Gündem o kadar hızlı değişiyor ki, söylenenlerin nereye gittiğini takip edemiyoruz. Genel olarak dikkatler, polemikler, Belediye Meclis üzerinden, yada siyasi parti yöneticilerinin karşılıklı atışmaları yerel basının en önemli konuları arasına giriyor.

İktidarın kendi ağzından sarf ettiği, kimi konular söylenip geçiyor. Geçtiğimiz hafta il genel meclis toplantıları, Belediye Meclis toplantıları yapıldığı hafta idi.

İl Genel Meclisi’nde ki kimi sözler kamuoyun yansıdı. Eski İl Genel Meclis Başkanlarından, bu dönem AKP grup başkan Vekili İsmail Terzi’nin, “Akşamdan kalma arkadaşlar gündüz asfalt döküyor” sözüne CHP Merkez İlçe Başkanı Ebru Uzun, “Ne demek çalışan işçilere akşamdan kalma demek ne ayıp insanları böyle yaftalamak” diye konuştu. Oysa Terzi daha büyük bir laf etmişti.

Terzi; “Mehmet Kokulu bey yıllarca yol şube müdürlüğü yaptı. Biz meclis olarak asfalt malzemesi alıyoruz. Ancak asfalt dökülürken hiçbir teknik eleman araziye bakmıyor. Sıcak asfalt dökülürken uyarılarımıza rağmen çukurlar doldurmadığı için asfalt erken bozuluyor. Bunları sürekli söyleyip dile getirmemize rağmen hiç kimse dikkate almıyor” diyerek bir anlamda da 20 Yıllık AKP iktidarının bu alandaki durumunu da açığa vurmuş oldu.

Uzun bu konuda, “Eğer iş yürümüyorsa ya da yanlış yürüyorsa bıraksınlar partizanlığı gerçekten iş bilen kişilere iş aş şansı versinler.”diyerek konuya dikkat çekti.

CHP Milletvekilleri Ünal Demirtaş ve Deniz Yavuzyılmaz konunun takipçisi olmalı ve İsmail Terzi’yi doğrulamalılar.

8 Mart’ta kadınlar ayrı telden çaldılar

Kavramlar yaşamımızın, düşüncemizin, dünyaya nereden baktığımızın işaret fişekleri gibi. Bazen alenen sarf ederek, bazen bir hareketle, bazen bir sembolle bunları zamana ve mekâna uygun yansıtırız. Her siyasal, ideolojik bakışın mutlaka bir sembolü, kavramları var ve bunun dışarıya bir biçimde yansıtmak için çaba sarf edildiğini biliyoruz.

Bu kavram ve sembollerin özgürce yapılması ülkenin özgürlükler, haklar, yasalar, adaletin, kısaca demokratik yaşamın nasıl bir durumda olduğunu da gösteriyor.

Özgürlüğün göreceli olarak daha serbest olduğu dönemlerde sembollerin kavramların durumu da ona göre şekil alabiliyor.

Dün 8 Mart idi. “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” mü? “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” mü? her 8 Mart’ta mutlaka tartışılır, konuşulur.

Bir diğer konu da, 8 Mart’ı “Anmak”, “Kutlamak” kavramları da tartışma içindedir.

Örneğin her 8 Mart’ta mutlaka bir grup kadın kuruluşu, bir müzikli-hani çifte telli oynayarak– eğlence ile kutlama yapar bu yılda benzer görüntüler basına düştü.

Bir grup, resmi törenle, çelenk koyma, saygı duruşu vb. Buda daha çok Kent Konseyi Kadın Meclisi (bunun içinde farklı siyasal-toplumsal hareketlerin temsilcileri var) Yine Kent Konseyi, farklı etkinlikler olarak, Konser, Resim sergisi vb.

Kentte var olan Kadın Platformu (daha çok da şimdiki yelpaze ile-MHP-AKP, karşıtı blokta yer alan kadın grupları).İç içe geçen kadın çalışmaları var mutlaka ama genel yapı böyle.

Yani 8 Mart Kadınlar günü olarak gündeme girse de bir cinsiyetten öte, siyasal yapılanmalar üzerinden yürüdüğü görülüyor.

8 Mart nedeniyle, devletin her kademesinden, seçilmişlere, meslek ve kitle örgütlerine kadar tüm yelpaze 8 Mart ile ilgili mutlaka bir şey söylemek zorunda hissediyor.(Tıpkı 1 Mayıs İşçi Sınıfının birlik Mücadele-Dayanışma Günü gibi) Yani 8 Mart’ta bir açıklama yapılmaz ise o kurum, siyasi parti, meslek-kitle örgütü görevini de yapmamış oluyor aynı zamanda.

Oysa biliyoruz ki bu hakkı kazanmak, halklaştırmak kamuya mal etmek ne canlara ,ne deneyimlerden geçerek geldi.

İşte tamda burada kavramların, sembollerin, yaptığımız eylemlerin özü, içeriği karşımıza çıkıyor.

Biz kimiz? Nereden geliyoruz? Neyi savunuyoruz? Hep aynı isek (O banka reklamlarında kaldı).

Örneğin; Kadın Platformu üyelerinin, lüks arabalarla hem de Fener semtinde tur atarak, emekçi kadınlara ne mesaj verdiğini merak ettim, bu öneriyi getiren kadın arkadaşlar gerekçelerini yazarsa buradan seve seve kamuoyu ile paylaşırız. Aydınlanmış oluruz. https://susmagazetesi.com/2022/03/09/kadin-platformu-ozellikle-bir-konuya-dikkat-cekti/

Osman Tutkun’a geçmiş olsun

Osman Tutkun, maden İşçisi, aynı zamanda GMİS eski yöneticisi, Amelebirliği’nde görev yapıyor. Geçtiğimiz haftalarda çok ağır bir trafik kazası geçirdi. Şuan durumu iyi, evinde istirahat ediyor. Osman Tutkun Maden İşçileri içinde sevilen önemli bir aktör. İşte bu durumdan olacak ki, kaza sonrası, geçmiş olsun mesajları, ziyaretleri ardı arkasına gelirken GMİS Merkezi yönetimden, hatta şuan mevcut iktidar kanadından kimse ziyaret etmedi.

Önümüzdeki dönem seçimin kaderi Osman’ın elinde mi nedir?

Kimi mevcut yerini korumak, kimi gelecekteki yerini yapmak için midir bilinmez, bir korkudur bacayı sarmış.

Sen neymişsin be Osman..

Sağlıcakla kalın