Yabancılaşmış emek faaliyeti, insana aykırı dünyayı insana aykırı kılan çekirdek faaliyettir. İnsanı parçalayan iş bölümü, özel mülkiyet, meta, değer, para, pazar, ücretli emek, sermaye gibi toplumsal ilişki biçimleri, yabancılaşmış emek faaliyetinin tezahürleridir.

Ekonomi politik, insana aykırı dünyanın merkezindeki yabancılaşmış emek faaliyetinin teorisini yapar. Ekonomi politik, yabancılaşmış emeğin yarattığı insana aykırı toplumsal ilişkileri akla uygunmuş gibi göstermeye çalışan, böylece sermaye düzeninin zihinleri içeriden kuşatmasına hizmet eden bir “bilim”dir.

Ekonomi politiğin eleştirisi ise ekonomi politiğin saldığı mistik sislerden zihinleri arındırmak suretiyle iç kuşatmanın kırılmasına hizmet eder.

Her eleştirinin hareket ettiği belli bir bakış açısı vardır. Marks’ın eleştirisi, sahici insan toplumu, yani komünal insanlık vizyonundan hareket eder:

“10. Eski materyalizmin bakış açısı, sivil (burjuva – YZ) toplumdur. Yeni materyalizmin bakış açısı ise insan toplumu ya da toplumsal (komünal – YZ) insanlıktır.” (K. Marks, “Feuerbach Üzerine Tezler”, 1845, Alman İdeolojisi, haz. C. J. Arthur, İng., s. 123.)

Ekonomi politik, yabancılaşmış faaliyet içinde çırpınan insanı değil, fakat yabancılaşmış faaliyetin yarattığı özel mülkiyet, meta, değer, para, piyasa, ücretli emek, sermaye gibi insana aykırı toplumsal ilişki biçimlerini esas alır. Marks ise komünal insanlık açısından bakarak, insanı niye görmüyor diye ekonomi politiği sorguya çeker. Marks, ekonomi politiğin kutsalmışçasına dokunulmaz saydığı kavramlara taarruz ederek, zihinleri ekonomi politiğin aptal zincirlerini kırmaya zorlar.

Komünal insanlık açısından bakınca, üretimin maddi koşullarının insanlığın bütününe içkin olması gayet doğaldır. Bu akla uygun durumun açıklanmaya hiç ihtiyacı yoktur. Gelgelelim mevcut akıl dışı dünyada, üretim araçları özel mülk hâline getirilmek suretiyle insanlığın bütününden koparılmıştır. O zaman asıl açıklanması gereken, bu akla aykırı durumun nasıl meydana geldiğidir:

“Yaşayan ve aktif insanlığın (doğrudan üreticilerin – YZ) doğa ile metabolik alışverişinin, böylece doğayı mülk edinişinin doğal, inorganik koşullarıyla (üretimin maddi koşullarıyla – YZ) birliğinin açıklanmaya ihtiyacı yoktur. … Açıklanması gereken ya da tarihsel bir sürecin sonucu olan şey, insan varlığının inorganik koşulları ile aktif varlığı arasındaki ayrılıktır. Ki bu ayrılık, ancak ücretli emek – sermaye ilişkisinde tam olarak vazedilmiştir.” (K. Marks, Grundrisse, 1857-1858, çev. Martin Nicolaus, İng., s. 489.)

Ekonomi politik, bu ayrılığı açıklamak bir yana, ayrılığın insanlığa musallat ettiği özel mülkiyet, meta, değer, para, piyasa, ücretli emek, sermaye gibi insana aykırı toplumsal ilişkileri doğalmış gibi kabullendiği için zihinleri aptallaştıran bir efsundur.

Ekonomi politiğin teorisini yaptığı yabancılaşmış emek öylesine acayiptir ki, insanların kendi faaliyetleri, insanların kontrolü dışına çıkarak vahşi güçler hâline gelmekte ve dönüp insanları tahakküm altına almaktadır. Nasıl davranacağı, ne zaman vuracağı önceden kestirilemeyen bu esrarengiz güçler, aynen doğa güçleri gibi insanları korkutmaktadır.

Marks’ın ekonomi politik eleştirisi, herkesin günlük faaliyetiyle, âdeta zombileşmişçesine yeniden ürettiği bu akla ziyan düzeni şöyle sorgular:

İnsana yabancılaşmış faaliyet içinde kaybolmuş insansı bireyler, emek ürünlerini para dedikleri o şey ile acaba niye mübadele ederler? Herkes ürettiğini birbirine olanca insan sıcaklığıyla niye karşılıksız vermez? Özel mülkiyet dedikleri niye kutsaldır? Niye benim malım senin, senin malın benim değildir? Herkesin niye ayrı ayrı çıkarları vardır? Herkes niye birbirinin kuyusunu kazar? İnsanlar niye birbirlerini ve doğayı katlederler? İnsanlık bu cinnet hâlinden nasıl kurtulacaktır?

