Geçtiğimiz hafta Zonguldak Belediye Meclisi’nden AKP ve MHP’li mclis üyelerinin oy çokluğu ile yetki alan Belediye Başkanı Ömer Selim Alan’ın ‘illa da yıkacağım’ dediği Fevkani Köprüsü’nün hayat hikayesini, Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Sevim Arı’nın 18 Nisan 2012 Tarihli Susma Gazetesin’de “Pazartesi Sohbetleri” Başlıklı röportajında Köprüaltı esnaflarından Hayri Hamzaçebi ile yaptığı röportajı aynen veriyoruz.

Röportaj’ın başlığı gibi, “Gerçek Köprünün hayat hikayesinde” Yıkarak, ortadan kaldırarak sadece metal yığınını değil, yaşanmış, yüzlerce binlerce insanın, hayatın, kent tarihini de ortadan kaldırıldığını röportajın okuyunca daha iyi anlayacağınızı umuyoruz.

Sevim Arı: Zonguldak’ın en eski esnaflarından biri olarak bize Fevkani Köprüsünün tarihini anlatabilirmisiniz?

Hayri Hamzaçebi: 1934 doğumluyum.  1947 senesinin 26 Ağustos tarihinde Zonguldak’a geldim. O dönemlerde bu köprü altında şimdi dükkânlarımızın bulunduğu bölge, Fransız evlerinin olduğu bir yerdi.  Biz o zamanlarda işportacılık yapıyor ufak tefek tarak ayna gibi şeyler satıyorduk. Dükkânın biraz ilerisinde fırın vardı o fırının önünde çalışıyordum.

Sevim Arı: Bu köprüyü Almanların yaptığı söyleniyor.

Hayri Hamzaçebi: Doğrudur, burası Almanlara ihale edildi ve evler yıkıldı. Balık pazarının olduğu yerde EKİ’nin dispanseri vardı. 1954 de askere gittim 1958 yılında askerden geldim. O zaman buradaki evler yıkılmış köprünün ayakları da yapılmaya başlanmıştı. İlk olarak istasyondaki köprü ayağı yapılmıştı. Biz yine oralarda sergiciliğe başladık. O dönemlerde bu işlerin başında Alman mühendisler vardı. Bizden de müteahhit Fuat Kazak’la  Bilal Azizoğlu vardı. Şoför olarak da Cemil Yılmaz, Ahmet Öner çalışıyordu. Biz şoförlerle samimiydik onlarla konuşurduk.

Sevim Arı: Almanlardan tanıdığınız varmıydı?

Hayri Hamzaçebi: Almanların başında Hellim adında bir şef vardı. O az da olsa Türkçe konuşuyordu o nedenle onunla anlaşabiliyorduk. Bizimle çok samimi olmuştu oda. Bir gün Hellim’e “ siz bu köprüyü yapıyorsunuz ama bu köprü kaç yıl dayanır ki” dedim. O da bana “Zwei Jare” dedi. Ben onun söylediğinin ne anlama geldiğini bilmediğim için kendime göre şöyle anladım. Bizde yar kadın anlamına gelir, o nedenle herhalde dedim “ 2 kadın ömrü kadar”. Meğer 2 yüz yılmış. Şantiyeye şoförlerden başkası giremezdi. Şoförler bizim arkadaşımız olduğu için biz girebiliyorduk.  Benim şimdiki dükkânın karşısını kazmışlar derenin suyunu öteki tarafa çevirmişler. Buradan oraya yuvarlak bir demir döşüyorlar. Bana Hellim gösterdi o zaman “75 bin ton yük bunun üzerine çıkacak burası yük bindikçe alçalıp yükselecek” dedi. Benim belim kadar demirler döşendi o zaman buraya. Bu ayaklar yapıldı, ızgaralar konuldu. Demir çeliğin üzerine 3 kat beton döktüler. Bu köprüde bilyeli sistem yaptılar. O zamanlarda burada öyle teknolojiler bilinmiyor. Bu köprüyü yapabilecek araç gereç de yok.

Sevim Arı: Köprü yapımı tamamlandıktan sonra siz nasıl burada dükkan sahibi oldunuz?

