceksizlik demek. Savaşın sonuçlarını salt Ukrayna halkları yaşamıyor, yaşamayacak

İstanbul Sözleşmesinden bir gece vakti çıkma kararı alan AKP iktidarı kadınların kazanımlarını yok etmek için yeni düzenlemeler peşinde.  Nafaka üzerinden yürütülen tartışma Medeni Kanun değişik önerileri ile yasal kazanımları yok etme sürecine doğru giderken, bu süreç şiddet ve yoksulluk kıskacındaki kadınları ölümün kucağına itiyor. Kadın cinayetleri ülkenin dört bir yanında devam ederken, eşit haklara ve yaşam olanaklarına sahip olmayan kadınların boşanması durumunda aslında çoğunlukla alamadığı nafakanın tartışılır hale getirilmesi ancak kadın düşmanlığı ile açıklanabilir. Kadınlar için yeni düzenlemeleri bir müjde olarak sunan Erdoğan yandaşı olmayan kadın örgütlerini cibilliyetsiz olarak tanımlayarak yürüdüğü yolun yönünü bir kez daha göstermiş oldu. Hakları ve hayatları için kadınlar ülkede ve dünyanın her yerinde mücadele ediyor. Yan yana gelip sözünü söylemeye devam ediyor kadınlar. İşyerinde, semtlerde, okullarda, fabrikalarda bir şekilde dayanışmasını örgütlüyor.  

Türkiye Sağlık Sen Zonguldak Şube Başkanı Arzu Kara:

“Büyük mütefekkir Ziya Gökalp “Kadın yükselmezse alçalır vatan, Samimi olmaz onsuz bir irfan.” diyor. Bu güzel ve anlamlı söz tarihimizin her döneminde karşılık bulmuş olmasının haklı gururunu yaşıyoruz. Fakat pozitif ayrımcılığın metinlerde kaldığı, taciz, şiddet ve cinayet gibi asla kabul edilemeyecek saldırıların rutinleştiği bir dönem yaşıyoruz.

Toplumsal hayatta kadınlarımız ağır sorunlarla karşılaşıyor; aynı şekilde çalışma hayatında da ağır sorunlarla yüz yüze kalıyorlar.

Daha geçtiğimiz haftalarda hamile bir hemşire arkadaşımız görev yaptığı esnada karnı tekmelenerek şiddete uğradı, Bir kadın doktorumuz boğulmaya çalışıldı.

İşte, evde, sokakta kısacası hayatın olduğu her alanda kadınların şiddete uğraması, üzerinde düşünülmekten ziyade acil çözüm üretilmesi gereken bir meseledir. 

Bu meseleyi ötelemek Türk milletinin sosyolojisinde ağır tahribatlara neden olmaktadır. En sert tedbirler uygulanarak önlem alınmalıdır. Çünkü Türkiye’nin geleceğinin bağlı olduğu sosyal meselelerden birisi budur.  Pandemi döneminde özellikle sağlık çalışanı annelerin çocuklarının bakımı ile karşılaştıkları güçlükler, aile hayatlarına salgının olumsuz yansıması gibi durumlar da düşünüldüğünde kadınlarımızın çalışma hayatlarının aile ve sosyal hayatlarında karşılaştıkları sorunların çözümüne yönelik düzenlemeler yapılmalıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Türk kadını omuzlar üstünde göklere yükselmeye layıktır.” 

Türk Sağlık-Sen olarak özellikle ifade etmeliyiz ki, kadın sağlık çalışanlarımızın her zaman yanlarında ve onların destekçisiyiz. Biz diyoruz ki kadın çalışanlarımız sizler; sorunların çözümü için sendikal mücadelede aktif olarak yer almalısınız. Hizmet kolumuzda görev yapan tüm kadın çalışma arkadaşlarımızı birlikte mücadeleye ve haklarımızı beraber kazanmaya çağırıyoruz. 

Sorunların çözülmesi, kadın çalışanlarımızın taleplerinin karşılanması temennisi ile tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarız”

Eğitim-İş Zonguldak Şube Yönetim Kurulu adına Hülya Çelik

“Ancak aradan geçen 165 yıla rağmen Türkiye’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü bir kez daha ayrımcılık ve şiddete karşı eşitlik mücadelesindeki kadınların seslerini duyurma çabalarının gölgesinde kalmaktadır. İktidara geldiği günden bu yana Türkiye’deki demokrasi ortamını giderek daraltan AKP, kuşkusuz en büyük darbelerden birini kadın hakları konusunda vurmuştur.

Kadına nasıl giyineceğini, nasıl güleceğini, ne kadar doğuracağını dayatan, dayatabileceğini düşünen zihniyetin yönettiği 2022 Türkiye’sinde karşımıza çıkan acı tablo şudur:

– Kadın cinayetleri giderek artmış, katillerin sadece takım elbise giydiği için ceza indirimleri alması, bu artışta hatırı sayılır bir rol oynamıştır. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında 66 kadın cinayetlere kurban gitmişken, ardan geçen 20 yılda katledilen kadın sayısı 8 bine dayanmıştır.

