Yargıtay tarafından cezası onanan ve siyaset yasağı getirilen Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun şimdide Başsavcılık tarafından üyeliği düşürüldü.

Olmaz diyeceğimiz her şeyin olduğu bir ülkede bu karar benim için hiç de sürpriz olmadı.

Bu hukuk tanımaz tavırların bunlarla sınırlı kalacağını da düşünmüyorum.

Her geçen gün halk nezdinde güvenirliği daha da azalan, neredeyse yok hükmünde sayılan iktidar; bir daha seçilme şansı olmadığını anlayınca her türlü hukuksuz, adil olmayan uygulamalara yönelecektir kuşkusuz.

Son zamanlarda tamamen iktidarın güdümüne giren yargı ve hukuk sisteminden de cesaret alan iktidar, seçimleri yaptırmama ihtimali de dahil olmak üzere her yola başvuracak gibi görünüyor.

Düşünebiliyor musunuz; Cumhurbaşkanlığında danışmanlık da yapan, bir dönem özel harp dairesini yönetmiş biri sözüm ona eğitim amaçlı bir şirket kuruyor ve yine aynı kişilerin yönetiminde bulunduğu bir Sivil Toplum Kuruluşu aracığıyla yeni bir anayasa hazırlıyor.

İslam ülkelerinden oluşmuş bir federe devlet!

Başkenti İstanbul, resmi dili Arapça!

Kendine ait bayrağı, anayasası olan bir devlet kurmak!

Peki bu nasıl olacak?

Önce Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlığına son verilecek.

Yani devleti cebir ve şiddet yoluyla devirecekler!

Bu konuda hiç çekinceleri de yok.

Medyada tüm bu görüşlerini açıkça deklare edebiliyorlar.

Hala iktidar tarafından destek ve ilgi görüyorlar.

Öte yandan barış, özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren bu ülkenin aydınlık yüzleri hiçbir belge, delil, kanıt olmaksızın hapislerde tutuluyor!

Daha da ötesi tüm muhalif sesleri susturabilmek adına ülkenin tüm örgütlü yapılarına baskı ve yasaklar getiriliyor.

Kültür ve sanat faaliyetleri engelleniyor.

8 yıl önce attığı bir tweet yüzünden canan Kaftancıoğlu’na 4 yıl 11 ay ceza veriliyor.

Bu da yetmiyor siyaset yasağı getiriliyor.

Bununla da yetinmeyip şimdi de gülünç bir kararla parti üyeliğini düşürüyorlar.

Çünkü onlar bilmiyorlar; siyaset yalnızca siyasi partilerde yapılmaz.

Çünkü onlar bilmiyorlar; ülkesini seven, yurttaşlarına karşı sorumluluk duyan her barış yanlısı demokrat insan; toplumun her alanında, bulunduğu her ortamda düşünceleri, önerileri ve projeleriyle topluma yön verir.

Bunun için ne siyasi parti üyesi olmaya ne de İl Başkanlığı yapmaya ihtiyaç yoktur.

Siyaset bir anlamda gönül işidir.

Halka hizmet yürek ve vicdan işidir.

Onlar kişisel ya da grupsal çıkar, rant uğruna siyaset yaptıkları için hep bir güce dayanma ihtiyacı duymuşlardır.

Yani iktidarın desteği olmadan sokağa bile çıkamazlar.

Ne mahalle kahvesinde ne köşe başındaki bakkalda, manavda beş kuruşluk itibarları yoktur.

Kamuoyu yoklamalarında oylarının eridiği gören iktidar mensupları panik ve telaş halinde ne yaptıklarını bilemez hale geldiler.

Asıl korkuları; artık sosyalistler, devrimciler, mevcut sisteme muhalif işçi, memur, emeklilerin yanında köylüler, gençler ve işsizler de bu iktidarla yönetilmek istemediklerini açıkça seslendirmeye başladılar.

Gençler yine her zamanki yaratıcı eylemleriyle susmayacaklarını; hukuksuzluğa, adaletsizliğe, eşitsizliğe, yokluğa, yoksulluğa ve yolsuzluklara karşı direneceklerini her fırsatta göstermekten çekinmiyorlar.

İktidarın tüm olanaklarını kullansanız da Geziyi mahkum edemediniz.

Sırf korku salmak, yılgınlık yaratmak için kimi yurtseverleri kurban seçip, hukuksuz biçimde cezalar verdiniz.

Gezi direnişçileri içerde olsa da gezi fikri tüm yurdu gezmeye devam ediyor.

Bilmelisiniz ki Canan Kaftancıoğlu bir simgedir.

Kağıt üstünde onu İl başkanlığından alsanız, üyeliğini düşürseniz de onun yüreği barış ve demokrasi savaşçılarının yanında olacaktır.

Bu ülkede politikayı kişilere indirgeyenler hep yenilmişlerdir.

Siyaset kollektif bir ruhtur.

Siyaset yaşamın her alanında vardır.

Siyaset yalnızca siyasi partilerde yapılmaz.

Yaşam olan her yerde siyaset vardır ve Türkiye halkı artık sizin kirli siyasetinizden bıktı.

Barış, demokrasi, özgürlük mücadelesi veren temiz siyasetçiler istiyor.