Hayri Hamzaçebi: Köprü yapımı tamamlandıktan sonra, o dönem belediye başkanı Hakkı Hilalci, biz seyyar işi yapanları İstasyonda topladı. “Köprünün altını size versek siz dükkân yapıp oralara girer misiniz” dedi. O zaman buralar çamur bataklık beton falan yok evler yıkılmış bırakılmış. O dönemde tuhafiyeciler Derneği başkanı rahmetli Şerif Cansızoğlu var. Sonradan Esnaf Kooperatifi başkanı oldu. Onun yanında da Dursun Ağıryılmaz vardı 2. başkan. Onlar da bizi çağırdılar ve dediler ki “biz buraya dükkanları  yapsak gelir misiniz”. Parası olan “geliriz” dedi parası olmayan “gelmeyiz” dedi. Rahmetli Harun Türk Soğuksudaki şimdi Aksuların olduğu ayağı “bana verin bende size bu dükkânların çimentosunu vereyim” dedi. 1957 yıllarıydı. Hakkı Hilalcı kabul etti. Hakkı Hilalcıyla Şerif Cansızoğlu geldi bize dükkânları gösterdiler. 91 tane dükkân. Köprünün altında bir sinema vardı Celal- Ferhat Sezgin vardı. Onlar Demokrat Partiliydi onları kuraya katmadan tercihen orayı verdiler. Bizi kuraya çağırdılar. O zaman tuğla sadece Ateş Tuğla’da var. O zamanlarda priket var. Priketi de o dönem İstasyonda bir usta var Sayıt usta sadece o yapıyor. Köprüde Tük malzemesi yok yani. Kurada dükkânları çektik.

Sevim Arı: O dönem buradaki bütün esnaflar dükkân alabildimi?

 Hayri Hamzaçebi: Bizde 145 esnaf vardı. 90 tanesi dükkânları aldı. İsmail Işıklar, Hamit Büyük o zaman belediye encümen azaları geldiler kurada numaraları çekenler numarasına göre herkes yerleri aldı. Birde Bahaddin Dökerel var aza olarak ama tam bir adam. Şimdi bize dediler ki “dükkânları öyle kendi kafanıza göre yapamazsınız, hepsi aynı olacak”.  1957 den kalma tek vitrin var burada Ali Alay’ın. Zamanla her kez değiştir. Biz dükkânları yaptırdık oturmaya başladık. Benim ilk dükkân kiram 6 liraydı. Belediye ne kira derse verdik.

Sevim Arı: Köprünün açılışı yapıldı mı peki?

 Hayri Hamzaçebi: Bu köprünün açılışını Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan, Fatih Rüştü yaptılar. Aynı günde gidip lavuarın açılışını da yaptılar. Köprünün açılışında bakanlar kendi aralarında konuşuyorlardı “bu köprü ebedi yıkılmaz” diye. Lavuarın açılışını yaptıktan sonra Vali konağına geldiler. Ben İsmail Işıklar’a dedim ki “ağabey bu köprü yapıldı ama bunun korkulukları yok çoluk çocuk buradan gelip geçiyor ne yapacağız”. O da dedi ki “buranın demirlerini Ereğli Kömürleri İşletmesi taahhüt etti, korkulukları yapacak ama parasını belediye ödeyecek”. Bu köprünün 60 ihtilalına kadar boyama işini Ereğli Kömür İşletmeleri yaptı.  60 ihtilalından sonra Belediye Başkanı Gültekin Kızılışık yaptı. Sonra Hüseyin Öztek geldi halk adamıydı büyük adamdı o dedi ki;  “esnaftan para toplamadan ben bunun boyasını yapacağım”.  Almanya’dan gelen bu demirlere 1957 den bu yana boya vurulmamıştır. İsterseniz açayım dükkânın içinden bakın. Boya sürülmediği gibi oynayan ayakların altına bile kimsenin baktığı yok. 4-5 sene önce Ereğli’den mühendisler geldi baktılar o zaman onlarda “bu köprüye ölüm yok” dediler. O zamanın belediye başkanı Hakkı hilalci kurada dükkân çıkmayan esnafa şimdiki 12 katlı iş merkezinin olduğu yere 32 tane dükkân yaptı verdi.

Sevim Arı: Köprünün 12 katlı iş merkezinin bulunduğu bölümdeki ayağında bir sallanma var. Şimdi sizin dükkandanda bunu hissetmek mümkün bunun nedeni nedir? Yıllardır varmı bu sallantı?

Hayri Hamzaçebi: Bu sallantının sebebini ben size anlatayım. Yıllar sonra 12 katlı iş merkezini yaparken eski dükkânları çıktılar.  Dükkânları yıkacakları zaman ben dedim ki “bu temeli açarken burayı açmayın burada köprünün ayağı var”. Orada kalın halatlar olduğunu biliyorum.  O müteahhit 12 katlının temelini atarken o halatı kesti. Ben İsmail Eşrefe gittim. “Yaparız, bakarız” dedi işi erteledi. Bende bunun üzerine Valiye gittim Vali Bey geldi baktı halatın kesildiğini gördü. Ve burayı mühürletti. Sonra oranın üzeri kapatıldı ama kesilen halat yapılmamış oldu. O zamandan sonra buranın üzerinden 10-15 tonluk bir araç geçtiğinde köprünün bu ayağı sallanıyor. Çünkü orayı eskisi gibi yapamadılar. Sonra bu bina yapıldı hizmete açıldı. Sonra gelip geçen vatandaş çoğaldıkça İsmail Eşref “burada bir alt geçit yapacağım” dedi. Bende köprünün bu ayağı yıkılır” dedim. O da bana bu köprüye yüzyıllarca bir şey olmaz dedi. Eğer bu köprü de oynama olsaydı o zaman alt geçit yapıldığında çökerdi burası. Bu köprünün hikâyesi böyle.