-Kadınları korumak bir yana, onları kendi iktidarı için tehdit olarak gören siyasi iktidar, kadınların her türlü şiddet ve ayrımcılıktan korunması, kadınlarla erkekler arasında eşitliğin yaygınlaştırılmasını hedefleyen İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmiştir. Şiddete uğrayan kadınlar için başvuru ve sığınma evlerinin sayısının artırılması, ücretsiz danışmanlık, psikolojik ve tıbbi destek ve yasal yardımın yapılması, cinsiyet ayrımcı politikalar, yasalar ve uygulamaların kaldırılması gerekirken İstanbul Sözleşmesi’nden çekilen iktidar, kadınların daha fazla şiddete maruz kalmasına ve katledilmesine ön ayak olmuştur.

– “Kadının yeri evidir” diyen, onun dünyaya gelme amacının sadece çocuk doğurup yemek pişirmek olduğunu sanan çağdışı zihniyet, kadınların adeta hapsedildikleri evlerdeki emeklerini de değersizleştirmeye çalışmaktadır.

-Kadınlar sadece aile içinde değil iş yerinde de sömürüye, adaletsizliğe ve ölümlere kurban gitmektedir.

Sadece 2021 yılında adına kader dedikleri, fıtrat dedikleri sömürü düzeninde en az 165 kadın emekçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir.

Yeryüzüne barışı, çağdaşlığı, inceliği ve sayısız güzelliği kadınların getireceğine inanıyoruz, yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!

TMMOB Maden Mühendisleri Odası Kadın Çalışma Grubu

KADIN, YAŞAM, ÖZGÜRLÜK!!

1857’de New York’ta bir tekstil fabrikasında ağır çalışma koşullarına, uzun çalışma saatlerine karşı grevde, polis saldırırken, polis tarafından fabrikaya kilitlenirken, haklarımızı aradığımız için yükselen alevlerin arasında mahsur bırakılırken, Dünyanın her yerinde, tarihin her döneminde, oy hakkımız için sokaklarda, Ekim Devriminde, İspanya İç Savaşında, Dominik’te faşist iktidar döneminde mücadeleyi yükseltirken, VARDIK!

Pandemi döneminde, dönüşümlü çalışma, uzaktan eğitim ve kreşlerin kapatılmasıyla ev işlerine ayrılan sürenin kadınlar için 4 kat artmasına neden olan cinsiyetçi yaklaşımlarla mücadele etmek, Milliyetçilik ve militarizmin birbirinden güç aldığı ataerkil düzeni yıkmak, Tarihin, eril düzenin dayattığı savaş politikalarıyla şekillendirilmesine, çağlar boyunca kadınların savaş ganimeti olarak görülmesi anlayışına bu yüzyılda da sosyal medyadan hala tanıklık edilmesine, ırkçılığa boyun eğmemek, Tutuklu kadınların, yasal mermiyle ailesi, köyü yok edilen insanların yanında olmak için VARIZ!

Sadece kadınlara ve LGBTİ+’lara değil eşit konumda olmayan herkese yönelen şiddeti engelleyen İstanbul Sözleşmesinin uygulandığı, Şiddet ve tacizi “fiziksel, psikolojik, cinsel veya ekonomik zararı amaçlayan, bunlarla neticelenen veya neticelenmesi muhtemel olan bir dizi kabul edilen davranış ve uygulamalar” olarak tanımlayan ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesinin imzalandığı ve uygulandığı, Cinsiyetler arasında yaşanan ücret eşitsizliğinin giderildiği, Tüm yasal düzenlemelerin toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde yeniden düzenlendiği “bir kadın olarak benim ülkem yoktur, bir kadın olarak bir ülke de istemiyorum, bir kadın olarak tüm dünya benim ülkemdir” dediğimiz bir dünyada VAR OLACAĞIZ!

Yaşasın 8 Mart, Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!

İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!

 ILO 190 İmzalansın! Vardık! Varız! Var Olacağız!

KADIN, YAŞAM, ÖZGÜRLÜK! JİN, JİYAN, AZADÎ! OXORZA, SKİDALA, OXOŞKVA! KİN, KYANK’, AZATUT’YUN! ALMAR’AT, ALHAYAT, ALHURİYA! ΓΥΝΑΙΚΑ, ΖΩΗ, ΕΛΕΥΘΕΡΙΑ!

Genel Maden-İş Sendikası Yönetim Kurulu;

“Emekçi kadınlar; birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 8 Mart’ta meydanlarda ve her ortamda etkinler yaparken, her gün emekten yana mücadele içindedirler. Kadınların verdiği bu mücadele tarihi, bizlerin emek mücadelesine de ışık tutmaktadır.

Kadına yönelik şiddetin sona ermesi, tüm kadınlarımızın emeklerinin karşılığını tam anlamıyla alması, çağdaş haklar ve özgürlüklerle birlikte, yaşamın her alanında başarıyla yer almaları, siyasette, iş dünyasında, sosyal hayatta daha çok sayıda ve daha aktif olmaları en büyük dileğimizdir.

Hayatın her alanında birlikte mücadele ederek daha güzel günlere ulaşacağımıza olan inancımızla, tüm dünya emekçi kadınlarının mücadele gününü kutluyoruz”.