TMMOB’nin Unutulmaz Başkanı Teoman Öztürk, 11 Temmuz 2022 tarihinde, ölümünün 28. yılında Karşıyaka Mezarlığındaki Anıt Mezarı başında ailesi, dostları ve yol arkadaşlarının katıldığı bir törenle anıldı.

Anma töreninde konuşan TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz konuşmasında;

“Teoman Öztürk 1973-1980 yılları arasında TMMOB’nin başkanlığını yürüttü. Teoman Abi’nin başkanlık yaptığı bu dönemin dünya ve Türkiye’si hakkında çok şey söylemek mümkün.

Onun ve arkadaşlarının yürüttüğü ve bugün bizim de sürdürdüğümüz mesleki demokratik mücadele çizgimiz hakkında çok şey söylemek mümkün.

TMMOB’nin 1973-80 seneleri içerisindeki devrimci demokrat duruşuna verdiği mücadeleye o dönemin Türkiye mücadelesine ve dünyasına dair çok şey söylemek mümkün. Ama Teoman Öztürk ve yol arkadaşlarının bir ayırt edici özelliği vardı. TMMOB’nin mücadelesini, mühendislerin- mimarların mücadelesini düzene, sermaye kesimlerine hizmet eden, seçkinci bir anlayıştan çıkartıp halkla buluşturmaktı, emekçi sınıflarla buluşturmaktı. Mühendislik –mimarlık hizmetinin dönüştürücü gücünü bu halkın daha çağdaş yaşaması, ülkemizin, emperyalizmin ve sermaye kesimlerinin boyunduruğundan kurtarmak için verilen mücadeleyi yönlendirmesiydi.

Ülkemizin ekonomisi, siyasal yapısı ve bütün üstyapı kurumları uluslararası sermayenin, çıkarları bunlarla bütünleşmiş yerli sermaye kesimlerinin ve rantiyenin hâkimiyetindedir. Halkımızın yoksulluğunun sebebi ülkemizdeki talanın vurgunun nedeni tüm dünyayı ve ülkemizi kuşatan emperyalist kapitalist sömürü düzenidir. Teoman abi ve arkadaşları şöyle diyordu: “eğer biz bu sömürü düzenini yok etmezsek, onun yerine emekten yana, bilimden yana, halktan yana bir düzen inşa etmezsek ne bu ülkenin mühendislerinin-mimarlarının-şehir plancılarının emekleri ne de bu ülke emekçilerinin emekleri bu ülkenin kurtuluşuna yetmeyecektir.

Bugün de onların açtığı yolda yürüyen yol arkadaşları mücadeleden geri durmuyorlar. Bizlerin, ülkemiz ve arkadaşlarımız için adalet arayışı duraksamadan sürüyor. Bunun son halkası Gezi Davasında arkadaşlarımızın 18’er yıl ceza almasıdır. Ülkemiz, halkımız, yaşam alanlarımız ve mesleğimiz için verdiğimiz mücadelede bedeller ödemeye devam ediyoruz. Ama bilinsin ki yılmayacağız, bilinsin ki halkımız bolluk ve gönenç içinde yaşayana kadar mücadelemizden bir an bile vazgeçmeyeceğiz.

Hepimiz hatırlarız, Teoman Abi’nin o veciz sözü bizlerin insanlığa, topluma, halkımıza karşı olan görev ve sorumlulukları çok net bir şekilde çiziyor; ‘Yüreğimizdeki insan sevgisi ve yurtseverliği baskı ve zulüm yöntemlerinin söküp atamayacağının bilinci içinde, bilimi ve tekniği emperyalizmin ve sömürgenlerin değil, emekçi halkımızın hizmetine sunmak için her çabayı güçlendirerek sürdürmek yolunda inançlı ve kararlıyız.”

Teoman Öztürk’ün yol arkadaşı Oğuz Türkyılmaz ise şöyle konuştu:

“Teoman Öztürk’ün  eşi, çocukları, torunları, arkadaşları, onu şahsen  tanımamış da olsa, savunduğu değerleri,uğruna mücadele verdiği amaçları savunan  yol arkadaşları !

Merhaba!

Bugün 28.kez Teoman Ağabey’in yanınayız. Bu mezarlık, ne kadar çok sefer uğrağımız oldu.

 12 Mart faşizminin karanlığında Ulaş’la, Mahir’le, Deniz’le, Yusuf’la, Hüseyin’le başladı buraya gelişlerimiz.

1976’da faşistlerin katlettiği SBF Öğrencileri Hakan Yurdakuler, Burhan Barın, Eşari Oran’ın tabutları omuzlarda, binlerce kişiyle, Maltepe Caminden buraya yürüyüşümüz. Sonraki yıllarda buradan uğurladıklarımız. Sivas’ta Madımak kırımında yitirdiklerimiz, Halit Çelenk ağabeyimiz, Şekibe Çelenk ablamız, Muzaffer Erdost, devrimci avukat arkadaşımız İbrahim Tezan, orman mühendisi Sümmani Can ve daha nice dostumuz, yoldaşımız, arkadaşımız.

Bugün bizi burada bir araya getiren, Teoman Öztürk’ün kişiliğine, toplumcu mücadelesine, mücadelede kararlılığına, sosyalizme olan inancına saygımız. Onun bağımsız, demokratik, sosyalizme doğru yürüyen bir ülke, eşit, özgür, adil bir toplum için verdiği mücadeleye olan inancımız ve mücadeleyi sürdürme kararlılığımız.