Sevim Arı: Köprünün yıkılma konusu ilk olarak ne zaman gündeme geldi?

Hayri Hamzaçebi: Bu köprünün ilk olarak yıkılma konusu AKP li Secaattin Gonca Belediye Başkanı olduktan sonra gündeme geldi. O başkan olunca burayı kafaya taktı “yıkacağım” dedi.

Sevim Arı: AKP milletvekili Köksal Toptan’ın da köprüyle ilgili bir açıklaması oldu siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu açıklamayı?

Hayri Hamzaçebi:  O beyanatı ben geçen hafta Zonguldak televizyonundan izledim. Köprünün yıkılacağı yönünde beyanat verdi. Ben kendisini çok severim doğru dürüst bir insandır. Ama o beyanatına çok şaşırdım. Köprünün yapıldığı yıllarda Köksal Toptan Demokrat Partili genç bir avukattı. O da biliyor bu köprünün nasıl hangi teknolojilerle yapıldığını. Böyle bir beyanat vererek esnafı huzursuz etmenin hiçbir anlamı yoktur. Burada esnaflar sürekli olarak dükkânların tadilatını kendileri yapar. Çünkü kontratımızda böyle yazıyor. Diyor ki “dükkânların tadilatı esnafa aittir, devir hakları da vardır”.

Sevim Arı: Yani istediğinizde dükkânları devredebiliyorsunuz?

Hayrı Hamzaçebi: Bu konuyuda şöyle anlatayım. Geçmiş dönem Gültekin Kızılışık geldi devir hakkımızı elimizden aldı sonra Hüseyin Öztek geldi o devir hakkımızı verdi. Ne zaman ki CHP li  bir belediye gelirse başa devir hakkımızı bize veriyor ama diğerleri hangi parti gelirse gelsin hemen esnafı yiyor. Ben Demokrat Partiliyim ama hakkını vermem gerekir. Burada belediye CHP deyse eğer esnafa hakkını verir ama diğerleri sadece esnafı yer. CHP için bir şey demiyorum ben nasıl ki zengin olamazsam onlarda iktidar olamazlar.

Sevim Arı: Peki bu köprü sizin söylediğiniz kadar sağlamsa neden yıkılmak isteniyor?

Hayri Hamzaçebi: Bunun nedeni açık bir şekilde ortada.  Şimdi terminalden Kozlu’ya kadar olan sahil ne oldu bunu sormak lazım. O sahil parsellendi. İsim vermiyorum ama burada parselcilerin gözü var. Burada büyük bir rant düşünülüyor. Çünkü burada çok değerli arsalar var. 12 katlı iş merkezinden buranın esnafımı dükkân sahibi oldu sanıyorsunuz. Bizler bize söylenen koşulları yerine getiremedik o yüzdende parası olan buradaki dükkânları aldı. Bu köprü yıkılırsa da olacak olan odur işte. CHP burada başta olduğu sürece bu köprüyü kimse yıkamaz. Ama belediye başkalarının eline geçerse hemen buraları yerler, yağmalarlar. Biz bu konuda CHP li belediyeye güveniyoruz.

Sevim Arı: Buranın en eski esnafları kimlerdi?

Hayri Hamzaçebi: Fırıncı İsmail Şanal, Akseki’li Latif amca, Şarapçı Ataman, Ali Şeker amca, Hasan Bilir, Kibar amca, Kibar amcada şimdi ki belediye meclis üyesi Orhan Yücelin dedesi.  Benim bitişiğimde Avni Uğur, onun karşısında Cavit. O zaman esnafta başkaydı müşteride. Esnaf kendi arasında birbirini koruyup kollardı kim sıkıntıdaysa herkes birbirine yardımcı olur. Müşterilerimizin çoğunluğu madenciydi. Onlar gelir alışverişlerini yaparlar aybaşı geldiğinde de “ aç bakalım şu kara kaplı defteri” derlerdi. Aksatmadan borçlarını öderlerdi. Çok günlerimiz oldu burada öyle televizyondan “bu köprü patlamaya hazır bomba” diye haber yapıp esnafın huzurunu kaçırmasınlar.