“Dünya çapında ilkel sermaye birikimi momentinin öne çıkması, ekonomi dışı terör araçlarının, devletlerin hareket alanını genişletir, otokratik rejimlerin ömrünü uzatır.” …

İlkel sermaye birikimi mi, ne alâka!

Cahiliye devrinin nazariye esnafı, ilkel sermaye birikimi dönemi kapitalizmin doğuşunda yaşanıp kapandı diye zihinlere beton dökmüştür. İşin aslını araştıralım. Genel olarak devletleri ve bugünü anlamakta lâzım olacak:

***

Ekonomi dışı zor kullanımı – Sessiz zorlama

On beşinci yüzyıl sonlarından on sekizinci yüzyıl ortalarına kadar İngiltere’de yaşananlar, ilkel sermaye birikimi sürecinin klâsik örneğidir.

O zamanki İngiltere’de köylüler, feodal mülk dışında kalan arazileri, meraları, ormanları kadim gelenekler uyarınca ortaklaşa kullanıyorlardı. Ancak, pazar ilişkileri yayıldıkça, kırdaki ortak yaşam alanları da tehdit altına girdi.

Yerel egemenler, herkesin ortak kullandığı arazilerin etrafını çitle çevirip fiilen sahiplenmeye başladılar. Yerel egemenlerin ortak alanları köylüye kapatarak yarattıkları fiili özel mülkiyet, çok geçmeden kral fermanlarıyla yasal hâle getiriliyordu. Böylece devlet, kırdaki kadim geçinme tarzının zorla ortadan kaldırılmasına, yağmalanan alanlar üzerinde özel mülkiyet kurulmasına resmen destek vermiş oluyordu.

Zorbalıkla mülksüzleştirilen kırsal nüfus, bir geçim yolu bulmak umuduyla şehirlere akın etti. Mülksüzlerin şehirlere yığılmasıyla aylaklık, serserilik, hırsızlık aldı yürüdü.

Devlet, asayişi sağlamak, mülksüzleri kapitalistlerin emrinde çalışmaya zorlamak için peş peşe terör yasaları çıkardı. Avare dolaşanlar yakalanınca önce kamçılanıyor, sonra zorunlu çalışmaya mahkûm edilerek işyerlerine zimmetleniyordu. İkinci kez işsiz yakalananların kamçılandıktan sonra kulağının yarısı kesiliyordu. Üçüncü kez yakalananlar ise ölümle cezalandırılıyordu. Sadece Sekizinci Henri (1491-1547) zamanında, işgücünün metalaşması, ücretli emek sisteminin dayatılması uğruna yetmiş iki bin kişi idam edildi:

“Böylece tarımsal nüfus önce topraklarından zorla koparıldı, evlerinden atıldı ve işsiz-güçsüz kalabalıklar hâline getirildi. Daha sonra kırbaçlanarak, damgalanarak, gaddar yasalar yoluyla işkence edilerek, ücret sisteminin gerektirdiği disipline sokuldu.” (K. Marks, Kapital, 1867, İng., c. 1, s. 688.)

İlkel sermaye birikimi süreci, geleneksel üreticilerden ekonomi dışı zor kullanımıyla, yani talanla, yağmayla kopardığı üretim ve geçim araçları üstünde özel mülkiyeti tesis eder. İlkel sermaye birikimini ekonomi dışı yapan odur ki, üretim ve geçim araçları özel mülk hâline getirilirken, mübadele ilişkisine başvurulmaz, yani koparılıp alınanların karşılığında ekonomik bir bedel ödenmez.

Ücretli emek – sermaye ilişkisi kurulup zamanla işçiler bu üretim tarzını kabullendikten sonra ekonomi dışı zor kullanımı geri plâna çekilir. Kapitalist üretim, mülksüzlerin etkili bir saldırısı olmadıkça, daha ziyade “ekonomik ilişkilerin sessiz zorlaması” ile yoluna devam eder:

“Kapitalist üretimin ilerlemesi öyle bir işçi sınıfı ortaya çıkarır ki, işçiler eğitim, gelenek ve alışkanlıkları itibarıyla bu üretim tarzının koşullarını doğanın apaçık yasalarıymış gibi görür hâle gelirler.

“Kapitalist üretim sürecinin örgütlenmesi, bir kez tamamlandı mı, bütün direnişleri kırar. Durmaksızın bir nispi artı-nüfus yaratılması, işgücün arz ve talep yasasını, dolayısıyla ücretleri, sermayenin isteklerine tekabül eden sınırlarda tutar. Ekonomik ilişkilerin sessiz zorlaması, kapitalistin emekçiyi tahakküm altına almasını tamamlar. Ekonomik koşullar dışında, doğrudan zor, kuşkusuz hâlâ kullanılır ama ancak istisnai olarak kullanılır. İşlerin olağan gittiği sıralarda, emekçi ‘üretimin doğal yasalarına’ bırakılabilir. Yani, olağan hâllerde işçinin sermayeye olan bağımlılığına bel bağlamak mümkündür.” (K. Marks, Kapital, 1867, İng., c. 1, s. 688.)

İlkel sermaye birikimi momenti, ekonomi dışı zor kullanımıyla bağlıdır. Sermayenin kendine artı-değer katarak büyüdüğü olağan sermaye birikimi momenti ise ekonomi içi süreçlerle, yani “ekonomik ilişkilerin sessiz zorlaması” ile bağlıdır. Sonuçta her ikisi de mülksüz kılma sürecinin birbirini destekleyen farklı momentleridir.

İlkel sermaye birikimi momenti kapitalizmin doğuşunda yaşanıp bitmiş değildir. İlkel sermaye birikimi momenti, kapitalist üretim tarzının kurucu momenti olarak, günümüzde de sermayenin her genişleme hamlesinde kendini göstermektedir.

İlkel sermaye birikimine son örnek: Devlet fermanıyla zeytini kes, kömür çıkar. Kömürü yak, havayı kirlet. İnsanın inorganik bedeni olan doğayı tahrip et!

(Daha geniş anlatım için: https://marksistelestiri.net/ilkel-sermaye-birikimi/ )