Geçtiğimiz hafta sonu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Çaycuma’- da yapılan hizmetlerin açılışını yapmak üzere bölgeye geldi. Yağmurlu havada halka seslendi.

CHP lideri Kılıçdaroğlu Çaycuma’yı örnek kentlerden göstererek;”Bir şey daha söyleyeyim Başkanımız konuşmasında dedi ki hiçbir ayrım yapmadık iktidar, muhalefet olarak. Olabildiğince bütün kararları oy birliği ile çıkarmaya çalıştık. Yani Çaycuma’ya hizmet yapılacaksa hep beraber gelin, hizmetimizi yapalım dedi ve Çaycuma’yı bugünkü noktaya birlikte getirdiler. Belediye Başkanımızın dirayeti, çalışkanlığı ve uzlaşmacı tavrıyla Çaycuma, bugün, bu bölgenin en güzel ilçelerinden, kentlerinden birisi oldu. Sizlere Çaycumalılara söz veriyorum Çaycuma nasıl yönetiliyorsa Allah’ın izniyle Türkiye’yi de öyle yöneteceğiz. Barış içinde yöneteceğiz, huzur içinde yöneteceğiz” diye ifade etti.

Kılıçdaroğlu’nun ziyareti ile ilgili basında, kamuoyunda olumlu-olumsuz (daha çok da yerel parti örgütüne yönelik) eleştiriler geldi. Bunlar doğal her liderin geliş ve gidişleri sonrasında benzer tartışmalar örgüt içi ya da muhaliflerce yapılan bir gelenek diyelim.

Benin değerlendirmem ise başka bir pencereden olsun istedim. Belediye Başkanımız Sayın Bülent Kantarcı’nın bu ikinci dönemi. Gerçekten de Çaycuma’da şehirleşme (fiziki) olarak oldukça değiştirdi, geliştirdi.

Ara ara yazdım, eksik gördüğüm noktalarda. Fakat bu kez işin boyutu daha üst perdenden gelince, yani Genel Başkan Sayın Kılıçdaroğlu, “Çaycuma nasıl yönetiliyorsa Allah’ın izniyle Türkiye’yi de öyle yöneteceğiz” söylemini duyunca bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Eğer Türkiye’yi böyle yönetilecekse gelecekte sıkıntılarımız devam edecek demektir. Cumhuriyetin kuruluşundan buyana, bitmeyen ya da tam oturtula[1]mayan toplumsal sorunlarımızın da devam edeceği korkusu aldı beni.

Neden?.

Örneğin Ereğli’de bu konuşmayı yapsaydı, belki aklıma gelmezdi bu yazı. Ama Çaycuma’da olunca başka.

Bülent Kantarcı bilgi birikimi, teknik adamlık yanı, dünyanın birçok yerini görmek ve yaşama imkanı nedeniyle Çaycuma’ya yıllar sonra gelenlerin gerçekten değiştiğini, bir kent havasında olduğunu, bir düzen ve yaşam alanı yaratıldığını görmemesi mümkün değil.

CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’nun özellikle yeni döneme yönelik ‘Helalleşmeye geliyoruz” söylemini de buraya ekleyince, Çay[1]cuma’da daha yapılacak çok işin olduğu, kentte yaşayanların, inanç, ibadet, düşünce ve yaşam alanlarında atılacak, yol alınacak, olduğunu söylemek lazım.

Daha iyi bir Türkiye, daha demokratik ve özgür bir Türkiye bugünün Çaycuma’sını model alınarak yaratılamaz. Olsa olsa Türkiye’yi boydan boya, inşaat, altyapı, imar planları, yol, cadde, araç yolları, yürüyüş yolları vb. gelişmiş bir kent bir ülke olarak anılır.

Bir anekdot aktararak konuyu sürdürelim.

Kilimli Belediye Başkanlarından Ali Arslankılıç görevde olduğu bir dönemde Termik Santral inşaatında bir Çin’li işçi vefat etmişti. Sohbette, Sayın Arslankılıç ‘Bahaddin, işçi vefat edince aklıma bu Çin’li insanın defin işlemi nasıl olur diye bir anda sıkıntı yaşadım. Sonunda çözdük” dedi.

Onun üzerine sohbet devam ederken yeni dönemle ilgili olarak projelerinden bahsetti.Ve benden Bir Cemevi Projesi konusunda yardım istedi.Çok memnun olmuştum.

Çünkü bölgede Kilimli-Gelik’te Madende çalışmak üzere yıllar öncesinden Özellikle Erzincan’dan çok göç alan bir bölge ve ağırlıklı olarakta Alevi-Bektaşi inancından yurttaşlar var idi Yardımcı oldum o dönem. Fakat o seçimde Ali Başkan seçimi kazanamadı. Ama o talebi ve isteği bence çok önemli kıymetliydi.

Çağdaş kentler o kentte yaşayan insanların aynı zamanda inanç özgürlüğünü, düşünce özgürlüğünü, katılımcılığı da içinde yer edinen bir hizmetler topluluğu.

Dedim ya Sayın Kılıçdaroğlu bu sözü Ereğli’de söylemiş olsaydı aklıma bu yazı gelmeyecekti. Çünkü Sayın Halil Posbıyık bu sorunu yıllar öncesinden çözdü.

Zonguldak Merkez Belediyesi’nin CHP’li, AKP’li Belediye Başkanları da dahil kentte yaşayan Alevi- Bektaşi topluluğunun inanç, ibadet özgürlüğü konusunda bu duyarlılığı gösteremedi. O kadar talebe ve görüşmelere rağmen.

Şimdi eğer Çaycuma Türkiye’ye bir örnek olacaksa, Sayın Kantarcı kentte yaşayan, farklı inanç gruplarının inanç ve ibadet sorununu, olmak üzere, katılımcı, özgür, şeffaf ve ucuz, güvenli bir kent yaratma konusunda yapacağı çok iş var.

Biliyorum şuan belki de ‘böyle bir talep gelmedi bugüne kadar‘ diye düşünülebiliyordur.

Sorun talepten öte varlığını bildiğimiz insanların özgürlük alanlarını genişletmek görevimiz var.

Yoksa biraz uçuk olacak ama, yaşamında başarılı olmuş her girişimci-iş insanı bu fiziki gelişkinliği sağlayabilir, gerçekleştirebilir.

Ama Sayın Kılıçdaroğlu’nun ya da Millet İttifakının yaratmak istediği Türkiye bu olmasa gerek.

Bu ülkede hala milyonlarca AleviBektaşi inancına mensup yurttaş ibadetlerini dernek vb.gibi noktalarda yerine getiriyor ve Hak’ka yürüyen Can’larını zorunlu olarak camiden yolculuyorsa ve hala Cemevleri ibadet hane statüsünde değilse, Sayın Kantarcı’nın Çaycuma’da, Sayın Kılıçdaroğlu’nun da önünde çok zor görev var demektir.

Sağlıcakla kalın