Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk gazetelerinden T.C Cumhuriyeti ile yaşıt Cumhuriyet gazetesinin sahibi ve Baş Yazarı Yunus Nadi, 26 Ağustos 1931 yılında Atatürk’ün Zonguldak ziyaretinden iki gün sonra 28 Ağustos 1931 yılında gazetenin birinci sayfası baş yazısında Zonguldak’ı ele almış ve Atatürk’ün Zonguldak’a gelişinden bir kaç gün evvel, bir kaç saatlik Zonguldak ziyaretini anlatmış. Yazısında Zonguldak’ın o günün şartlarına göre ihtiyacına dikkat çekmiş.

İşte o yazı;

……………………………

“Cumhur Reisi Büyük Gazi’nin evvelki gün ziyaret buyurdukları kömür havzamızın bir kısmını biz de dört beş gün evvel görmüş idik.

Zonguldak’a uğrayan kısa bir seyahatten istifade ederek ortaya çıktı ve vapurumuzun Zonguldak’ta geçirdiği 7-8 saatlik fasılayı bir kısım maden ocaklarımızı görmeye tahsis ettik. Bu kısa müddeti mümkün olduğu kadar fazla faydalı kılmak için dikkat ve itinanın azamisini göstermiş olan aziz dostlarımızın mihmanüvazlıklarından belki bütün ömrümüze sürecek çok kıymetli bir hatıra saklıyoruz.

Yalnız Zonguldak’ta çalışan aziz dostlardan değil, aziz vatanın bu cennet parçasından da güzel hatıralar saklıyoruz. Filhakika altı (Toprak altı) ; altından daha kıymetli kara kömürle dolu olan bu havalinin üstü cennet kadar güzel yeşilliklerle süslüdür. İnsana biraz itina edilse hemen ve kendi kendine orman olabilecek hissini veren gümrah bir yeşillik Zonguldak‘ın dağlara kadar uzanıp giden bütün arızalı arazisinde dalgalanıp duruyor.

Önümüzde ise Karadeniz‘in ufukta gökle birleşen hudutsuz genişliği yayılıyor. Zonguldak‘ı Kozlu’ya bağlayan “Aşıklar yolu ” mevki ve manzara itibari ile güzellikte emsalsiz sayılan Büyük Ada’nın tur yolarından şüphesiz daha ileri ve çok daha yüksektir.

Bu sütunlarda kömür havzamızla çok meşgul olmuş olduğumuzu yazılarımızı okumak lütfunda bulunan sevgili kariyerlerimizin hepsi bilirler. Bu kısa seyahatin Zonguldak’taki kısa tevakkufunda (Kısa da olsa bekleyiş) Havzanın yalnız bir kısmını ve yalnız seri bir gezişle görebildik Esas itibari ile gördüklerimizin bildiklerimizden farkı çok büyük farkı olmadığını söyleyebiliriz. Kömür havzasına karşı pek haklı olarak gösterdiğimiz şiddetli alakanın peyderpey tespit etmiş olduğu malumat hakikat tamamen mutabıktır. Yani kömür havzamız defalarca tekrar ettiğimiz vecihle yalnız kendi başına tediye muvazenemizi temin edecek kadar kuvvetli bir zenginlik kaynağımız ve binaenaleyh o nispetle mühim bir iktisat unsurumuzdur, bir.

Bu zengin kaynağından şimdiye kadarki istifademiz maatteessüf ve bizzarure mahdut kalmıştır ve mahdut kalmakta devam ediyor, iki.

Büyük bir alaka hamlesiyle Büyük Reisimizin dahi Havza’ya kadar uzanan bir seyahat ihtiyar bulunmaları da ispat eder ki filhakika Yeni Türkiye için kömür havzamızda hallolacak büyük milyarlı milli bir mesele vardır.

Altı zenginlik, üstü güzellik olan Zonguldak’ta dikkat gözümüzü ilk celbeden nokta Zonguldak Limanı olmuştur. Karadeniz’in ekser sahil kasabalarında olduğu gibi Zonguldak’ta da esasen liman yoktur. Yalnız burada Fransız kömür şirketi tarafından bir dalgakıran yaptırılmak sureti ile küçük bir liman vücuda getirilmiş olduğu malumdur. Görmeden edindiğimiz malumatın verdiği fikir de ne kadar küçük olursa olsun biz bunun hiç olmazsa daha büyüyecek bir mikyasta bir Haydarpaşa limanına olsun benzerliğini tasavvur etmekte idik. Evvela bu tasavvurumuz yanlış imiş. Zonguldak’ın küçük limanında büyük bir hayal inkisarını (gönlü ,hayal kırıklığı,) gücenme uğramış olduğumuzu söylemeye mecburuz.

Zonguldak limanı denilen şey, karadan denize doğru uzatılmış güdük ve kalınca bir duvardan ibaret ve iki üç küçük gemiyi ancak barındıra bilir bir şey. Manzarasında Haydarpaşa limanına nispetle bile bir gelişi güzellik var.

Geçen senenin şiddetli fırtınası az kalsın bu duvarı da kaldırıp atacakmış. Kaldırıp atamamış ama esaslı tamire ihtiyaç gösterecek veçhile bir hayli zedelenmiş. Hulasa az çok şeye yararsa da Zonguldağ’ın (Yazar sürekli Zonguldak’a, Zonguldağ diyor) mevcut duvarını bir liman saymaya bir türlü bizim dilimiz varmıyor. Hakikate kömür havzasında liman yoktur demek ,çok yanlış olmayan en kestirme bir ifade olacaktır.

