Asgari ücrete zam.

Yeni ücret: 5500 TL

Okulunu bitirmiş (deyim yerindeyse taze mezun) bir genç kızım. Büyükşehir olduğu için –haliyle- Bursa’da kalmaya devam etmek istiyorum. Geleceğim için, hayallerim için. Ev bakma sürecindeyim. Elimde telefon sürekli ev araştırıyorum, emlakçılarla konuşuyorum. Bulduğum evlerin fiyatı  4000 TL’den başlıyor. Daha ‘normal’ fiyata bulduklarımda da ya evden çıkmamam gerekiyor (malum Türkiye’de karanlık çöktüğünde kadınlara yaşam zor. Gerçi sadece karanlıkta mı tartışılır ama bunu daha sonra ele alacağım.) ya da eve girmemem gerekiyor. Yürümekle gidilecek yerlerde değil çünkü. Neyse bir tane buldum  ev zar zor. Görmeye gittim. Buraya kadar her şey çok iyi. Baktım giysi dolabı yok odalarda. Eee beyefendi dedim dolap nerde? Ve şu muhteşem cümle döküldü adamın dudaklarından: ‘Ben size bir güzellik yapar dolap işini çözerim. Bez dolap getiririm.’ Evet. Bez dolap (!). Ve bunu çok büyük bir fedakarlıkmış gibi söyleyen, zaten evde olması gereken bir eşyayı temin etmenin büyüklük olduğunu gösteren bir ev sahibi. Karşısında biz. O ana kadar öğrenciliğim bitti iş hayatına atılacağım diye seviniyordum. O gün oturdum düşündüm. Ne ara bu kadar bariz sömürgecilikle karşı karşıya kaldık biz? Ne ara bu kadar para hırsı bürüdü gözümüzü?

Ama asgari ücrete zam. 5500 TL.

Ev kirası 4000 TL.

Nasıl sevineceksem artık…

Neyse ki güçlü yetiştik de hayat bizi yenemiyor. Zaten bence hayat güçsüzleri eliyor. Hayat; oyun gibi biraz. Bazı bölümleri geçerken zorlanıyoruz, bazılarını kolayca geçebiliyoruz. Bazen de, bu muydu yani? Bunun için mi çektim bunca eziyeti? Diyoruz. Ve biz bu düşünceler içinde boğuşurken hayat öylece akıp geçiyor.

Eee peki o zaman ne yapmalı?

Bence bir şey yapmalı.

Mücadele etmeli.

Direnmeli.

Hak ettiğimiz hayatı yaşamak için bir şeyler yapmalı. Bakın hayal ettiğimiz demiyorum, hak ettiğimiz diyorum. (burası biraz önemli).  Birlik olmalı, beraber olmalı. Dinlemeli, dinletmeli.

Hem bir yerde duymuştum: ‘Güzel şeyleri yaşamaktan korkarsak hayatı kaçırırız. Bize yapılanlara boyun eğersek yaşamamızın bir anlamı kalmaz. Sözümüz ne ise söylemeliyiz. Doğru bildiğimiz yoldan yürümeliyiz. Başımıza gelecekleri göze almalıyız. Utanılacak bir şeyimiz olmamalı.’ Bana sorarsanız eğer, hayatta her zaman yapmadıklarından pişman olmalı insan. Cesaret duyup, harekete geçip inandığı şeye adım atmalı. Şahsi fikrim tabii.

İnsanca yaşamayı hak ettiğimizi düşünüyorsak eğer korkmamalı. Güzel günlere savaşılmalı. İçinizden; ‘Peki söyle bakalım Çağla Hanım sence ne yapmalı?’ diyor olabilirsiniz. Ama ben bu konuda ne söylersem söyleyeyim yeterli olamayacağım kanısındayım. Zaten tek başıma çok güzel çözümler bulup faydalı olabileceğimi düşünseydim birlik olmalı demezdim az önce yukarıda. Değil mi?

İçimdekileri ifade edebildim mi bilmem ama umarım anlaşılır olmuşumdur. Okuyanlar arasından bir kişinin bile yüreğine dokunabildiysem ne mutlu bana…

Neyse…

O zaman sizin için işte bu haftaki şarkı: Moğollar – Bir Şey Yapmalı

Korkmadan fikirlerini savunan herkesi, mücadele etmekten geri durmayan  herkesi kocaman selamlıyorum. Bir şey yapmalı.

Direnişle kalın…

Reklam