Teoman Öztürk’le TMMOB’de birlikte çalıştığım 70’li yılların ikinci yarısında da sermaye iktidarları emekçi halka ve emek örgütlerine saldırıyordu. TMMOB Binasının kurşunlandığı, bombalandığı, arkadaşlarımızın katledildiği günler yaşadık. Ben bir faşist saldırıda, yaşamımı yitirmekten kıl payı kurtuldum.

Bütün gerici faşist saldırılara direndik, teslim olmadık, çünkü Teoman Öztürk ve arkadaşlarının, 1980 öncesi TMMOB kadrolarının, bizlerin sözlüğünde yılgınlık diye bir sözcük yoktu.

Sermaye kesimlerinin egemen olduğu ülkemizde, TMMOB ve Odalar; bilim ve tekniği sömürgenlerin değil emekçi halkın çıkarına değerlendirmeyi savundukları için ,

Uzmanlık alanlarında toplum ve kamu yararına politika ve uygulamalar önerdikleri için,

Bağımsız ve demokratik bir ülkeye ulaşmak için emperyalizme karşı mücadele ettikleri için,

Bugün de demokrasi dışı, diktatöryel bir gücün baskılarına hedef oluyor, sesi kısılmaya çalışılıyor, Mücella, Tayfun ve Can arkadaşlarımız zindanlara konuluyor.

Ancak, toprak bu gerici yönetimin ayaklarının altında hızla kayıyor.

Şimdi, izlenen özelleştirme, soygun ,talan, yakınları kollama  uygulamalarının  gür bir sesle  deşifre etmek, dile getirmek , kamuoyu gündemine taşımak, emekçi halktan yana  kamucu politika  ve uygulamaları  topluma  mal etme zamanı.

Ne istediğimizi söylemekle yetinmemeli, istediklerimizi nasıl yapacağımızı, hayallerimizi hangi araçlarla, hangi kurumlarla, nasıl bir yapıyla, hangi kaynaklarla hayata geçireceğimizi anlatmalıyız.

Karşıtlık temelindeki muhalefet çizgisi artık çok geride kaldı. Kuşkusuz, nelere karşı olduğumuzu mutlaka söyleyeceğiz.

Ama bununla birlikte;

-Nasıl bir dünya, nasıl bir Türkiye,nasıl bir kent, nasıl bir işyeri, okul, sağlık, eğitim, kültür, spor tesisi istediğimizi,

-Öngördüğümüz enerji, çevre, ulaşım, sanayi, kentleşme, tarım politikalarını,

Hangi kurumlarla, hangi araçlarla ve kaynaklarla, ne tür bir kamusal planlama kurgusu ve anlayışı ile uygulayacağımızı somutlamak, katılımcı ve şeffaf bir tarzda, bunları nasıl yapacağımızı anlatmakla da yükümlüyüz.

Üyelerimize ve halkımıza duyuracağımız bir çok görüş var.

Temel gıda ve ihtiyaç maddelerinin üretimi, temini, satışı ve dağıtımı kamu eliyle sağlanmalıdır. Sümerbank, Et ve Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu, Çay-Kur, Türkiye Şeker Fabrikaları, SEKA gibi temel ihtiyaç maddelerini üreten kuruluşlar, Türkiye Gübre Fabrikaları, Türkiye Yem Sanayi gibi tarımsal sanayinin girdi kısmını örgütleyen, düzenleyen, geliştiren kurumlar, PETKİM, TÜPRAŞ, Demir Çelik Fabrikaları (ERDEMİR ve İSDEMİR), Seydişehir Alüminyum gibi sanayinin en fazla ihtiyaç duyduğu ara malı üreten işletmeler, TELEKOM gibi enerji ve iletişim kuruluşları ile kapatılan ya da işlevsizleştirilen özel ihtisas bankaları (Etibank, Sümerbank, Halk Bankası, Ziraat Bankası, Emlak Bankası) yanı sıra Devlet Yatırım Bankası, Türkiye Kalkınma Bankası gibi yatırımcı kamu kuruluşlarının yatırımcısının finansmanında yol gösterici, belirleyici olan finansman kuruluşları yeniden kurulmalı, ve işlevsel hale getirilmelidir.

Sosyal fayda yaratan tüm alanlarda da oluşturulacak güçlü kamusal kuruluşlar ve yapılar yoluyla, kamu tekrar hemen her alanda lokomotif olmalıdır. Kamu işletmelerinde şeffaflık temel kural haline gelmelidir. Çalışanların yanı sıra üretilen hizmetlerden yararlananlar, ürünleri kullananlar ve özellikle enerji, madencilik, altyapı ve sanayi yatırımlarında, tesislerin bulunduğu bölgede yaşayan halkın demokratik temsilcileri karar alma süreçlerinde ve denetimde etkin, söz ve karar sahibi olmalı, sendikal örgütlenme yaygınlaşmalı, üretenler yönetmelidir.

Teoman Başkanın yolundan bu tür çalışmalarla  yürürüz.

11 Temmuz 2023’de, yine burada   bu karanlık dönemi, baskıcı yönetimi  geride bırakmış olarak bir araya gelmek için çalışalım,uğraşalım,mücadele edelim..

TMMOB ve Oda yöneticisi, Odaların aktif üyesi arkadaşlar!

Yolumuz uzun,işimiz zor, yolumuz açık olsun!”