1968 öğrenci gençlik hareketi liderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı idam edilmelerinin 50’nci yılında, emeğin başkenti Zonguldak’ta unutulmadı

KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü, Tüm Bel-Sen Şube Başkanı İsmail Sefertaş, konuyla ilgili basın açıklaması yaptı.

Açıklama şöyle;

6 Mayıs 1972’de idam edildiklerinde Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan 25, Hüseyin İnan 23 yaşındaydılar. O dönemde 12 Mart muhtırasıyla iktidardan indirilen Süleyman Demirel, Deniz ve arkadaşlarının idamına “Evet” oyu veren Adalet Partisi’nin lideriydi. TBMM’de Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in idam kararları oylanırken, hiç tereddüt etmeden idamları onaylayan Demirel, aradan birkaç yıl geçtikten sonra 1975’te mobilya yolsuzluğundan yargılanan yeğeni Yahya Demirel’le ilgili olarak “25 yaşında çocukla uğraşıyorlar” diyebiliyordu.

Ülkeyi bu günkü duruma getiren süreci işin başında iken gören, direnen ve hiçbir çıkar gözetmeden halkımızın mutluluğu için mücadele eden devrimci gençlik önderlerinin idamlarının ne anlama geldiğini Türkiye bugün daha iyi anlıyor. Denizlerin idamlarına “onay” verenlerin tümü tarih sahnesinden silindi. Deniz, Yusuf, Hüseyin ise yiğitlikleri, gençlikleri ve tüm coşkularıyla her 6 Mayıs’ta yeniden doğuyor.

İktidar, sermayenin tüm ayrıcalıklarını korumak için işçilere, gençlere ve kadınlara baskıdan ve ekonomik kriz altında sömürüden başka hiçbir şey vaat etmemektedir.  Denizler hiçbir koşul altında mücadele kararlılığını kaybetmediler. Cesaretleri, azimleri ve kararlılıkları sürüklenmeye çalıştığımız karanlıktan kurtuluşumuza ışık tutuyor. Denizleri anmak, umutsuzluğa kapılmadan, hiçbir koşula baş eğmeden kendi istek ve özlemlerimize sahip çıkmaktan geçiyor.

Bugün onların bize bıraktığı miras, nitelikli, ücretsiz ve yaygın kamu hizmeti mücadelesinde yaşıyor. Üniversite öğrencilerinin ve eğitim emekçilerinin bilimsel, özerk-demokratik üniversite mücadelesinde; sağlık emekçilerinin halk için sağlık mücadelesinde; ötekileştirilenlerin, kadınların, gençlerin, engellilerin eşitlik, özgürlük ve insanca yaşam, kamu kurumlarımızda işinin ehli liyakatli yöneticilerin olduğu, niteliklsel kamusal hizmet mücadelelerinde yaşıyor.

Bugün onların mirası, HES’lere, nükleer santrallere karşı gelecek kuşaklar için verilen mücadelede; kentsel dönüşümle evinden, yurdundan edilmek istenenlerin öfkesinde; yağmalanmak istenen kentlerimize, su havzalarına, ortak yaşam alanlarımıza, yok edilmek istenen ortak belleğimize sahip çıkma mücadelesinde yaşıyor.

Bugün faşizmi ve tek adam diktatörlüğünün inşasını durdurmak, bu ablukayı dağıtmak zorundayız. Birleşik toplumsal muhalefeti güçlendireceğiz. Türkiye karanlık bir süreçten geçiyor. Karanlık ne kadar yoğunsa, aydınlık da o kadar yakın olacaktır bizim için. Elbetteki bu karanlık günleri bitirip daha demokratik, daha özgür ve barışçıl bir ülkede yaşıyacağız.

Mayıs ayı yıllar içerisinde Devrimci mücadelede kayıpların yaşandığı talihsiz bir aydır. Yüzlerce Deniz olduk, Hüseyin olduk, Yusuf olduk, İbrahim olduk, Hakkı olduk, Fikri olduk, Hasan olduk. Daha nice nice isimler olduk, yürek olduk. Yüzlerle birlikte anıları mücadelemize ışık tutacaktır. İdam kararı veren ve kalemlerini kıranlar, onların idamı için Meclis’te onay verenler bugün hatırlanmıyorlar. İdam edilen üç arkadaşımız bugün milyonların kalbinde yaşıyor.

Deniz, Yusuf, Hüseyin ve devrimci mücadele verenlerin anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.”