Marks ekonomi politiğin eleştirisine, ekonomi politiğin kendi dilini, kendi yasalarını, kendi varsayımlarını sureta kabullenerek başlar:

“Ekonomi politiğin öncüllerinden yola çıktık. Onun dilini ve yasalarını kabullendik. Özel mülkiyeti, yani emek, sermaye ve toprağın ayrılmasını, ücret, sermaye kârı ve toprak rantının ayrılmasını önvarsaydık. Aynı şekilde, iş bölümünü, rekabeti, mübadele değeri kavramını vb. önvarsaydık. Ekonomi politiğin kendisinden yola çıkarak, onun kendi terimlerini kullanarak …” (K. Marks, 1844 Ekonomi ve Felsefe Elyazmaları, İng., s. 66.)

Marks ekonomi politiğin kendi dilini, kendi akıl yürütme tarzını kullanarak, ekonomi politiğin dayandığı temel kavramların aslında yabancılaşmış emeğin çeşitli momentlerini ifade ettiğini gösterir. Marks buradan hareketle, “ekonomi politiğin yabancılaşmış emeğin yasalarını formüle etmekten ibaret olduğu” hükmüne varır:

“Ekonomi politik üretimin gerçek ruhu olarak emekten yola çıkar. Ama emeğe hiçbir şey vermez, her şeyi özel mülkiyete verir. … Bu açık çelişkinin, aslında, yabancılaşmış emeğin kendi kendiyle çelişkisi olduğunu ve ekonomi politiğin yabancılaşmış emeğin yasalarını formüle etmekten ibaret olduğunu anlıyoruz. …

“Dışlaşmış, yabancılaşmış emek kavramından, analiz yoluyla özel mülkiyet kavramına nasıl vardıysak, aynı şekilde bu iki faktörün (yabancılaşmış emek ile özel mülkiyetin – YZ) yardımıyla, ekonomi politiğin bütün kategorilerini geliştirebiliriz. Bu kategorilerin her birinin, -örneğin ticaret, rekabet, sermaye ve paranın- bu ilk oluşturucuların (yabancılaşmış emek ile özel mülkiyetin – YZ) partiküler ve gelişmiş ifadesinden başka bir şey olmadığını göreceğiz.” (K. Marks, 1844 Ekonomi ve Felsefe Elyazmaları, İng., s. 77-79.)

Ekonomi politiğin bilim muamelesi görmesi, ancak sınıf mücadelesi düşük düzeylerde kaldığı sürece mümkündür. Ekonomi politiğin teorisini yaptığı toplumsal cinnet hâline karşı yığınsal mücadelenin yükseldiği durumlarda ise ekonomi politiğin yaldızları dökülmeye başlar:

“Ekonomi politik burjuva ufkun sınırları içinde kaldığı kadarıyla bir bilim olarak kalabilir. Yani kapitalist düzen, toplumsal üretim evriminin içinden geçmekte bulunduğu tarihsel evre olmak yerine, toplumsal üretimin mutlak nihai biçimi olarak görüldüğü kadarıyla ekonomi politik bir bilim olarak kalabilir. Ekonomi politiğin bu şekilde bir bilim olarak kalabilmesi, ancak sınıf mücadelesi su yüzüne çıkmadığı ya da kendini ancak münferit ve tek tük olaylarla ortaya koyduğu sürece mümkündür.” (K. Marks, “Almanca İkinci Baskıya Sonsöz”, 24 Ocak 1873, Kapital, İng., c. 1, s. 24.)

Ekonomi politik, yabancılaşmış emeğin büründüğü özel mülkiyet, meta, değer, para, pazar, ücretli emek, sermaye gibi insana aykırı toplumsal ilişki biçimlerinin bilimidir. Ekonomi politik, teorisini yaptığı bu cinnet hâlleri gibi tarihsel olarak ölümlüdür. İnsanlığın tarih öncesine ait bu sapkın toplumsal ilişkiler ortadan kaldırılıp atıldığı an, ekonomi politiğin konusu gerçek dünyadan silinip gideceği için, ekonomi politik de geçerliliğini yitirecektir.

***

Marksist ekonomi politik yoktur. Marks’ın ekonomi politiği eleştirisi vardır. Vaktiyle “sosyalizmin ekonomi politiği” üstüne yazanlar, cahiliye devri efsuncularıdır.

http://marksistelestiri.net/