Ülkemiz bir bayrama daha tüm umutları, hayalleri, geleceği kurban edilmiş olarak girmek zorunda kalıyor.

Asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu, vatandaşa enflasyondan korumak için zam adıyla verilenin de aslında yine vatandaşlardan toplanan vergilerle karşılandığı bir ülkede bayram gelmiş kime ne!

Eskiden bu bayramlarda koyun ya da koç kurban edilirdi, şimdi çocuklarımızın geleceği kurban ediliyor.

İktidar iki yıldır utanmadan bayram ikramiyesi diye 65 dolar tutarında bir yardım veriyor emeklilere.

En düşük emekli maaşı da bu ikramiye tutarının yaklaşık dört katı. Yani 260 dolar.

Rakamları dolar karşılığı olarak yazıyorum, belki o bizi kıskanan gelişmiş dünya ülkeleriyle kıyaslamak daha kolay olur diye.

AB Ülkeleri arasında asgari ücret konusunda sonda ikinci sırada bulunan Türkiye’de bu miktar 328 euro iken Lüksemburg’da 2257 euro.

En çok takip ettiğimiz ülkeler Almanya, Fransa, Hollanda gibi ülkelerde 1500 euro’nun üzerinde.

Bir başka kıyaslama yapmak gerekirse AB ülkelerinde Milletvekili maaşları asgari ücretin en fazla 4-5 katı iken bizde 10 katı.

Yalnızca bu örnekler bile Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının nasıl bu iktidara ve iktidardan beslenen azınlığa kurban edildiğini göstermiyor mu?

Yani demem o ki, bizlerin vergilerine çöken, daha doğrusu iktidar tarafından kendilerine hibe edilen o mutlu azınlık kutlasın bayramı, bizler de fiyatı kimi yerlerde 6 lirayı aşan ekmeği daha ucuz alabilmek için kuyruklarda bekleye duralım.

Neredeyse her gün akaryakıta, sıklıkla elektriğe, doğalgaza, içkiye zam yapılan ülkede iş memura, işçiye, emekliye geldi mi tasarrufa gidiliyor.

Cumhurbaşkanlığına onlarca uçak, binlerce personel alınırken, yazlık, kışlık saraylar, yayla köşkleri yapılırken düşünülmeyen tasarruf nedense dar gelirliye, geçinemeyen yoksul halka uygulanıyor.

Bir yanda ormanlarımız yanıyor, yerleşim alanlarımız sel sularının altında kalıyor ama hala yangın söndürme filosu için uçak alım ihalesi yapılmıyor.

Geçmişten ders alıp artırılması gerekirken Orman Genel Müdürlüğünün bütçesi hangi akla hizmet, yarıya düşürülüyor.

Atama bekleyen yüzbinlerce öğretmen, sağlık emekçisi, üniversite mezunu gençler için bütçede yeterli bir ödenek ayrılmamış.

Bu da yetmemiş, daha yılın altıncı ayında tükenen kaynaklara ilave olarak yeniden bir sözüm ona “ek bütçe” hazırlanmış, onda da müteahhitlere, enerji baronlarına, yandaş şirketlere kaynak var ama yoksul halka yönelik tek kuruş yok.

Üstelik bu sözünü ettiğimiz bütçe de yine biz yoksul halkın irademiz dışında kesilen vergilerinden oluşuyor.

Sonra da Cumhurbaşkanı Bilboardlarda halkın bayramını kutluyor.

Hep birlikte nice bayramlara” diye…

O “Hep”in içinde biz yokuz Sayın Erdoğan. Siz saraylarınızda kutlayın bayramınızı.

Bu bayramda da bize yine acı, hasret, açlık, yokluk ve yoksulluk düştü.

Eskiden bayramlarda insanlar eş-dost, akrabalarını ziyarete giderlerdi.

Şimdi onu da yapamıyorlar.

Her yere özel uçaklarıyla giden sayın yöneticilerimiz nereden bilsinler otobüs fiyatlarını.

Yaptınız oto yolları, köprüleri, havaalanlarını geçiş garantili.

Ama vatandaş kullanamadığı bu hizmetlerden dolayı vergi ödüyor.

Esnaf kan ağlıyor, gençler iş bulamıyor, işçi sömürülüyor, memur geçinemiyor, emekli çaresiz, köylü toprağını işleyemiyor, kültür ve sanata düşman bir yönetim sanatçıya, gazeteciye, yazara hayat hakkı tanımıyor.

Adını bile bizim koyduğumuz, ilk imzasını Türkiye’nin attığı İstanbul sözleşmesini bir gece ansızın yırtıp attınız, şimdi ülkemizde her köşe başında kadınlara saldırılıyor, taciz, tecavüz ve şiddet olayları artarak sürüyor.

Hukuk sistemini iktidara bağımlı hale getirdiniz, halk adalete güvenmediği gibi artık yargının bağımsızlığına da kimse inanmıyor.

Bu durumdan vazife çıkaran hakimler, savcının bile iddianamesinde “canavarca hislerle kasıtlı öldürme” olarak cezalandırılmasını istediği sanığa “haksız tahrik indirimi “uyguluyor.

Bu ülkede Pınarlar, Özgecanlar ve daha nice kadınları sizin ilkel sosyal politikalarınız yüzünden kurban vermişiz.

Son on yılda 3 bine yakın kadını kurban almışsınız, hangi kurban bayramından söz ediyorsunuz?

Size kurban edecek ne koyunumuz ne kadınımız var!

Bayramınız sizin olsun, bize özgürlüğümüzü verin yeter.

Demokratik bir Türkiye’de barış ve huzur içerisinde kutlayacağımız bayramları görebilmek umut ve dileğiyle.