Doğan Özgüden

Değerli yazar ve araştırmacı Turan Dursun İslamiyet üzerine yaptığı eleştiriler nedeniyle 32 yıl önce, 4 Eylül 1990 tarihinde İstanbul’da evinden çıkıp işe giderken uğradığı bir silahlı saldırı sonucu öldürülmüştü.

1934 doğumlu olan Dursun monoteistik dinler tarihi eğitimi görüp ateist olmadan önce müftü olarak çalışmıştı. İslâm dinini açıkça eleştirmeye başladıktan sonra İslamcı faşistler tarafından sürekli tehdit edilmeye başlamıştı. Öldürülmesinden dört yıl sonra, cinayetin İslami Hareket Örgütü tarafından işlendiği açıklandı.

6 Eylül 1990’teki cenaze törenini yansıtan bir fotoğrafta, Turan Dursun’un tabutunun başında yumruklarını havaya kaldırarak kendisini selamlayanların başında, iki yıl sonra , 20 Eylül 1992’de katledilecek olan değerli Kürt aydını Musa Anter yer alıyordu.

Kitaplarını sürgündeyken büyük ilgiyle okuyarak İslamiyet üzerine çok şey öğrendiğim Turan Dursun hakkında okuduğum en öğretici yazılardan biri, adına açılmış bulunan turandursun.com sitesinde 25. Ölüm yıldönümü dolayısıyla yayınlanmıştı. Paylaşıyorum:

“Turan Dursun, 56 yıllık yaşamının her safhasında büyük bir özveri ile çalışmıştı. Daha çocuk yaşta pek çok din hocasından, şeyhten din konusunda eğitim almıştı. 7.- 8. yüzyıl Arapçası ile 11.- 12. yüzyıl Arapçasını, “Sarf” ve “Nahv” denilen Arapça gramer bilgisini öğrenmişti. Tüm bunlar babasının ‘Basra’da ve Kufe’de bile görülmeyecek bir alim’ yaratma isteği doğrultusunda gerçekleşiyordu. Babasının bu isteği gerçekleşmişti de. Yaşadığı dönemde, yazdıkları ile tepki çekiyor, yazdıklarına itiraz edenler oluyordu. Ancak, ‘Yazıp söylediklerimi ulema geçinen herkesle tartışmaya hazırım!’ demesine karşın kimse karşısına çıkma cesaretini gösteremiyordu. Bunun yerine kendi köşelerinden yazdıklarına ve kendisine saldırmakla yetiniyorlardı. Turan Dursun’dan bu kadar çekinmelerinin nedeni sorular sorması ve bu sorulara cevabı da kimsenin itiraz edemeyeceği şekilde yine kendisinin vermesiydi.

“Peki yazılarında sorular sormasının ve eleştiriler getirmesinin nedeni neydi? Bugün kendi uydurdukları mitler ile din adı altında insanları kandıran, dini duygularını sömürerek kendilerine çıkar sağlamayı amaçlayan sözde din alimlerinin yolundan gitmeyişi, bunun yerine gerçekleri en yalın hali ile ortaya koymak için çaba sarf etmesi sırf doğruyu ben bilirim türü bir ego ile açıklanabilir mi? Turan Dursun’un yaşamını ve hayat felsefesini bilen bir kişi için elbette açıklanamaz. Onun tüm çabaları aydınlanma içindi; çocukluğunu dinsel düşüncenin en yoğun olduğu yerlerde geçirmiş ve hayatı bu yönde şekillendirilmiş olan bir insan olarak kendi ışığını bulmuş, kişisel aydınlanmasını yaşamış ve sonraki hedefini toplumun geri kalanını aydınlığa ulaştırmak olarak belirlemiştir. Bugün internet ortamının bizlere sağlamış olduğu anonimlikten uzak bir şekilde, tepkileri, sövgüleri ve tehditleri bizzat göğüslemiş, buna rağmen çıkmış olduğu bu yolda geri adım atmayı bir kez olsun düşünmemiştir. Çünkü haklılığının farkında ve aydın sorumluluğunun bilincinde olmuştur.“

Turan Dursun’un başlıca eserleri:

• Allah

• Din Bu-1 (Tanrı ve Kur’an)

• Din Bu-2 (Hz. Muhammed)

• Din Bu-3 (İslamda Toplum ve Laiklik)

• Din Bu 4: Tabu Can Çekişiyor

• Din ve Cinsellik

• Dua

• Evren Bir Şaka mı?

• Kulleteyn

• Kur’an

• Kur’an Ansiklopedisi (8 cilt)

• Kutsal Kitapların Kaynakları (3 cilt)

• Müslümanlık ve Nurculuk (1971)

• Şeriat Böyle

• Ünlülere Mektuplar

Ayrıca İbn-i Haldun’un Mukaddime adlı iki ciltlik eserini de Türkçeye kazandırmıştı.