İnsan bulunduğu akvaryumdan çıkınca daha farklı hayatlarım varlığını nasıl da farkediyor. Okyanusun güzelliğini bildiği halde cesaretsiz kalıp yaşadığı akvaryumdan çıkamıyor. Gıpta ile bakmakla yetiniyor çoğu zaman. Eee tabii aslında o akvaryum konfor alanı onun. Bildiği yer, yaşadığı gördüğü alan. Ama çıkmalı. Akvaryumun dışında bir hayat olduğunu –kaç yaşında olursa olsun- öğrenmeli.

‘Hayatın içinde bir hayat olduğunu öğrenmeli’

Dünya o akvaryumdan ibaret değil. – Öğrenmeli

Hayat o bildiği, gördüğü alandan ibaret değil. –Öğrenmeli.

Akvaryum, okyanus, konfor alanı derken aklıma gelen bir soruyla devam etmek istiyorum. Ne istiyor gençler? (hatta Z kuşağı olarak ele alırsak ve düşünürsek daha doğru olur).

Nasıl mutlu olacak bu gençler?

Gençler öğrenmek istiyor aslında. Bilmek, gezmek, eğlenmek istiyor. Araştırmak, okumak, kendi bulunduğu alan dışında hayatlar olduğunu öğrenmek istiyor. Sadece yaşının getirdiği şeyleri yaşamak istiyor. Yurtdışına merakından çıkmak istiyor. (kur farkından dolayı kolay para biriktirmekten ziyade). Yıllarca tonla para döküp, emek harcayarak okudukları okulun hakkını almak istiyor. Sadece kira ve faturalara çalışmak istemiyor. Sırf genç ve yalnız bir kadın olduğu için iş hayatındaki bütün o sıkıntılara maruz kalmak istemiyor. Kolayca tiyatroya, sinemaya, konsere gitmek istiyor. Bir kahve içebilmek, arkadaşıyla bir yemek yiyebilmek için saatlerce çalışmak istemiyor. Yeteneklerini geliştirecek alan istiyor, yeni fırsatlar istiyor. Sırf coğrafyası farklı olduğu için ondan daha farklı yaşayan yaşıtları gibi olmak istiyor. Coğrafya kaderdir bu arada. Evet. Coğrafya.

İsterdim ki; bu her tarafı cennet ülkemin güzel yürekli çocukları daha 13 yaşında ekonomi konuşmasın, 15 yaşında siyaset konuşmasın. Saklambaç oynasın isterdim. En fazla aşk acısı çeksin, parasızlık yüzünden okulundan vazgeçmek zorunda kalmasın isterdim. Fedakarlık yaptığı şey arkadaşlarıyla paylaştığı keki, çikolatası olsun isterdim. Hayatlarından vermek zorunda kalmasınlar isterdim. Her şeyi okuyabilme fırsatları olsun isterdim.

3 saatlik bir sınav için dirsek çürütmesin, yıllarını heba etmesin isterdim. O sınavın aslında dünyanın sonu olmadığını, her kapının bir başka kapıyı açtığını bilmesini isterdim. Emeklerinin karşılığını hakkıyla alabilmelerini isterdim.

Z kuşağı umut istiyor, heyecan istiyor, mutluluk istiyor. (herkes gibi!). Ekonomik özgürlük istiyor. Hatta hayatın çoğu noktasında özgürlük istiyor. Sokaklarda rahatça gezmek, sorgulanmadan(!) istediğini giyip yürümek istiyor. Kahkaha atmak istiyor. (hemde toplum içinde). Yani zaten hangi gencin sonsuz istekleri oldu ki şimdiye kadar? 21. Yüzyıla göre çok normal şeyler istiyor. Eskiye özlemle, geleceğe umutsuzlukla bakmak istemiyor.

Ama biliyorum ki sevgili genç arkadaşlarım ve sevgili büyüklerim; bahar bizim topraklarımıza da gelecek, inanıyorum ki geleceğimiz daha aydınlık, daha parlak olacak. İsteyen herkes o akvaryumdan çıkabilecek, okyanusun güzelliğine hayran kalacak.

Bu arada ; işte sizin için bir kitap: Küçük Kara Balık – Samed Behrengi

(Bilmeyenler varsa eğer, Samed Behrengi İranlı devrimci bir yazar. 28 yaşında Aras Nehri’nde ölü bulunmuş. Yani suikasta kurban verdiğimiz başarılı bir yazar. Çok büyük bir saygıyla…)

Cesaretle kalın…