Yaklaşık 3 milyon kurbanın kesildiği ülkemizde bu nedenle yaklaşık 10 milyar para harcandı.

40 derslikli bir okulun maliyetinin ortalama 10 milyon olduğunu düşünürsek bu paralar bir havuzda toplanmış olsa yaklaşık 1000 adet okul yapılabilirdi.

Bir dolu bilim insanının kurban kesmenin zorunlu bir ibadet olmadığını açıklamasına karşın tahmin ediyorum şimdi bu yazıyı okuyanların içinden bir kısım muhafazakar insan “ama öyle değil, kurban kesmek dinimizin emri “gibi gerekçeler ileri sürerek tepki gösterecekler.

Adı ne olursa olsun bayramlar bizim toplumumuzda önemli değerlerdir.

Bu değerlerimizi korumak, yaşatmak adına da toplumu mutlu edecek, refahını artıracak, barış içinde bir arada yaşama kültürünü geliştirecek adımlar atmamız gerekmez mi?

Size muhalif olan, sizin gibi düşünmeyen herkesi neredeyse hain ilan ederek, toplumu kutuplaştıran bir zihniyetin hakim olduğu ülkemizde ne yazık ki, kimi insan ya da gruplar kurban seçilerek özgürlükleri ellerinden alınıyor.

Daha yeni, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin verdiği Demirtaş ve Kavala’nın serbest bırakılması kararına uymadığı için Avrupa Konseyi tarafından uyarılan ve belki de Avrupa Konseyinden çıkarılacak ve zaman içerisinde tüm batılı ülkelerle ilişkileri kopacak olan Türkiye giderek tüm dünyada yalnızlaşacak.

Öte yandan Sadat isimli bir ticari kuruluş, birlikte çalıştığı bir Sivil Toplum Kuruluşuyla birlikte yeni bir İslam Devleti kurulması için anayasa hazırlıyor.

Başkentinin İstanbul olması kararlaştırılıyor, bayrağı ve yönetim tarzı anayasada açıkça belirtiliyor.

Üstelik bu kuruluşun başındaki kişi devletin güvenliğiyle ilgili toplantılara katılan, Cumhurbaşkanlığına danışmanlık yapan bir eski asker olunca tehlikenin boyutları daha da artıyor.

Keza Sedat Peker’in itiraf ve ifşalarında belgeleriyle ortaya atılan iddiaların muhataplarıyla ilgili tek bir soruşturma açılmış değil.

Asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu, işçinin ezildiği, memurun kirasını ödeyemediği, emeklinin evine ekmek götürmekte zorlandığı, esnafın kepenk kapattığı, öğrencinin yurt bulamadığı, çiftçinin toprağını işleyemediği, gençlerin hayal bile kuramadığı bir ülkede bin okul yapılacak parayı kurban için harcıyorsak, bayram gelmiş neyime!

Ben kurban istemiyorum; bayram tadında bir yaşam, özgürlük, adalet, barış, demokrasi istiyorum.

Çocuklar yatağa aç girmesin, doktorlarımız, hukukçularımız öldürülmesin, çocuklara, kadınlara şiddet uygulanmasın, anaların gözyaşları dinsin, çocuklarımızın geleceği kurban edilmesin istiyorum.

Çok fazla bir şey değil istediklerim.

Adalet siyaset kurban edilmesin istiyorum.

Parlamentonun itibarı korunsun, Atatürk’ün bize emanet ettiği kurumlar ve cumhuriyetin temel değerleri yaşatılsın, hukukun üstünlüğü esas olsun, yargı bağımsız, üniversitelerimiz özerk, fikirler özgür olsun istiyorum.

Ormanlarımız yanmasın, kentlerimizi sel basmasın, su taşkınları olmasın, doğal afetlere karşı acil ve kalıcı önlemler alınsın istiyorum.

Eğitim sistemi çağdaş ölçülerde yenilensin, kamuda liyakat esas alınsın, tüm yurttaşlarımız eğitim ve sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlansın istiyorum.

Cumhuriyetin demokrasiyle taçlandırılacağı bir ülkede öğretmen sayısının imamlardan, okul sayısının camilerden daha çok olmasını, tek yanlı bir diyanet sisteminden vazgeçilmesini, bilimsel eğitim yapan üniversitelerimizin öğrencilerin özgürce fikirlerini açıklayacağı yerler haline gelmesini istiyorum.

Başta siyaset kurumunda olmak üzere tüm kamusal alanlarda nefret dilinden vazgeçilmesini, ötekileştirici, kutuplaştırıcı, ayrılıkçı söylemler yerine barış dilinin hakim olmasını istiyorum.

Beş yıldır rehin tuttuğunuz siyasi tutukluların, attıkları bir tweet ya da yazdıkları bir mesaj yüzünden gelecekleri karartılan insanların, siyasi amaçlarınız uğruna hapislerde tuttuğunuz mahkumların bir an önce özgürlüklerine kavuşmalarını istiyorum.

Bu ülkede yeterince kan akıtıldı.

Bayram gerekçe edilerek milyonlarca hayvanın kurban edilmesini de salt muhalif duruşlarından, farklı görüş ve düşüncelerinden dolayı aydınların, gazetecilerin, siyasetçilerin kurban seçilmesini de istemiyorum.

Eğer amaç yoksulun halinden anlamak, onlara yardımcı olmaksa bunun çok daha değişik, çok daha yararlı ve anlamlı yolları var.

Kimsenin inançları, yaşam tarzı ya da siyasi görüşlerine karışmak gibi bir derdimiz yok.

Herkes inandığı gibi yaşasın ama kendi gibi olmayana da saygı göstersin.

Bu ülkede insanlar eşit koşullarda barış içinde, bir arada yaşasın istiyorsak,

Bu ülkede siyasi düşünceleri, dili, dini, kimliği öne çıkarılmadan tüm yurttaşlar özgür ve demokratik bir yaşam sürsün diyorsak,

Siyasi beklentileriniz, kişisel çıkarlarınız ve karanlık amaçlarınız uğruna insanların umutlarını, hayallerini, geleceğini kurban etmeyin.

İşte o zaman yaşarız biz bayramımızı.

Bayramınız kutlu olsun.