Halbuki kömür havzamızın faaliyeti her şeyden evvel yükletme işinin emin, kolay ve çok çabuk olmasına bağlıdır. Şimdi havzadan 1,200,00-1,500,000 tonilato kömür çıkarılmaktadır. Liman işini hal, yani tahmil ve tahliyeyi ( gemi ambarı, tankı veya güvertesinden liman sahasına alınması veya gemiye yüklenilmesi için verilen hizmetlere tahmil/tahliye diyorlar.) temin etmeden bu miktarın esaslı surette artırabileceğine doğrusu bizim aklımız ermemiştir ve ermez. Nitekim pek haklı olarak devlet nazarında dahi mesele bu suretle mevzudur.

Kömür havzamızın son senelerdeki faaliyeti daha makul ve daha ciddi safhalara inkılap etmiş olduğunu ve bu suretle havzanın namzet olduğu, parlak istikbale layık anlayışlı işlere sahne olmaya başlamış bulunduğunu memnuniyetle olduğunu ve şükranla gördük. Bu son ve yeni safhalarda kömür iktisadiyatına ait milli uyanıklığa büyük bir pay ayırmak lazımdır. Ezcümle milli müesseselerimizden İş Bankası havzada ki alakası ve mevkii şimdiden ehemmiyetle kaydolunca bir mahalle teşkil etmektedir. Kozlu’da fennin en son terakkilerini uygun olarak vücuda getirilen işletmede Bankanın alaka ve tesiri açık surette göze çarpıyor. Bankanın havzadaki alakasını ellerinde tutan gençlerimizi vazifelerinin ehemmiyetini anlamak hususunda vakur bir heyecanla müteharrik (hareketli.) görmekten bilhassa müftehir (memnun, saygın) olduk.

Kömür havzamızın milli iktisadiyatımızda oynayacağı mühim rolleri tahakkuk ettirebilmesi için büyük teşkilat ve tesisata ihtiyaç vardır. Az çok zaman isteyen bu işlerin bugünden yarına meydana gelebileceğine şüphe yoktur. Fakat onları meydana getirmek için de artık daha fazla zaman geçirmemeliyiz. Bugünden önümüzde büyük bir hakikat var: Kömür Havzamız zenginlikte her hangi bir altın maddesinden on kere ,yüz kere yüksektir.

Havzada ilk yapacağımız işlerden biri de kömür servetimizin esaslı ilmi ve fenni bir tetkikle kat’i olarak hakikate yakın bir surette tespitidir. Havzanın umumi jeolojik bir tetkik ve tespitine ihtiyaç vardır. Üç dört koldan esaslı surette yapılmak lazım gelen bu tetkik beş altı senelik bir zaman ve bir hayli de masraf isteyebilir. İşe bir an evvel başlanmak şartı ile zamanın ehemmiyeti yoktur. Masrafa gelince, böyle bir milli servetin taktir ve tespiti hesabına ihtiyar olunacak masraf bir, iki milyona bile mal olmak lazım gelse elbette gene çok görülmez.

28 Ağustos 1931

Cumhuriyet Gazetesi

Baş Yazarı

Yunus Nadi “

………………..

Bir kaç saatlikte olsa Zonguldak’ı ziyaret eden Yunus Nadi , gördüklerini en iyi bir şekilde anlamasını sağlayan çok değerli şahsiyetlerin Zonguldak’ta var olduğunu gösteriyor. Dönemin Halkevi Başkanı Mithat Akif ve Zonguldak’ın ilk Gazetecisi Tahir Karauğuz’un katkıları da büyüktür tabi ki .

Yunus Nadi Kimdir ?

Cumhuriyetin ilanından sonra İstanbul’a giderek Zekeriya Sertel ve Nebizade Hamdi ile birlikte Cumhuriyet gazetesini yayımlamaya başlar. Gazete, Mustafa Kemal’in teklifi üzerine Hâkimiyet-i Milliye ve Yeni Gün gazetelerinin birleştirilmesi ile doğmuştur. Cağaloğlu’ndaki eski İttihat ve Terakki Genel Merkez Binası (Pembe Konak), gazete binası yapıldı. 7 Mayıs 1924 günü yayımlanan ilk sayıda Mustafa Kemal’le Millî Mücadele ve Kurtuluş Savaşı hakkında yapılmış bir röportaja yer verildi. Yunus Nadi, kısa bir süre sonra çıkan anlaşmazlıklar sonucu Zekeriya Sertel ve Nebizade Hamdi’nin ayrılmasından sonra gazetenin tek sahibi olmuştur..

Yunus Nadi ayrıca Osmanlı’nın son dönemlerinde çalıştığı gazetede Mustafa Kemal’in gazetede basılan ilk fotoğrafını yayınlayan kişidir.

Uzun süredir devam eden hastalığının tedavisi için gittiği Cenevre’de 28 Haziran 1945’te hayatını kaybetti.

Kurduğu Cumhuriyet Gazetesinin sahibi bugün Cumhuriyet Vakfı‘dır. İmtiyaz Sahibi: Cumhuriyet Vakfı adına. Alev Coşkun ‘dur.

Hayati Yılmaz ile

Zonguldak Tarih

Kaynak :

Cumhuriyet Gazete Arşivi