Bodrum mevcut yaşanan alt yapı, imar, ulaşım sorunlarının yanında yakılan ormanları, yağmalanan kıyıları, kirletilen denizine rağmen ortaya çıkarılamayan tarihi ve kültürel değerleri ve zengin insan çeşitliliğiyle bir markadır.

Siyasetin doğru kişiler tarafından yapılmadığı gerçek olsa da şu anki iktidara muhalif kitlelerin daha yoğunluklu olduğu Bodrum’da daha birkaç yıl öncesine kadar hoşgörü en belirgin özelliklerden biriydi.

Bırakın Türkiye’yi, dünyanın dört bir yanından farklı din, dil, kültüre mensup insanların barış içinde yaşadığı, birbirlerine kültürlerini aktardığı Bodrum’da son zamanlarda kimi haddini bilmezler ırkçı söylem ve faşizan tavırlarıyla bu ortamı bozmaya, kendi kişisel çıkarları uğruna kimlik siyaseti yaparak toplumu ayrıştırmaya çalışmaktalar.

Geçmişte sağ partilerin oy deposu iken turizmin gelişmesiyle birlikte dışardan gelen yorgun demokratlarla demografik ve siyasal yapısı değişen Muğla ve özellikle Bodrum’da sağ kökenli ya da muhafazakar kesimlerde hiçbir baskı ve sıkıntı yaşamadan Bodrum’un ayrıcalığını sürdürüyorlar.

Ne zaman ki, ev pansiyonculuğuyla başlayan turizm, uluslararası projelerin gelmesiyle önemli bir rant kaynağı haline geldi, Bodrum’da eski yardımlaşma ruhu, toplumsal dayanışma, dostluk ve barış içinde bir arada yaşama kültürü bitti.

Şimdilerde rant uğruna çöken çökene.

Doğal olarak değişen bu ticari ilişkilerle birlikte insan ilişkileri ve hoşgörü kültürünün yerini de bencil, çıkara dayalı, yoz ve acımasız ilişkiler aldı.

Bodrum’da yaşayanların çoğu bilmez.

Henüz burası küçük bir kasaba iken, yaklaşık elli yıl önce Muğla Valisi Özer Türk Bodrum’un doğal güzelliklerini, tarihi ve kültürel değerlerini açığa çıkarmak uğruna çağdaş projeler uygulamaya koyar.

Bunlardan biri de geçmişte Burhaniye’de, Kuşadası’nda yaptığı gibi Bodrum’u dünyaya tanıtacak örnek bir proje olarak Ak-Tur’u hayata geçirmek ister.

O yıllarda kayalık, kıraç bir bölge olan şimdiki Ak-Tur sitesi ve turizm tesislerini yapmak için Bodrum’da çalışacak işçi bulamadığında daha önce kaymakam olarak görev yaptığı Van’ın Özalp ilçesinden çalışmak için insanları Bodrum’a getirtir.

Bodrum’a ilk yerleşen, şimdi de en kalabalık nüfus o yüzden Van’lılardır.

Yani Vanlılar Bodrum’un harcında vardır.

Şimdi “Vanlıları Bodrum’da görmek istemiyorum” diyen birileri gibi Bodrum’dan rant devşirmeye değil, ekmek paralarını kazanmaya gelmişler.

Bodrum’dan kazandıkları gibi Bodrum’a da kazandırmışlar.

Önce inşaatlara amele olarak gelen bu Kürt kardeşlerimiz zaman içerisinde çalışkanlıkları, dürüstlükleriyle kendilerini kabul ettirmişler, kendileri kazandığı gibi eş-dost-akrabalarını da yanlarına alarak önemli bir potansiyel oluşturmuşlar.

Kimileri sıvacı, kimileri, boyacı, kimileri kalıp ustası olarak ustalaşmışlar; zaman içerisinde kendi işlerini kurmuşlar, onlarca, yüzlerce insana istihdam olanağı sağlamışlar.

Kısa zamanda turizm nedeniyle birden zenginleşenler, paralarını bankalara koyup rant geliriyle keyif sürer, Bodrum’a tek kuruşluk bir kaynak yaratmazken onlar Bodrum’a kaynak, insanlarına istihdam ve ülke ekonomisine katkı sağlamışlar.

Bununla da yetinmeyip yaşadıkları coğrafyanın kültürel ve sosyal yaşamına da olumlu katkılar sağladıkları gibi laik, çağdaş, demokratik yaşamın ayrılmaz parçası olmuşlar.

Bodrum’a kattıkları değer kadar değer görmeseler de yaşadıkları yerin barış ve huzurunun sağlanmasında önemli köşe taşı olmuşlar.

O haddini bilmez kişi her ne kadar yerel yöneticiler tarafından korunuyor, kollanıyor olsa da Bodrum halkı Vanlı yurttaşlarımıza yapılan bu çirkin davranış karşısında onların yanında yer alacaktır.

Vanlılar derken bile bilinç altında var olan Kürt düşmanlığını ortaya koyan bu ve benzeri faşist, kafatasçı kişiler, bir barış, kardeşlik ve hoşgörü kenti olan Bodrum’da asla barınamazlar.

Bu kafa yapısıyla mı Bodrumu tanıtacaklar?

Göreve geldiği günden bu yana elle tutulur tek bir projeyi bile hayata geçiremeyen kişilerin Bodruma daha çok zarar vermesine izin verilmemelidir.

“Gölge etmesinler, başka ihsan istemeyiz.

Onlara bu fırsat ve imkanı tanıyan yöneticiler de zaman içerisinde bunun bedelini çok ağır ödeyeceklerini bilmeliler.

Kaldı ki geçtiğimiz günlerde daha Ankara’da iken “Bodrum’da işi olanlar bana gelsin” diyen bir yerel yöneticinin ne durumlara düştüğünü henüz kimse unutmadı.

Bodrumu bir rant alanı olarak gören müteahhitlere, iş takipçilerine belki gücümüz yetmez ama” Bodruma hizmet” diyerek göreve gelen ama kendilerine çalışan herkesle mücadele edecek gücümüz var.

Bodrumda yaşama ayrıcalığından yararlanan tüm sorumluluk sahibi yurttaşların da bu asalaklardan kurtulma mücadelesinde üzerlerine düşeni yapması gerekir.

Bodrum Belediye Başkanı Sayın Aras’tan da ricamız, “bu safralardan sizde kurtulun, Bodrumu da kurtarın.”

Bodrum bunları hak etmiyor.